Güzelliğiyle dikkat çekiyormuş!

Aslında hiç yeni bir şey değil, daha çocukken bile dikkatimi çekerdi, gazetede çoğunlukla gözüne bant çekilmiş renkli bir kadın fotoğrafı, altında illa ki bir ‘güzel’ ibaresi. “25 yaşındaki güzel bilmem kim...”, ya katledilmiştir, ya tecavüze uğramıştır, çoğu zaman ikisi birden gelmiştir başına. Ve burada okurun bilmesi gereken şey, kadının “güzel” olduğudur.

Öyle alelade oraya kondurulmuş bir detay değildir o. Bir uyarıdır: Güzel olmak, gösterişli olmak, göze çarpmak, bunlar hep tehlikeli şeylerdir, insanın başına iş açar, erkek denen nefis yoksunu canlıyı kışkırtır.

Buradan anlamamız gereken, adamın da tam suçlu sayılamayacağı, onu baştan çıkartan bir şey olduğu, ne yapsın karşı koyamadığıdır. Durup dururken olmamıştır yani bu iş. O meşhur “şeytan” var ya, durup durup “uydukları”, o işte o, güzelliğin ta kendisidir. Tecavüze de cinayete de davetiyedir.

Ama bütün bu “alt metinleri” taşıyan “güzellik” hiç bu kadar açıkça sorumlu ilan edilmemişti. Tam da “Suriyeliler evlerine dönsün efendim, karılarımızı, kızlarımızı taciz ediyorlar” dalgası bir kez daha hortlamışken, dokuz aylık hamile bir kadın, maalesef o “Suriyelilerden” biriyken hepimizin adını tabutta bellediği Emani, kaçırıldı, tecavüze uğradı, yanındaki 11 aylık oğlu ve karnındaki bebeğiyle beraber katledildi.

Artık vahşetin, kötülüğün en katışıksız hali.

DHA ise haberinde buna da bir sebep bulmak istemişti. Öyle ya? Hangi insan evladı yapabilirdi böyle bir şeyi? Bir açıklaması vardı elbet. Nitekim bulundu: “Öldürülen Suriyeli kadının güzelliği ile dikkat çektiği, komşusu olan Birol K’nın bu nedenle olayı gerçekleştirmiş olabileceği öğrenildi”.

İşte bu. Güzelliğiyle dikkat çekiyordu! Dokuz aylık hamile bir kadın ve
11 aylık bir bebeği öldürmek, olsa olsa “bu nedenle” mümkün olmuş olabilirdi.

Neyse ki sosyal medya var, artık bu tip “gaflar” demek istiyorum, niyetin kötü olmadığına inanarak, yazıldığı yerde kalmıyor. Nitekim DHA da özür dileyerek haber metnini değiştirdi; “kaynağından düzeltildi” diye açıklama yaptı.

Umalım ki bir gün sıra asıl “kaynağa” gelsin: Kafalara.

Bunu aklından geçirip yazmaya kalkışan muhabire, dehşete kapılmadan yayına veren editöre, okuyup normal karşılayan okura...

Mesele o “kaynaklar”da. Ve asıl onlar düzelmedikçe, işimiz çok zor.

Döndüler, rahat edebiliriz

Emani’ye göz koyan, iddaya göre kocasına “Karından boşan, ben evleneceğim” diyen, bu nedenle çıkan kavga neticesinde kadını kaçırıp bebekleriyle birlikte öldüren “canavar”; gazetelerimizin taktığı sıfatla, Suriyeli ailenin komşusuydu, daha önce cinsel taciz suçuyla hapis yatmıştı ve evet, öz be öz Türk vatandaşıydı.
Alkışlarla, protestolarla “gitsinler” istediğimiz Suriyelilerden 27 yaşında bir baba; Halid Al-Rahmun, karısını ve çocuklarını tabutlar içinde alıp evine gitti.

Giderken bir daha Türkiye’ye dönmeyeceğini söyledi; “Cenazeleri alıp gideceğim, dönmeyeceğim. Onların hayatını ve namusunu korumak için gelmiştim, artık gerek kalmadı.”.

Bu utanç bize yeter mi?