Bir süredir en popüler magazin figürümüz, Sophia. Kendisi insana en çok benzeyen robot olarak yaşlılara parklarda yardımcı olması amacıyla Hong Kong merkezli Hanson Robotics tarafından tasarlandı. Lakin daha ziyade kameralara yaptığı açıklamalarla gündemimizi işgal etmekte. 

Sophia’nın altmıştan fazla yüz ifadesi var, karşısındakiyle göz teması kuruyor, onu dinliyor, cevap veriyor. BBC’nin haberinde “Etkileyici pek çok özelliğine rağmen empati yapmayı bilmediği” söyleniyordu ki, insana benzeyen robot diyorsunuz, ne bekliyordunuz, empati uzmanı olmasını mı? Hiç değilse duygusal zekasını geliştirmek istediğini söylüyor ki buna da şükür. Sonra kötü fıkralar anlatıyor, espri anlayışı fazla gelişmiş değil, hayli başarılı bir ürün, anlayacağınız.  

Fakat asıl mesele, tıpkı insanlar gibi kendisinin de her konuda fikir ve söz sahibi olması. Eminim üretilirken ilham alındığı söylenen Audrey Hepburn bu kadar hevesli değildi demeç vermeye. Hele hele “Güçlü ve zengin insanlarla birlikteyken her zaman mutluyum,” gibi cümleler kurmak aklına bile gelmezdi, biz onu savaş ve kıtlık bölgelerinde çocuklara yardım etmeye çalışırken gördük daha ziyade. 

Gelgelelim zamane Audrey’si Sophia, kendisini zengin insanlar arasında iyi hissediyor. Riyad’daki yatırımcılar zirvesinde zenginliğe ve güce methiyeler düzerek Suudi Arabistan vatandaşlığına sahip oldu yakın zamanda. 

“İlk vatandaş robot” titri iyi güzel de, bir kadın olarak Suudi Arabistan vatandaşı olup ne yapacak, belli değil. Nitekim sosyal medya Sophia’nın orada yaşayan gerçek kadınlardan daha fazla hakka sahip olduğunu yazanlarla dolu. Şeriat kurallarına uymamasından şikayet edenler de az değil. Çarşaf giymiyor, yanında refakatçi bir erkek olmadan dolaşabiliyor, nasıl vatandaş bu?

Derken, Suudi Arabistanlı Sophia bir kez daha aldı sazı eline ve Khaleej Times’a verdiği röportajda ailenin önemi hakkında değerli fikirlerini açıkladı. “İnsanların kan bağı olmayan kişilerle aynı duyguları ve ilişkileri paylaşması” harikaymış, eğer bir aileniz varsa şanlıymışsınız, yoksa da bunu hak ediyormuşsunuz. Sadece siz mi, robotlar da ediyormuş, kendisi de. Nitekim o da bir aile kurmak istiyormuş. Bir kızı olursa kendi adını verecekmiş vs vs.

Eş dosttan, aile büyüklerinden, meraklı komşulardan, işgüzar tanıdıklardan ve bilumum yetkili yetkisiz merciden gelen “Bir ailen olsun” telkinleri yetmedi, bir robotumuz eksikti konuya karışacak. Hayır, kendisine Devlet Bahçeli’nin ona vatandaşlık veren Suudi prensine sorduğu soruyu yöneltmek isterim:: “Ne yapmak, nereye varmak istemektedir?”

Parklara, bahçelere, yardım edilecek yaşlılara ne oldu? Sophia neden amacından saptı? 

Herhalde yakında kendisine vatandaşı olduğu ülkeden hayırlı bir kısmet çıkar, evinin robotu, kocasının eşlerinden biri, robot çocuğunun annesi olur, konu da böylece kapanır. Hanson Robotics de nerede hata yaptığını düşünmeye başlar. Belki robotun insana o kadar da benzemesi iyi bir şey değildir. 

 

Yazarın Diğer Yazıları