Can sıkıntısı

Nasıl geçiyor gündelik hayatınız? Yediğiniz önünüzde yemediğiniz ardınızda, dert üstü murat üstü müsünüz? Havaların bunaltıcı gitmesi, bulutların toplaşıp toplaşıp yağamaması, yağacak olursa üç dakika içinde bütün şehri su basması canınızı sıkmıyordur umarım. Bu hal ve gidişe bakıp geleceğiniz için, hatta sadece gelecek yaz için endişelenmiyorsunuz ya? Sıcaklarda çok görüyoruz “cinnet vakaları”, siz kendinize göz kulak olun.

Evde işler nasıl? Hanım, çocuklar, hepsi afiyette mi? Çocuklar okula hazır mı? Okul taksitlerini ödeyebiliyor, çocukların ihtiyaçlarını alabiliyor musunuz? Hayır, canınızı sıkan bir şey olmasın da.

Dolar peki, dolar? Maaşınız geçen aydan bu yana azalmış, kiranız artmış olabilir ama bu keyfinizi kaçırmıyor değil mi? Borcunuz, alacağınız yoktur, kredi taksidiniz, kartınızın minimum ödeme tutarı yatırılmıştır, bankalar cenahından arayıp soranınız yoktur umarım.

Tuttuğunuz takım kazanıyor mu peki? Sporda kazanmak da var kaybetmek de demediğinizi tahmin ediyorum, mühim bir can sıkıntısı konusu bu. Olmaz ya, olur da yenilirseniz metin
olmaya çalışın.

Ya trafik? Evden işe, işten eve giderken saatlerce yollarda tıkanıp kalmaktan içiniz daralıyor mu? “Şu önümdeki dizi dizi arabalar bir anda dağılıversin” istiyor musunuz? Ya da metrobüse binme savaşlarında galip gelmek için her yol mubah mı sizce? Tutun kendinizi rica ederim, bir tatsızlık çıkmasın.

Hayır, korkuyor insan çünkü. Tepesi atanın kaba kuvvete başvurduğu, hatta mümkünse - ki gördüğümüz kadarıyla bir hayli mümkün, bakkalda satılıyor olmasından şüpheleniyorum - silaha davrandığı bir ülke olduk çıktık. Sorunlarımızı bir hamlede kökten çözme eğilimindeyiz.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliğini kurşunlayan saldırganın - ki kendisi halihazırda sabıkalı bir cezaevi firarisi - açıklamalarını gördünüz, değil mi? “Dolar artışı ve ABD’nin Türkiye’ye yönelik tehditleri, Trump’ın açıklamaları canımızı sıktı, sinirlendik,” buyurmuş. Yönlendiren, azmettiren olmamış, öyle bir anda kendi gönlünden kopan bir davranış.

Sebebi de can sıkıntısı, özetle. Bir süredir hüküm süren, sosyal medyada iyice coşan, bize “yanlış yapanı” silmekten, “canımızı sıkanın canını sıkmaktan” söz eden, sürekli aba altından sopa gösteren mafya söyleminin eyleme geçmiş hali.

“İçip içip sokağa çıkmış iki sabıkalı” deyip geçmeyin, bir haberlere bakın, kaç tane komşu kavgası, taraftar itişmesi, laf atma mevzuu, trafikte sürtüşme, borç harç meselesi, taksici - Uber çekişmesi, esnaf kapışması “kanlı bitti” başlığı göreceksiniz, sayın. Ceplerde silah var ve kullanmaktan çekinen yok, siz tartışmalardan uzak durun.

Herhangi bir itirazı insan gibi sözle dile getirmek, protesto edilecekse medeni yollarla yapmak, birbirinin gırtlağını sıkmadan tartışmak kalktı yürürlükten. Hatta zaman zaman yumruklaşmaya bile razıyım, öyle söyleyeyim, vereceği zarar sınırlı ve şartlar görece eşit sayılır hiç değilse. Kim ne zaman arka cebinden silah çıkaracak belli değil.

Aman, sıkılmıyor değil mi canınız?