Kentsel dönüşüm nedeniyle yerinden edilmiş bir müzikholle, ekonomik krizle boğuşan bir tiyatro salonu işbirliği yaparsa ortaya ne çıkar? ‘Yalınayak Müzikhol’ ve tepe tepeye dolu Kumbaracı50.

Sandalyeme oturmuşum, gösterinin 150 dakika sürdüğünü öğrenmişim, başıma gelecekleri bekliyorum. Fakat 10 kişilik ekip, patlayan enerjisiyle sahnede belirir belirmez iç sıkıntısından öldüğüm bir akşamda olabileceğim en doğru yere geldiğime karar veriyorum. Üç dakika sonra sunucu Kıvanç Duyar’ın (Ömer Erzurumlu) talimatıyla yanımdaki seyirciye sarılmış buluyorum kendimi. İyi geliyor, inanır mısınız?

“Buraya eğlenmeye gelenler elini kaldırsın!” komutunda ilk kalkan el benimki oluyor. Ondan sonra da bırakıyorum kendimi ‘damar damar üstüne binen’ şarkıların akışına...

Önce Hasbel Kader abla (Aslı Can Kortan) çıkıyor sahneye ‘hiç unutmadığı’ geçmiş hikayelerinin arasında ‘Duydum ki Unutmuşsun’u söyleyerek... Ardından duvar yazılarıyla konuşan ‘atarlı’ Yeter Artık (Çiğdem Aygün). Bir sözünü not ediyorum; “Sadece tuvaletleri değil birbirinizi de bulmak istediğiniz gibi bırakın.” Tabii ki ‘İtirazım Var’ı söylüyor. Libidolarımızı sınava çeken Keyfe Keder (Candan Seda Balaban) ile gamımızı kederimizi atmak için ‘Tooo’ çekiyoruz. Sunucu Kıvanç şahane bir ‘Sev Yeter’ söylüyor, profesyonel dansözlere taş çıkarttığı yetmezmiş gibi inanılmaz da sesi olan Tutku Su Sır (Sinem Öcalır) ile beraber.

Yıllarca oynansa yeri

 Kendini oradan oraya atıp bir yetenek jürisi tarafından keşfedilmeyi uman Can Hıraş (Murat Kapu) ‘Kendim Ettim Kendim Buldum’la bir dağlıyor içimizi. Ama hâlâ gülmekteyiz. Hele Gülhan Kadim’in oynadığı müthiş Bakiye Yetersiz’in sinir bozan şakalarına karnımızı tuta tuta... “Çok güldük çok ağlayacağız” duygusuyla...

Nitekim temizlikçi Hakkı Yendi (Onur Sarıgül) ;’Hep Sonradan’la damarlarımıza bir doz Ahmet Kaya zerk ediyor... Gözleriyle değil gönlüyle gören Hilkat Garibi (Seda Yürük), bir şekilde öleceğimizi hatırlatıyor da “Daha değil” diyor, yaşanacak günümüz var şükür...

En nihayet, baştan beri adı anılan Dişsiz Nene’nin torunu Sevgi Seli (Selen Şeşen) babaannesinin mektubunu okuyor bize. Dişsiz Nene’de izleme saadetine erişemediğimiz ‘gizli patron’ Tomris İncer’e bir saygı duruşu bu... Kumbaracı50’nin annesine...

Sonrası gözyaşı seli... Aileden müzisyen Selen Şeşen çok duygulu bir ‘Dilek Taşı’ söylüyor, tamam... Ama artık müzikholü “Senin kadar kimse sevmiyor anne” diye kapatmak biraz öldürücü darbe olmamış mı?

‘Yalınayak Müzikhol’, Yiğit Sertdemir’in bulduğu fikirden yola çıkarak herkesin kendi metninin yazdığı çok başarılı bir iş... Karakterlerin hepsi o kadar tatlı, oyuncular öyle marifetli ki, yıllarca oynansa yeri.

Çok iyi bildiğimiz şarkılar Ahmet Yürük, Onur Kahraman, Savaş Balaban ve Burak Sarıhan’ın düzenlemeleriyle bambaşka kılıklara bürünmüşler ve çok iyi söyleniyorlar sahiden (Burak Çöllü çalıştırmış şarkıları). Hep beraber söyledikleri ‘Arap Saçı’, ‘Tanrım Beni Baştan Yarat’ gibi şarkılar hele müthiş etkileyici. Senem Oluz’un koreografisine de ayrı bir alkış.

Ve fakat, oyun sahiden fazla uzun… 170’inci şeref dakikasını devirmiştik çıkarken. İkinci perdede sabır zorlayan uzunlukta sahneler var. Karanlıktaki dansöz sahnesiyle, Hasbel ile Keyfe’nin sohbeti gibi... Son olarak, patronun dikkatine: Sürekli gülelim eğlenelim, kam alalım hayattan demiyorum ama seyirciyi de evine böyle acılar içinde yollamayınız lütfen. Teşekkürler.

EtiketlerOyun