River’da hareketli günler

12 Temmuz 2013

Arjantin futbolu en karmaşık sezonlarından birine girmek üzere. Bir yandan ekonomik krizin yaklaştığını işaret eden sinyaller yüzünden kadrolardan çıkarılan yüzlerce futbolcu, diğer yandan hâlâ düzenlenemeyen yeni sezon ve turnuvalar, ülkede futbolsuz geçen günleri biraz daha zorlaştırmakta. En kötü transfer sezonunun yaşandığı şu günlerde en beklenmedik kararlar River Plate’den gelmekte.

Teofilo geliyor mu?
Geçtiğimiz sene sonunda önce Racing’den bir derbi maçı sonrasında olaylı (takım arkadaşlarına silah çekmişti) bir şekilde Lanus’a geçen ardından Meksika’nın Cruz Azul takımına transfer olan eski Trabzonsporlu Teofilo Gutierrez’e River talip oldu. Kırmızı- beyazlılara yeşil ışık veren Teofilo, çocukluğundan beri River taraftarı olduğunu belirtirken takımın teknik direktörü oyuncunun takımda yerinin garanti olduğunu fakat eğer River’in teklifini kabul ederse önünü kapamayacaklarını belirtti. Teofilo’nun Ramon Diaz’ın takımına geçebilmesi için bonservisinin yarısının ödenmesi gerekiyor. Transferin sonucu önümüzdeki günlerde belli olacak. Cruz Azul’un yaptığı açıklamalara göre Teo Meksika’da sakin bir sezon geçirmiş ve takım arkadaşları tarafından seviliyormuş. Meksika için Latin Amerika’nın en şiddet seven ülkesi diye boşuna söylemiyorlar herhalde!

River’da jübile
Takımlar ara sezonda kamplarına gitmeye hazırlanırken en şaşırtıcı haber yine River’dan gelmişti. Takımın yıldızı David Trezeguet kampa gitmeyecekti. Birkaç hafta süren sessizliğin ardından taraftarlara gönderdiği mektup yoluyla konuşan David ‘desteğiniz için teşekkür ederim. Bir gün belki yine oyuncu olarak kulübe dönerim’ diyerek o her zamanki zerafeti ile Ramon Diaz’ın aldığı karara olan tavrını dile getirdi. Arjantin’de kalacağını açıklayan David Trezeguet mektubuna ‘bu zor ve çok emosyonal bir durum.
Hayatım boyunca hep River’da jubile yapacağımı hayal ederdim, hem oyuncu hem bir taraftar olarak, kısmet değilmiş’ diye son verdi. Oyuncuya sezon sonunda küme düşen İndependiente ve birinci lige çıkan Rosario Central’den teklifler gelmesine rağmen henüz bir karar vermiş değil. Ama futbol oynamaya devam etmeye niyetli ve istekli olduğunu da saklamıyor Trezeguet.

Sürpriz final

Yazının devamı...

Sevinç gölgede kaldı

5 Temmuz 2013

Dünya Kupası’na bir yıl kala, Brezilya ev sahipliği yaptığı Konfederasyon Kupası’nı, finalde İspanya’yı mağlup ederek kazandı. Kazandı, ama bu şampiyonluk futbol ülkesinin beklediği kadar şatafatlı olmadı.
Kupanın başlaması ile neredeyse paralel olarak sokaklar dökülen Brezilya halkı, önceleri 20 centlik bir otobüs zammına reaksiyon veriyor gözükseler de aslında bu zam bardağı taşıran son damlaydı. 2007’den bu yana Dünya Kupası için yapılan harcamalar ve yolsuzluk Brezilyalıların o meşhur futbol tutkusunu bile geçerek Konfederasyon Kupası boyunca maç izlemek yerine sokaklarda hükümetten hesap sormaya itti.
Stadyumların onarımına harcanan paranın son 3 Dünya Kupası için harcanan paranın toplamından daha yüksek olması (30 milyar dolar) çoğunluğu orta sınıfa mensup olan ve yılın 5 ayında sadece vergi ödemek için çalışan bu insanların reaksiyonlarına sebep oldu.
Hükümet ve yetkililer olayı yatıştırmak için zammı geri aldılar, ama insanlar “Neymar’in eğitimi” için harcanan bu paraların kendi çocuklarının eğitim ve sağlığı için de harcanmasını talep etmeyi sürdürdüler. Brezilya Milli Takımı bir yandan tur atlayarak yükselirken, vatandaşlar da stadların çevresinden ayrılmadılar. Final maçında ağzına kadar dolu Maracana Stadı’nın içindeki törene bile karışan protestolar daha ne kadar devam edecek bilemeyiz, ama Brezilya belki de ilk kez hayatlarının samba, karnaval ve futboldan ibaret değil, daha ciddi meselelerle de ilgili olduğunu gösterdiler.

