“Bir şey de gelsin, beni zorlasın istiyorum”

Yavuz Turgul’un son filmi “Yol Ayrımı”nda Şener Şen ile birlikte kamera karşısına geçen Nihal Yalçın, “ Ben daha nasıl bir oyuncu olduğumu kimseye gösteremedim bence” diyor

Televizyon izleyicisi “Nerelerdesiniz?” diye sorabilir ama Nihal Yalçın iki sezondur “Antabus” adlı tek kişilik oyunuyla her yerde. Şimdi de Yavuz Turgul’un yedi yıl aradan sonra çektiği, bu hafta gösterime giren yeni filmi “Yol Ayrımı” ile beyazperdede. Televizyonda şu an onun oynayabileceği iş olduğuna inanmıyor. Nihal Yalçın’la Kuzguncuk’ta, “Yol Ayrımı”nın çekildiği Botanik Bahçe’de buluştuk.

“Bir şey de gelsin, beni  zorlasın istiyorum”

Çok sert olduğu anlatılır Yavuz Turgul’un hep. Sizin için nasıl bir deneyimdi?

Herkes dedi ki kan kusturuyor, zor bir yönetmen. Ben âşık oldum Yavuz Hoca’ya. Ona da dedim, “Biz aşk yaşıyoruz, farkında değil misiniz?” Şöyle aşk; iki meslektaşın, hocanın ve öğrencisinin hayranlık durumu. 2012’de “Yeraltı”lar, “Araf”lar çekilirken, hiç bilmediğim bir dünyaydı set. Bir yönetmenle nasıl çalışılır, bir sette nasıl durulur bilmeden, yönetmenin her eleştirisini üzerime alınıp çok kırıldım. O kadar kırılınca da agresifleştim, istediğim gibi olmadı. Çok kötü şeyler çıkmadı ama ben hâlâ kendimi tam anlamıyla ifade edecek hiçbir iş yapmadım.

Sinemada mı?

Sinemada da televizyonda da. Daha nasıl bir oyuncu olduğumu kimseye gösteremedim bence. “Yeraltı”ndan sonra hep o kadınlar geldi bana. Kadın hep arkada, bir şeylere sebep olmuş olarak duruyor. Ya da olacaksa da işte kadına şiddet hikâyeleri çıkıyor. Başka bir şey de gelsin, beni de zorlasın. “Yol Ayrımı”nda da bilmiyorum ne çıktı, çünkü bir öğrenci gibi başka bir şeyle uğraştım. Yavuz Hoca hiç esirgemedi ne sevgisini ne saygısını ne övgüsünü. İlk defa sete gidiyorum diye bu kadar mutlu oldum.

Oyunculuğun sizi çok zorlamadığından söz etmişsiniz. Bu proje bir istisna mı oldu?

Oynadığım şeylere bakalım; “Yeraltı”nda da “Araf”ta da alt sınıftan kadınlar, biri kapıcı, öteki işçi. Ya da “Antabus” Leyla. Ben o kadınları çok iyi tanıyorum, benim yan komşum, benim annem öyle kadınlardı zaten. Ben de orada yaşadım 30 sene. Burada şöyle bir şey oldu; Yavuz Turgul ve böyle bir hikâye olunca çok ciddiye alıyorsun. Ben inek öğrenciyimdir. 50 bin tane alt metin yazdım kendi kendime. O zorlanmayı sevdim aslında. Artık zorlanmak istiyorum başka kadınlar oynamak istiyorum. Emine başka kadın mı? Hayır ama benim için süreci çok kıymetli bir şey yaşadım. 10 yıl sonra öğrenci oldum yeniden.

“Romantik bakamıyorum”

“Yalan Dünya”dan sonra son diziniz “Beş Kardeş”ti. Genelde komedi tercih ediyorsunuz anladığım.

Televizyonda bir şeyi çok inanarak oynayan oyunculara büyük gıptayla bakıyorum. Beni gülme tutar. Televizyonda hiç inanmadığım bir şeyi inanarak oynamak müthiş zor geliyor. O yüzden komedi seçiyorum, daha dışına çıkabiliyorum hikâyenin.

Niye, beş dakika birinin gözüne romantik bir şekilde bakamaz mısınız?

Romantik de, karizmatik de bakamıyorum. Yapacağım iş yok televizyonda şu anda. Beni tutup da başrole koymayacaklar, koyarlarsa komedide koyarlar. Çünkü ben Türk dizi piyasasının algısına göre güzel bir kadın değilim. Benle ilgili öyle bir şey var ya, “Kadın güzel mi çirkin mi belli değil ama çok çekici”. Yani benden hoşlanıyorlar ama gururlarına yediremiyorlar, anaları beğenmeyecek. Başrol kızın en yakın arkadaşını mı oynayayım? Kötü kadın mı oynayayım? Seni koydukları yer orası, esmersen, burnun hokka değilse. Anlamadığım, burun kendi burunları değil, kendi kaşları değil, yanakları hatta değil artık neredeyse, ama bunlar güzel.

DİĞER YENİ YAZILAR