Boğatepe’nin güçlü kadınları

Boğatepe’nin güçlü kadınları

2300 metre yükseklikteki bir yaylada yer alan Boğatepe; eski adıyla Zavot, Kars’ın meşhur gravyerinin doğduğu köy. Zaten zavot da imalathane anlamına geliyor. 93 harbinden sonra savaşmayı reddeden Malakanların Ruslar tarafından ceza olarak yerleştirildiği bölge, İsviçreli iş adamlarının Alplere olan benzerliğini fark etmesiyle bir peynir cennetine dönüşüyor. Malakanlar bölgeyi terk edene kadar gravyer üretimine devam ediyorlar, onlardan sonra gelen Karapapaklar da geleneği sürdürüyor.

1880 yılında İsviçreli peynir imalatçıları tarafından inşa edilen mandırada şu an Zavot Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin kurduğu ekomüze var. Kaşarın ve gravyerin yapımından bölgedeki peynirciliğin tarihçesine kadar envai çeşit bilgiyi öğrenebildiğiniz gibi Kars’ta yiyeceğiniz hiçbir peynire benzemeyen, geleneksel yöntemle üretilmiş gravyeri de buradan satın alabiliyorsunuz.

Sütleri organik sertifikalı, eskiden peynirler de öyleymiş ama sonra iptal edilmiş. “Devlet küçük üretici istemedi. Direnen bir köy çıktık, iznimizi aldık ama tescilin ismini Marjinal koydular” diye anlatıyor Zümran Ömür.

Zümran Hanım, bu sertifikası gibi kendisi de ‘marjinal’ köyde kurulan Zavot Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin İlhan Koçulu ile birlikte eş başkanı. Bize müzeyi gezdirirken bir yandan da bu dağ köyünün asırlık ağaçlar gibi güçlü kadınlarının hayranlık uyandıran öyküsünü anlatıyor.

Boğatepe sadece peyniriyle değil, 650 çeşit bitkisiyle de ünlü. Derneğin köye davet ettiği uzman hekimler, bunlardan 35 çeşit tıbbi bitki üretmişler ve köyün kadınlarına eğitimler vermişler. Hangi bitkinin ne zaman toplanacağını, nasıl kurutulacağını, neye şifa olduğunu, krem yapmayı, yağ çıkartmayı öğretmişler.

“Derneğimizin hedefi var,” diye anlatıyor Zümran Ömür; “Kırsaldaki kadının toplumda yeri olsun istedik, eşinin arkasında değil yanında yer alsın istedik ve gelecek nesillere sağlıklı bir yaşam bırakalım dedik. Onun için tıbbi bitkilerle devam ediyoruz, burada yaptığımız ürünleri satıyoruz ki kadının bütçesine para girsin, aile içerisinde söz hakkı olsun.”

Şu anda Boğatepeli kadınlar birer Lokman Hekim’e dönüşmüş durumdalar.

Bununla bitmiyor; doktora gittiklerinde kendilerini rahat ifade edebilsinler diye iletişim kursları aldırıyor dernek kadınlara, sağlık, beslenme eğitimleri veriyor. Ve en sonunda sıra geliyor Fransızca kursuna. Evet, Boğatepeli kadınlar bir yıl Franszca öğreniyorlar ve tıbbi bitkiler üzerine araştırma yapan Fransız Tamadi derneğiyle kardeş dernek olup ekoturizme başlıyorlar. Gruplar geliyor, kadınların pansiyona çevirdikleri evlerinde kalıyorlar. Bu da yetmiyor, her ev bir küçük lokantaya dönüşüyor. Gidiyorsunuz, size şahane bir sofra kuruluyor, sobada pişen patatesten kaymağa, baldan keteye her şey o evin hanımının üretimi.

Özetle, Boğatepe, kadınların kendi kaderlerini ellerine aldıkları, bunu üreterek yaptıkları, ekonomisi önemli bir ölçüde kadınlar sayesinde dönen bir köy. Gel de kadınların isteyince yapamayacağı şey olmadığına, bu dünyada bir şeyler değişecekse bunun kadın eliyle olacağına inanma.

DİĞER YENİ YAZILAR