Heyecan kasırgası
Güney Amerika’nın Şampiyonlar Ligi’nde yarı final zamanı geldi, çattı. Çarşamba akşamı Rosario’da oynanan maçta Ronaldinho’nun Atletico Mineiro’su, Rosario’da bu sezonun Arjantin şampiyonu Newell’s karşısında 2-0 yenildi. Newell’s, Arjantin futbolunun sadece 5 büyüklerden ibaret olmadığını gösterdi ve rakibi, turnuvanın favorisi Atletico karşısında Maxi Rodriguez ve Scocco’nun muhteşem golleri ile tarih yazdı diyebiliriz. Henüz Teknik Direktor Gerardo Martino ile kontrat yenilemeyen takım, eğer yenileme yaparsa önümüzdeki sezona da iddialı bir giriş yapacak. Ama tabii Belo Horizonte’de onları zorlu bir deplasman bekliyor.

Yazının devamı...

İLK KEZ HAYAT DURMADI

24 Haziran 2013

Kadınlar vücutlarını “Benim bedenim, benim kurallarım” yazılarıyla süsleyerek sokağa çıktı.

Brezilya’da hayat, futbol olunca durur. Hele milli takım oynuyorsa. Dünya Kupası’na bir yıl kala bazı çevrelerin hazır olup olmadıklarını eleştirdikleri milli takım için Konfederasyon Kupası bu yüzden çok büyük bir önem taşımakta. Her ne kadar birkaç gündür devam eden protestolar yüzünden içimden belki bu sefer böyle olmaz demiştim, ama yine oldu. Konfederasyon Kupası’nın son grup maçında kuzeydeki Salvador eyaletinde yapılan İtalya maçı ev sahibi takımın şu ana kadar oynadığı en önemli maç olacağı için, Rio de Janeiro’da kulaktan kulağa dolaşan protestolar yerine hemen hemen herkes üzerinde Brezilya formaları ile sokaklara kurulan büyük ekranların önünde maç izlemeye hazırlanıyordu cumartesi günü.

‘Gaz sıkan polis yargılanmalı’
Maç başlamadan önce seyrettiğimiz stad çevresi görüntülerinde, bir yanda rengarenk kıyafetleri ile takımlarını desteklemeye giden Brezilyalılar diğer yanda ise maçın yapılacağı stadın önünde binlerce kişinin protestolarını seyrettik. Maçın başladığını belirten düdüğün ardından Copacabana ve Ipanema’da kurulan dev ekranların önünde her zamankine oranla daha sakindi futbol severler. Brezilya 4-2lik İtalya zaferine rağmen, taraftarlar kutlamalarını her zaman olduğu gibi sabahlara dek sürdürmek yerine, erkenden evlerine dağıldılar.
Ben de perşembe gecesi yaşanan kaotik protesto sırasında polis tarafından basılan ve daha sonra ablukaya alınan Rio de Janeiro Federal Üniversitesi öğrencileri ile konuşmaya gittim. Yaşları 20 ile 27 arasında değişen gençlerin çoğunun ilk protestosuydu perşembe gecesi yapılan yürüyüş. Yaklaşık 3 km boyunca tek bir polis görmeden yürüdüklerini fakat valinin ofisine geldikleri anda nereden geldiklerini anlamadıkları jandarma ve özel tim güçlerinin üzerlerine saldırmasıyla panik halinde şehir merkezine doğru kaçtıklarını fakat jandarmanın şehir merkezinde vandalları durdurmayı amaçlayan operasyonu kontrol dışına çıkıp bu olaylarla yakından uzaktan ilgisi olmayan öğrencilere hatta çevredeki barlarda oturan şahıslara da saldırdıklarını anlatırken, bazıları o gecenin yaralarını taşıyan öğrencilerin yüzlerindeki endişe ve korkuyu görmemek imkansızdı.

Yazının devamı...

