Biz varız

Çok acayip, bu memlekette kadın meselesi doğru şıkkı işaretlemeyi bir türlü beceremediğimiz bir matematik problemi gibi. Zaten teoride “Kadınlar kutsaldır, başımızın tacıdır, evimizin süsüdür, çiçeğidir, narin kelebeğidir” aşamasından öteye geçemiyoruz, pratikte desen o kelebeklerin kanatlarını koparmak en iyi bildiğimiz iş.

Bu genel gidişata karşı çıkmak üzere atılan iyi niyetli olduğu tahmin edilen adımlar da dönüp dolaşıp yanlış kapıya çıkıyor. Gidiş yolu doğru değil çünkü. Kadınların neye ihtiyacı olduğunu anlamadan çözüm bulamazsın. Geçen hafta konu ettiğimiz gibi, kadın konusunu kadınlar olmadan masaya yatıramazsın mesela. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadınlara danışmadan, onların sözüne kulak vermeden kutlayamazsın.

Zaten hayattaki en büyük sorunu yok sayılmak olan kadını bir kez daha yok sayarak bu soruna dikkat çekemezsin ya da şu an bir şampuan markasının yaptığı gibi. Akla gelen en klişe kadın benzetmesi olan “saçı uzun aklı kısa” özlü sözüne gönderme yapmaya karar vermişler, bundan iyisi “eksik etek” ile “kaşık düşmanı” olabilirdi, akla getirmek gibi olmasın. Ama onlar dâhiyane bir şekilde saçtan girmişler meseleye, şampuanlar ne de olsa. “Aklımız saçımızla ölçülüyorsa” demişler ve sloganı patlatmışlar: “Biz yokuz”.

Çekilen reklam filminin yüzleri de üç genç, güzel ve uzun saçlı kadın oyuncu; Dilan Çiçek Deniz, Hazar Ergüçlü ve Melisa Şenolsun. Onlar diyor, “Biz yokuz” diye. Akla gelen ilk soru, “Neredeydiniz de artık yoksunuz?” olabilir, işte cevabı: Bu üç kadın toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek için 8 Mart’a kadar Instagram hesaplarını “askıya alıyorlar”. Instagram’da yoklar yani.

Gerçekten kadınlara uygulanan ayrımcılığa, şiddete, baskılara karşı koymak için ideal bir yöntem. Tam da ayrımcılığın en yoğun olduğu yerde durup; kadına yüklenen her daim bakımlı, güzel ve sonsuza dek genç görünme mecburiyetinde hiçbir sorun görmeyerek, aksine bu güzellikten takipçileri “mahrum bırakarak” meseleye dikkat çekmek. Yokluklarıyla ceza veriyorlar. “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini protesto ediyoruz”. Nasıl? “Instagram’a fotoğraf koymayarak”.
“8 Mart için slogan bulduk”. Nedir? “Biz yokuz”. Bir de omuz silkip “küs” diye iki parmağımızı çapraz yaparsak, kadına atfedilen bütün
naif özelliklere çocuksuluğu da katıp paketi tamamlayabiliriz.

İyi de, bunun için kafa yormaya, kampanya hazırlamaya hiç gerek yoktu ki. Zaten yokuz ve bu çoğunluğu rahatsız etmiyor, asıl sorun bu. Var olma mücadelesi, verdiğimiz. Var olduğunu kabul ettirme mücadelesi. Yapmamız gereken de sokaklarda, caddelerde, erkek erkeğe konuşulan panellerde, neredeyse sadece erkek fikrinin duyulduğu ekranlarda, takım elbise istilasına uğramış mecliste, sesimizin kısılmaya çalışıldığı her yerde olabildiğince yüksek sesle bunu söylemek. Varız biz efendim. Uzun ya da kısa saçımızla, açık ya da kapalı başımızla, kimseyi ilgilendirmeyen dış görünüşümüz, erkeklerden hiç aşağı kalmayan aklımız, fikrimizle varız. Ve bunu küsüp oynamayarak değil, kalıp direnç göstererek kabul ettirecek olan da biziz. Konuyu çocuk oyununa çevirip ciddiyetine su katmayalım lütfen.