Doğal afetler diyarı

Anne baba olarak gözün gibi bakarak büyüttüğün çocuğunu yaşadığın yerde okul olmadığı için bir iki saatlik mesafeye, okumaya yolluyorsun. İlk kez ayrı kalıyorsun evladından, bağrına taş basarak. Gelecek umutlarını bağlamışsın çünkü, o okuyacak, öğretmen olacak, avukat olacak, belki doktor olacak, Cennet gibi.

11 yaşındaki Cennet’in belediye işçisi babası Mehmet Karataş Al Jazeera’den Umay Aktaş Salman’a konuşmuş, bir babanın olması gereken son yerde; kızının cesedini teşhis etmeye geldiği Adana Adli Tıp Kurumu’nda.

Okurken insanın nefesi kesiliyor, “Geleceğimdi benim” diyor; “Sıcakkanlı, öyle güzel bir çocuktu ki ömrüm boyunca unutamam. Hangi liseyi kazanırsa imkânlarımı zorlayıp yollayacaktım ileride. Durumumuz yok ama elimden geleni yapacaktım.”

Şimdi bu babaya neyi anlatıyorsunuz? Aladağ’daki tek yurt seçeneği bu. Devlet yurdu binası yıkık olduğu için boşaltılmış, diyorsun ki “Senin çocuğun ya bu yurtta kalacak, ya okuyamayacak”. Güvenmek zorunda.

Ve bir gece, canını emanet ettiği binada yangın çıkıyor, güle oynaya okumaya yolladığı çocuğunun cenazesini teslim almaya geliyor.

Rivayet muhtelif ama ilk andan beri en kuvvetli iddia, yangın merdiveni kilitli olduğu için çocukların çıkamadığı ki öbür türlü 12 ölü, 24 yaralı gibi korkunç bir bilançoyu nasıl açıklayacağız? Çocukların cesetlerinin yangın merdiveninin önünde bulunmasını ya da?

Ertesi gün, Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, aldıkları bilginin kapının kilitli olmadığı yönünde olduğunu açıkladı. Peki ama bir sebepten bu çocuklar o kapıyı açıp canlarını kurtaramadılar. Biz demiyoruz, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü söylüyor bunu, “Kapıyı açamamışlar” diyor, “Kilitli olabilir, ya da yaşları 11 - 14 arasında olduğundan...”

Demek ki en iyi ihtimalle, çocukları kilitli olmasa da açma güçlerinin yetmeyeceği bir kapının ardına kapatmışız. Yine Sözlü’den, duvarlara ve tavana ahşap, yerlere de sentetik halı kaplandığını, yangının bu nedenle hızla yayıldığını öğreniyoruz. Ondan sonra deniyor ki, bina yeni denetlendi.

Bu faciaların tekrarlanması nasıl önlenecek? Anne babalara “Kusura bakmayın, kızlarınızın kaderi buymuş” demek çözüm mü? Kim dinler bunu, sizin çocuğunuz olsa ikna olur musunuz?

Yurtlar ve yangın merdivenleri

Aladağ’daki faciadan bir korkunç netice daha çıktı: Şu an yangın halinde yurtlarımızın en az yarısı yangın merdiveninden tahliye edilemeyecek. Twitter’da ‘Kaç Saat Oldu?’ adlı hesaptan öğrencilere bir çağrı yapıldı: “Yurdunuzda yangın merdiveni var mı? Kapısı kilitli mi, değil mi, kontrol edip bildirir misiniz?”

Memleketin dört bir yanından cevaplar yağdı altına. Çoğu fotoğrafla belgelenmiş olarak. “Ne kilidi, yangın merdivenimiz bile yok”lar ile “Kontrol ettim, kilitli”ler başa baş gidiyor. Hatta çoğunda kilit yetmemiş, dikenli telle katmerlenmiş önlemler. Aladağ’daki gibi 50 değil 1000 kişilik, 1500 kişilik yurtlarda da durum aynı. Bir yangın halinde olabilecekleri siz hayal edin.

Hatta Sakarya’daki gibi, yangın merdiveni çıkışlarına parmaklık koyarak, geçici değil köklü çözümler üretenler de var ki bugün değil, hiçbir zaman giriş çıkış olmasın.

Gerekçe ne sizce? Tabii ki çocukları, gençleri bu dünyadaki en büyük tehlikeden, ‘karşı cins’le karşılaşmaktan korumak için alınıyor bu önlemler. Orada her an açabilecekleri bir kapı olursa, içeriye ‘erkek almaları’ nasıl engellenecek?

Yangının, depremin, selin lafı mı olur bunun yanında...