‘Dünyayı izleyen orta sınıf ayakta’

23 Haziran 2013

Rio de Janeiro ilk kez bu kadar boş, bu kadar sakin. Özellikle perşembe gecesi yapılan ve yaklaşık 1 milyon kişinin katıldığı protestonun ardından sanki başka bir şehirde gibi hissetmemek imkansız. Polisin şehir meclisine girmeye çalışan bir grubu hedef alarak başlattığı şiddet şehir merkezinde kaos yarattıktan sonra etrafımda kapalı kepenkler, boş sokaklar ve bir önceki günden kalan pankartları temizleyen çöpçüler var sadece. O her zaman turist dolu ve her köşesinden samba ritmleri gelen sokaklar boş olsa da Riolular belki de ilk kez yıllardır şikayet ettikleri yolsuzluk ve haksızlıklara karşı beraber bir adım attılar ve istediklerini alana kadar da geri adım atmayacak gibi görünüyorlar. Cuma günü protestolar şehrin en ünlü plajlarına doğru kayarken bunu anlamak zor olmadı. Polisin yaraladığı yüzlerce kişiye rağmen yılmamıştı Riolu gençler. İpanema’da binlerce kişi onlara hayretler içinde bakan turistlere neden Dünya Kupası’na gelmeyeceklerini anlatmaya çalışıyordu.

İnsanlar evlerinden atıldı
Protestolar her ne kadar Sao Paulo’da yükselen otobüs fiyatlarından dolayı çıksa da aslında tabii ki olay 20 centlik bir zamdan ibaret değil. Brezilyalılar, özellikle de Riolular geçtiğimiz 6 yıl boyunca giderek pahalılaşan şehirleri, bitmek bilmeyen inşaatlar yüzünden daha da felç olan trafiği, göz göre göre çalınıp çırpılan milyarlarca doları ve sonunda ulaşılamayacak kadar pahalı bilet fiyatları yüzünden seyredemeyecekleri Dünya Kupası için sokaklara döküldüler. Son 3 yıldır hemen hemen her ay en az bir hafta geçirdiğim Rio’da hayat pahalılığı inanılmaz bir boyuta geldi. Dünya Kupası ve Olimpiyatlar yüzünden artık favelalarda (ki güvenlik için özel timlerle güya uyuşturucu mafyalarından temizlendi bu mahalleler) bile ev bulmak zorlaştı. Kentsel dönüşüm projeleri yüzünden evsiz kalan binlerce insana Rio hükümeti yardımcı olmadığı gibi, evlerinden çıkmak istemeyen aileleri diri diri yakmakla tehdit ettikleri dedikoduları dolaşıyor şehirde.
Peki neden daha önce protesto yapılmadı diye soruyorsanız, tabii ki yapıldı. Fakat ‘mini dünya kupası’ olarak da bilinen Konfederasyon Kupası’nın başlaması olayları tetikleyen etken oldu. Kupa için bitirilmesi gereken stadyumların hazır olmadığı, açılanların daha maç görmeden çatılarının çökmesi, ve tabii ortaya çıkan yolsuzluk hikayeleri insanların “yok artık!” demelerine sebep oldu.

‘Vali’nin tek düşündüğü para’

Yazının devamı...

Brezilya halkını suçlayamayız!

21 Haziran 2013

Geçen hafta heyecanlı Dünya Kupası’na doğru geri sayımın başladığını yazmıştım. 4 yıllık bekleme süresi neredeyse bitti, tam 360 gün sonra futbol ülkesi Brezilya bir kez daha futbolun en önemli turnuvasına ev sahipliği yapacak. Taa ki uzun bir süredir özellikle Rio de Janeiro’da duyduğum şikayetler bir otobüs bileti zammı ile Sao Paulo’luların sokaklara dökülüp kupayı ve hükümetin organizasyon için harcadığı milyonlarca doları eleştirmeye başlamasına kadar.
Bir haftadır Konfederasyon Kupası’nın yapıldığı statlar başta olmak üzere ülkenin hemen hemen tüm büyük şehirlerinde düzenlenen protestolarda ‘Dünya Kupası’na gelmeyin’ sloganları futbolseverleri endişelendiriyor olabilir. Endişelenip hayıflanmak yerine bu şikayetin nedenlerini görebilenler muhtemelen Brezilyalılara hak vereceklerdir.
Okuma yazma bilmeyenlerin hâlâ nüfusun %12’sini oluşturduğu ülkede, hastane ve okul yapılması gerekirken milyonların üstüne üstlük yolsuzluklarla dolu projelerle statlara harcanmasına karşı tepki gösteren bunu da barışçı bir yolla yapan halkı nasıl suçlayabiliriz ki?
Konfederasyon Kupası protestoların gölgelerinde devam ediyor. Mini Dünya Kupası, yanı Konfederasyon Kupası protestoların sebeplerinden birisi olan milyonlarca dolarlık statlarda oynanmaya başladı. Fakat ne uzun bir süredir birbirleriyle oynamaları beklenen İspanya ve Brezilya ne de Neymar’ın birbirinden güzel golleri turnuvanın protestoların gölgesinde geçmesini engellemiyor. Başkent Brasilia’daki açılış maçı ve ertesi gün Maracana’da yapılan maçta Riolular’ın stada giden yollar boyunca yaptıkları prostesto maçtan çok daha fazla ilgi çekti. Finalde ne olur söylemek şimdiden zor, ama Brezilya kupayı alamazsa protestolar bir süre daha devam eder.

