Bir kravat bin ayıp örter

Vallahi bravo, Sabiha Gökçen Havaalanı Taşıma ve İşletme Kooperatifi (SAWKOOP) işi çözmüş. Bakmış yolcularda taksiye binme konusunda bir ayak sürüme, bir manasız Uber merakı. Demiş “Bu yolcuların bir ulaşım aracında aradığı, bizim taksilerde olmayan ne olabilir?”

Şoförlerimiz yeterince hoyrat mı davranmıyorlar? Evvelallah, bir itip kakmaları eksik. O da artık havaalanı çıkışında herkesin gözü önünde olmasın bir zahmet.

Yolcu alırken seçici mi davranmıyorlar? Hem de nasıl, beğendikleri, beğenmedikleri güzergâhlar konusunda gayet net bir duruşları var. Sıradan çıkacaklarsa buna değmeli, üç kuruş için teker dönmez. Dönerse de o yolcu o yere gittiğine pişman edilir.

Yolcuyu gezdirip dolaştırmıyorlar mı? Rica ederim, aynı yakada A noktasından B noktasına gidecek adamı köprüden geçirip Boğaz havası aldıran taksi şoförleri gördü bu gözler, kim yapar bu fedakârlığı, siz söyleyin.

Kazıklama âdetleri mi yok? İşte orada durun. Yolcuyla aralarına taksimetre gibi soğuk teknolojik aletler sokmayı tercih etmiyor olmaları onları kötü niyetli yapmaz. Pazarlık geleneklerimizde var bir kere. Ne demiş atalarımız: “Dövüşerek pazarlık et, güle güle ayrıl.” Önemli olan müşteriyi güldürmek son tahlilde.

Peki, nedir canım bu insanların derdi, bizim arkadaşların eksiği? Ve SAWKOOP -tahminen bizim mahkemelerin pek sevdiği kravat indiriminden esinlenerek- cevabı bulur: Tabii ki kravat. Cinayet işlemiş adama iyi halden ceza indirimi sağlayan kravat şu saydığımız ufak tefek defoları mı örtmeyecek?

Neticede müjdemi isterim, bundan böyle Sabiha Gökçen Havalimanı’nda görev yapan SAWKOOP’a bağlı taksiciler kravat takmak zorunda. Gömlek ve koyu renk elbise de cabası. Bu durumda bize düşen, kravatın değdiği boyunda sihirli değnek etkisi yaratmasını ummak. Belki de dönüşüm kravattan başlıyordur.

Belediyelere mutluluk departmanı

20 Mart, Dünya Mutluluk Günü’ymüş. Yani biz dün öfkemiz burnumuzda ne uğruna olduğunu bilmediğimiz savaşlar eder, birilerine çelme takıp başkalarının omuzuna basarak yükselmeyi umarken, bilmiyorum işte hırslarımızdan mutluluk beklerken, dünyada Mutluluk Günü kutlanmaktaymış.

Ve bugünün şerefine DW Türkçe’nin haberinden öğrendiğimize göre, Hollanda’nın Schagen kenti belediyesi bir Mutluluk Departmanı kurmuş. Adı basbayağı bu ve başında Jan Steven van Dijk adlı biri var, görevi Schagen’lileri mutlu etmek. Göreve gelince ilk iş bir anket yaptırmış, insanların mutlu olmak için ihtiyaç duydukları şeyleri şöyle sıraladıklarını görmüş:

Yalnız olmamak, başlarının üstünde bir çatı olması, kendilerini güvende hissetmek ve yaşadıkları kentin şekillendirilmesinde söz sahibi olmak.

Ev kiralarının ödenebilir olması için belediye arazi bedeli almayarak, insanlara ekip biçmeleri için birer parça toprak vererek bunların bir kısmına katkıda bulunmaya başlamış. Ve yapılacak her iş için kent sakinlerinin fikrini sormayı âdet edinmiş. Bir caddede inşaat mı yapılacak, daha sonra nasıl görünmesini istedikleri kentlilere soruluyor. Böylece insanlar kendilerini oraya ait hissediyorlar.

Basit ama önemli şeyler. Şimdi Hollanda’da Schagen’i izleyen başka belediyeler oluyormuş. Hani seçim arifesindeyiz, bizim adaylar da belki aslolanın o kentte, ilçede, beldede yaşayanların mutluluğu olduğunu hatırlar.