Hatırlamakla unutmak arasında bir yerde

Ev’vel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerden birinde iki kız kardeş yaşarmış... Anneannelerinin sayfiyedeki evinin bahçesinde saklambaç oynayarak, ağaçlara tırmanarak geçen çocukluğun ardından iki zıt yöne gitmiş yolları. Biri evlenmiş, şehir hayatının hengâmesine kaptırmış kendisini, öteki zamanın adeta durduğu o çocukluk mahallesinde takılıp kalmış.

Hatırlamakla unutmak arasında  bir yerde

Gel zaman git zaman, iki kız kardeş anneannelerinin ölümüyle yeniden bir araya gelmişler. Çocukluklarının geçtiği o eski evde. Hem çok tanıdık, hem tamamen yabancı o mahallede. İkisinin de özlemi diğerinin hayatına. Şehre giden o artık iyice gözden düşmüş, banliyö treninin bile kalktığı semte, çocukluk hatıralarına dönmek isterken, diğeri ne varsa satıp savıp oradan kaçma derdinde. Bir yandan eskiden gelen travmaları, birbirleriyle ve hayatla dertleri, kapanmamış hesapları var. Anneanne evi demek, onların yeniden açılması demek.

Hatırlamakla unutmak arasında  bir yerde

Yalnız, bilmedikleri bir şey var; ‘kentsel dönüşüm’ zaten onlara karar hakkı bırakmayacak. Ne çocukluk anıları, ne mahalle arkadaşlığı tanımadan önüne kattığını sürükleyip götürecek. Zaten ortada hatırlanacak bir şey kalmayacak.

“Ev’vel Zaman” kalıbı, çocukken Kafdağı’nın ardından büyülü peri masallarını hatırlatırdı bize, bu kez günümüzün İstanbul’undan sert ve acımasız bir kent hikâyesinin adı. Hani şimdi değil doğduğumuz evin bahçesindeki dut ağacını, çocukken oturduğumuz sokağı bile yerinde bulamıyoruz ya, o noktaya nasıl akıl almaz bir hızla ve ne olduğunu anlamadan geldiğimizi İlkin ve Veda adlı iki kız kardeşin hikâyesi üzerinden anlatıyor. Bir de mahalle arkadaşları Erdem var, o da müteahhidin oğlu, kendisi de mimar çıkmış.

İki kız kardeş o evi saklasınlar mı satsınlar mı gibi ikilemler yaşarken Erdem de onları yaklaşan tehlikeye karşı uyarmaya çalışıyor. İlkin ile Veda “Pardon da ev bizim, kim alabilir ki onu elimizden?” diye omuz silkedursun, kentsel dönüşüm ‘müjdesi’ kapıya dayanıyor.

Gülce Uğurlu’nun yazıp sahneye koyduğu ‘Ev’vel Zaman’, Funda Eryiğit, Esma Madra ve Bedir Bedir gibi genç kuşağın üç yetenekli oyuncusunu bir araya getiren, farklı anlatım dili ve özellikle de Meryem Bayram’ın aktif rol oynayan dekor tasarımıyla dikkat çeken bir oyun. O 25 parça tahta plaka kâh mezarlığı oluşturuyor, kâh apartman dairesinin duvarlarını, kâh üst üste binip hayatları istila eden beton yığınlarını. Sahne değişimleri fazla sık, gürültülü ve bazen de yavaş olsa da yaratıcı ve etkileyici bir tasarım. Bütün o gürültü patırtı Gökhan Deneç’in ses tasarımıyla birleşince içinde yaşadığımız İstanbul denen dev şantiyenin küçük bir maketinde buluyoruz kendimizi. Yakup Çarkıt’ın ışık tasarımı da atmosferi tamamlıyor.

Prömiyerini İstanbul Tiyatro Festivali’nde yapan ‘Ev’vel Zaman’ın, doğaçlamalarla şekillenmiş bir metni var. Oyunun performansa dayalı sahneleme tekniğiyle tam bir uyum içinde olduğunu söyleyemeyeceğim, zaman zaman üçünün hikâyeleri birbirine karışıp takibi zorlaştırıyor.

Ama kentsel dönüşüm gibi son derece güncel bir meseleyi, özüne uygun bir sahnelemeyle ele alan, dilimizden düşmeyen bellek, anılar, hatırlamak ve büsbütün unutmak üzerine düşündüren bir oyun. Her pazartesi Taşra Kabare’de seyirciyle buluşmaya devam ediyor.

Kafa karışıklığı iyidir bazen

Ece Temelkuran’ın ilk kitabıydı, ‘Bütün Kadınların Kafası Karışıktır’. Kafa karışıklığını tutucu bir dediğim dedikliğe tercih edenler için bir başucu kitabı olmuştu 20 yıl önce yayımladığında.

Derken Seray Şahiner tarafından oyunlaştırıldı, Selen Uçer metne günümüzde geçen bir olay örgüsü ekleyerek sahneledi ve ortaya yazarları da yönetmeni de kadın olan bir kara komedi çıktı. Kocasından ayrılmış, son kitabı yeni çıkmış yazar Ebru’nun intihar girişimini komşuları engellemeye çalışır ve olaylar gelişir.

AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu yapımı olarak geçen yıldan beri sahnelenen oyun, şimdi yoluna bir oyuncu değişliğiyle devam ediyor. Şebnem Sönmez’in yerine Füsun Demirel’in katıldığı kadroda Deniz Çakır, Zeynep Kankonde, İpek Türktan Kaynak ve Kadir Çermik var. İyi oyunculuklar, güçlü ve eğlenceli bir komedi.