‘Güle güle oğlum!’
Bir önceki hafta Monumental’ River’a yenildikten sonra küme düşmesi neredeyse netlik kazanan Independiente geçen hafta kendi stadında 100 yıllık tarihinde çok üzücü bir ilki yaşadı.
Stada doğru giderken bu ihtimalin yüksekliği beni ‘acaba yine yanan bir stattan koşarak çıkmak zorunda mı kalacağım?’ diye düşündürmüştü. Ama Avellaneda mahallesinde yürürken yanımdan geçen taraftarlar ve stadın içindeki atmosfer River’dan farklı bir his bıraktı. Hüzün. Ama nefretten, şiddetten uzak bir hüzün. El Rojo’nun Barassi ile beraber maçı izledim. Bir yandan San Martin’de San Juan maçını radyo ile takip eden ve gözlerini kendi takımlarından alamayan taraftarların, birer ikişer SMSJ’nin golünden sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlaması bir futbolsever olarak benim için şahit olunması zor bir durumdu. San Lorenzo’nun golünden sonra bütün stat göz yaşlarına boğuldu. Buna rağmen son dakikaya kadar takımları için tezahürat eden Independienteliler, örnek bir taraftar grubu olarak ayrıldılar o gün Libertadores de America Stadı’ndan. En son dinlediğim şarkı ise bir gülümseme bile getirebildi yüzüme: “Güle güle oğlum, güle güle, baban bir yolculuğa çıkıyor, ama üzülme, seneye tekrar kavuşacağız!” (Burada oğlum dedikleri en büyük rakipleri Racing).

Yazının devamı...

Dünya Kupası’na bir yıl kaldı

17 Haziran 2013

Brezilya’da salı günü tüm gözler Maracana Stadı’nın önündeki saatteydi. Dünya Kupası’na doğru geri sayımın başlamasını bekliyordu tüm ülke. Ve artık gün saymaya başladık. Hala inanamıyorum, 4 sene nasıl geçti? Eleme maçları, Brezilya’da yaşanan hazırlıklar ve tabii stadyum sorunları, ekonomik etkenlerin doğurduğu protestolar ve geçtiğimiz hafta yapılan Güney Amerika eleme maçlarının ilginç sonuçlarını da göz önünde bulundurursak, hiç şüphem yok ki, 2014 Brezilya Dünya Kupası unutulmaz turnuvalardan birisi olacak.
Sonuç ne olursa olsun 2014 Dünya Kupası’nı hatırlayacağımız bir konu var ki; o da stadyumlar. 3 yıldır bir türlü bitirilemeyen, FIFA’nın uyarılarına rağmen Brezilyalı yetkililerin “Tamam, anladık bitmedi, ama hepiniz biliyorsunuz ki, en güzel Dünya Kupası’nı yine de biz yapacağız” dediği stadyumlar. 2010’dan bu yana restore edilen Maracana sonunda geçtiğimiz hafta yapılan Brezilya-Fransa dostluk maçı ile resmen açıldı ve tahminler doğrultusunda şikayetten çok keyifli yorumlar dinledik seyircilerden. Bazı gelenekselcilerin “Burası Maracana tadı vermiyor!” demelerine rağmen, çoğunluk yapılan onarımdan memnun görünüyordu. Stadın çevresinde inşaatın yeni bittiğini gösteren boş alanlar ve çimento torbalarına rağmen, bir ay önceki soft opening’den çok farklı bir ortam vardı. Barcelona’ya transferinin ardından ülkeye dönen Neymar’ın muhteşem golleri ve kaçırdığı pozisyonları düşününce, şanslı Riolular Dünya Kupası finalini izler gibi mutluydular.
Maracana açıldı açılmasına ama, stadyumlarla ilgili problemler bitmedi. Maracana kapalıyken Rio’nun büyük takımlarına, öncelikle Botafogo maçlarına ev sahipliği yapan Rio’nun diğer stadı Joao Havelange ya da popüler ismi ile Engenhao çatısındaki çökme tehlikesi yüzünden onarıma alındı. Sadece Engenhao değildi geçen haftanın yağmur mağduru, Bahia’da şiddetli yağmur yüzünden Konfederasyon Kupası’na bir hafta kala daha iki ay önce açılan Fonte Nova Arena’sı da güvenlik nedeniyle kapatıldı.

