En büyük katil bizim katil

Eklenme Tarihi10.10.2018 - 22:34-Güncellenme Tarihi10.10.2018 - 22:34
Bir yerlerde hata yapıyor, bir şeyleri baştan yanlış tanımlıyoruz besbelli. Onuru mesela. Başın dik olmasını. Namusu.

Sevgiyi sonra.

Erkek çocuklarını öyle bir “kadın, eş, aile” bilgisiyle büyütüyoruz ki seven adam öldürür zannediyorlar. “Öldüresiye sevmek” diye bir şey var bizde ve inananı çok.

Erkekliği zaten hepten yanlış öğretiyoruz. Kırılgan bir sırça köşk kendisi. Pamuklara sarılması gerekiyor, aksi halde iki lafla inciniyor, incinince de silaha davranıyor. İki kere iki dört bir denklem.

Gene Meclis gündeminde kadın cinayetleri vardı bu hafta. CHP Gaziantep milletvekili İrfan Kaplan 2018 yılında katledilen kadınlarla ilgili raporu sunarak TBMM’ye yazılı soru önergesi vermişti. Kim bilir kaçıncı kez gündeme geliyor konu, aciliyetinin altı çizilerek ve hiçbir şey değişmiyor. Bilmiyorum hangi rakam koltuklardan doğrulmamızı sağlar ama, yılın şu ana kadarki bilançosu 329. Gene artık aşina olduğumuz bilgiler ama tekrarlamakta fayda var: Öldürülen kadınların yüzde 70’inin katili kocası ya da sevgilisi. Yüzde 56.8’i ateşli silahlarla, yüzde 22’si sokak, kafe, adliye önü gibi kamusal alanlarda, yüzde 17’si uzaklaştırma kararına rağmen öldürülmüş.

Özetle, gizlisi saklısı olmayan, açıktan açığa bağıra bağıra gelen, durdurulamayan, önlem alınamayan bir tabloyla karşı karşıyayız. Ve ‘anlayışlı’ hâkimlerin kadın katillerine uygulamaktan vazgeçmedikleri iyi hal indirimleri kadar o indirimlere neden olan ‘şefkat’  ya da ‘empati’  duygusu buna sebep. Doğru düzgün ceza almadıkları gibi, bırak dışlanmayı, kınanmayı, bir de anlayışla karşılanıyorlar. Karılarını, sevgililerini aşırı sevgiden öldüren bu adamlar, muhtaç oldukları kudreti sırtlarını sıvazlayan o ellerden alıyor asıl. 2018’in 329 kurbanından biri, 6 Ekim’de Gaziantep’te kendisini “çok seven” kocası tarafından tüfekle vurularak öldürülen 28 yaşındaki Özlem U. 10 yıllık evliymişler, beşik kertmesiymişler. Katilin ifadesine bakarsak, ailevi nedenlerden tartışıyorlarmış o gece, karısı ona ağır, “tahrik eden” sözler söylemiş, o da kendisini kaybetmiş. Kuşkusuz karısını çok seviyormuş. Görüldüğü üzere ceza indirimine giden yolda ilk adımları atmış âşık koca, muhtemelen sırtı yere gelmez.

Ama asıl destek, onu askere uğurlar gibi cezaevine uğurlayan yakınlarından. Bayağı toplanıp gelmişler, “Güle güle git kurban, gözün arkada kalmasın, bu kadar insan senin için burada, başını dik tut” diye yolcu ediyorlar. Bir adamın karısını öldürmesi, bir cana kıyması, küçücük çocuğunu annesiz bırakması böylesi gurur duyulacak, yanında olunacak, desteklenecek bir eylem, adeta bir vatani görev yani. Bu kadar insan böyle düşünüyor. Şaşıracak bir şey yok, bu katiller bu ailelerde, bu “kadim” bilgilerle, bu inanışlarla büyütülüyor. Mesele kaynaklandığı yerden çözülmedikçe, bütün bu ahlak, namus, onur, gurur, erkeklik, kadınlık kavramları doğru yere oturtulmadıkça, korkarım daha uzun süre bilanço tutacağız böyle.  

 

Etiketler