Bir yalanın mı var?

Günden güne taraflarının arası açılan kamplaşmamızın olmazsa olmaz bir körükleyici maddesi var: Uydurmak.

Ortaya neredeyse hiçbir unsuru gerçekle uyuşmayan ama çok ilgi çekecek bir iddia atıyorsun, dünya görüşü seninle aynı olan insanlar bu ‘kesin’ bilgiye anında ikna olup yaymaya başlıyor. Tabii ki sorgulamadan, doğru mu değil mi diye bakmadan. Tek kriter karşı kampı karalamaya uygun olması.

Duruma göre Kabataş hikâyesi olabiliyor bu, duruma göre de ‘organik hoşaf’. İki gündür memlekette başka bir dert yokmuş gibi TRT’nin ‘bilim’ yarışmasında ‘organik hoşaf’ projesinin birinci olduğu haberiyle uğraşıyoruz. Üstelik “Alzheimer hastaları için akıllı çip” projesini geride bırakarak!

Neden bilimde bu içler acısı halde olduğumuza dair tweet’ler birbirini izliyor. Ne yaratıcılık, ne mizah gücü. Tabii böyle baktığında ne kadar da verimli bir alan. Haber siteleri, bazı gazeteler, ünlü isimler, hepsi konuyla meşgul. Kimse sormuyor, haber doğru mu, teyit.org soruyor sonunda. Ve ne öğreniyoruz? Ortada koca bir balon haber olduğunu.

Öncelikle program bir bilim yarışması değil, adı “Bir fikrin mi var?” olan bir girişimcilik yarışması. Dolayısıyla, bilim projeleri değil, markalar, ürünler yarışıyor. Ve ortada “Ben hoşafı icat ettim” diye önemli bir bilimsel buluşa imza attığını iddia eden bir yarışmacı değil, balla yapılan ve pastörize edilmeden raf ömrü uzatılan bir hoşaf markası geliştiren bir gıda mühendisi var. Kendisinden uzaya gitmesini beklemek çok doğru değil yani. Hangi alanda eğitim görmüşse o alanda bir ürün ortaya koymuş genç bir kadın girişimci, bu saldırıyı hak etmiyor.

Üstüne üstlük, bu ürün birinci falan olmamış. O sözü edilen “Alzheimer çipi” ile birlikte finale kalan projeler arasındaymış, birinciliği Adnan ve Uğur Kal kardeşlerin geliştirdiği “hız ayarlı yol kasisi” kazanmış. Bunların hepsini üç dakikalık bir video izleyerek öğrenmek mümkün, uzun araştırmalar istemiyor.

Hal böyleyken kim, neden ortaya atıyor bu “Organik hoşaf icat edildi, bilim yarışmasında birinci oldu” iddiasını? En azından gazete siteleri neden bir an bile şüphe etmeden yayınlayıveriyor? Sırf kulağa çok eğlenceli geldiği için değil herhalde.

Tamam, şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları için atık yengeç ve karides kabuklarından yara bandı üreten öğrencilerin projesinin, ABD’deki Genius Olimpiyatları’nda dünya birincisi olurken, TÜBİTAK’ın bölge sergisine bile çağrılmaması, buna karşılık misal ezanla büyüyen fasulye gibi bilimsel icatların ortaya atılıp kabul görmesi bu tür iddiaları inandırıcı kılacak ortamı hazırlamış olabilir.

Ama sen canın sıkıldıkça bir hikâye uydurup ‘senin gibi düşünenlerden’ duyduğun her şeye sorgulamadan inanıp karşıdan gelen her sese de kulağını kapatırsan sıra sana geldiğinde derdini anlatmayı nasıl başaracaksın?