Messi’siz Arjantin mi?

Güney Amerika eleme maçlarının sondan bir önceki ayağında Arjantin önce Kolombiya sonra da Ekvator ile berabere kaldı. Daha önce bahsetmiştim, bu iki takım da genç kadrolarına rağmen belki de 2014’de sürpriz yapabilecek takımlar. Messi’siz bir Arjantin Milli Takımı seyrederken gördük ki, eğer yıldız futbolcu oynamazsa (ve tabii İspanya’daki vergi borçlarını ödemezse!) seleccion için zor bir Dünya Kupası olacak 2014.

Zico’nun teşhisi
60 yaşındaki eski futbolcu, ülkenin en sevilen ve sayılan isimlerinden biri. Katıldığı ve kazanamadığı 3 Dünya Kupası’na rağmen Flamengo ve Fenerbahçe’nin idollerinden birisi olduğu konusunda şüphe yok. Ama Zico’nun, Brezilya Milli Takımı’nın ev sahibi olmasına rağmen Dünya Kupası’nı 6. kez kazanacak bir takıma sahip olmadığını düşünüyor olması, Brezilyalılar tarafindan çok hoş karşılanmadı. Zico’ya göre takım çok genç ve tecrübesiz. “Dünya Kupası’na bir sene kaldı, fakat daha ilk 11 belli değil!” diyen Zico bu kadar büyük bir sorumluluğun bu kadar genç bir takımın sırtında olmasını doğru bulmuyor. “Neymar daha 21 yaşında ve bu ilk Dünya Kupası!” diyen Zico takımın tecrübeli oyunculara ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Brezilya Futbol Federasyonu’nun, Mano Menezes’i görevden almasını da eleştiren Zico, Arjantin’i favoriler arasında gösterdi: “Eğer finale çıkarlarsa umarım karşılarında Brezilya olmaz. Eğer öyle olursa, aynı 1950’de olduğu gibi üzücü bir sonuç olur. Ve tabii Maracana uğursuz stat olarak tarihe geçer!”

Yazının devamı...

Mouche’nin öfkesi

7 Haziran 2013

Kayserispor’un yıldızlarından Pablo Mouche sezonun bitmesi ile Buenos Aires’e döndü. Döndüğü gün radyoda konuştuğumuzda Türkiye’yi ne kadar sevdiğinden, çat pat öğrendiği Türkçe ve Türk geleneklerinden bahsedip, çok eğlenmişken, ertesi gün Twitter’da neredeyse Arjantin’deki tüm takipçilerini sinirlendirip, uzaklaştıracak bir mesaj atti Pablo.
Kız arkadaşı ile Buenos Aires’de dolaşırken, iki motosikletli hırsız tarafından polisin önünde hırpalanan ve soyulan Pablo, bu olayın ardından “Bu b.....n ülke hakkında ne diyebilirim ki? Sokakta yürürken soyuluyorsun ve polis hiçbir şey yapmıyor” diye bir tweet attı. Ardından “Buraya dönmek istemememin sebepleri işte böyle olaylar” diye devam eden, futbolcunun bu tweetleri hoş karşılanmadı ve gelen tepkiler Arjantin sosyal medyasında Mouche’yi bir numaraya getirmişti ki, ilk önce tweeti sildi, daha sonra da hayranlarından “öfke anında” düşünmeden yazdıkları için özür diledi.

Zordaki dev
Sezonun ortasından beri şampiyonluğa giden takımlardan çok küme düşme tehlikesi ile karşı karşıya olan Independiente ile ilgili yazıyorum. Hemen hemen her maçına gittiğim ve geçtiğimiz haftaya kadar da küme düşmeme şansı olan takımdı el Rojo. River’in, Argentinos Jrs’a verdiği 3 puana, Independiente’nin kendi sahasında alamadığı 3 puan eklenince, Avellaneda’nın kırmızılılarının 1. ligde kalma mücadelelerini pazar günü ilk önce yeni prime-time futbol saatinde Monumental’de yapılacağı açıklanan, daha sonra stat çevresindeki mahalle sakinlerinin ısrarıyla güvenlik sebebi ile saat 14’e alınan maç sonrasında göreceğiz.
Salı günü toplanan AFA’nın maçı deplasman seyircisi olmaksızın yapmaya karar vermesi, geçen haftaki River-Argentinos Jrs maçında River’in anule edilen golü ve bazı maçlarda hakemlerin aldığı kararlar göz önünde bulundurulunca, Independiente taraftarlarına her geçen gün AFA Başkanı Julio Grondona, Başkan Cantero’ya bir ders vermek mi istiyor dedirtti.

Yazının devamı...