Hep aynı korku filmi

Eklenme Tarihi23.05.2019 - 7:50-Güncellenme Tarihi23.05.2019 - 7:50

“Kadınların doğumdan ölüme kadar şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığı maalesef acı bir gerçektir. (...) Bizim bu açıklamayı yaptığımız anda bile dünyanın her yerinde binlerce kadın eşlerinden, babalarından dayak yiyor, hakarete maruz kalıyor, tecavüze uğruyor, hatta öldürülüyorlar. (...) Her üç kadından biri dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor ya da taciz ediliyor. Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70’i erkek partnerleri tarafından öldürülüyor...”

Alıntı yaptığım bu metin, 2008 yılında şiddet gördüğü için boşanmak istediği kocası tarafından sokak ortasında öldürülen Fatma Babatlı’nın ardından yazılmıştı. 35 yaşında ve yedi çocuk annesiydi Fatma Babatlı, kocası Süleyman Babatlı hakkında neye yaradığı bilinemeyen bir evden uzaklaştırma kararı vardı. Bütün haberlerde altı çizildiği gibi “psikolojik sorunları vardı”. Bunu yazan arkadaşlara hep sormak istemişimdir: On yedi yaşında evlendirilip on sekiz yıl dayak yedikten sonra canına tak edip ayrılmak isteyen bir kadının değil de onu kurşunlayan kocanın “psikolojik sorunlarından” söz ederken hiç elleri titremez mi? Nasıl bir ezberdir bu?

Fatma Babatlı’nın annesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşıdı olayı, AİHM Babatlı’nın “yeterince korunmadığına hükmetti”, kararda “kocanın tekrarlanan saldırı ve ölüm tehditlerine karşı göz yumulduğu” ifade edildi. Giden çoktan gitmişti.

Tekrar baştaki metne dönersek, MAZLUMDER Diyarbakır Şube Üyesi Av. Müzeyyen Boylu’nun imzası var altında. Hayatı boyunca eziyet görmüş ve sonunda kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70’i gibi hayatına “erkek partneri” tarafından son verilmiş hemcinsi için adalet talep ediyor. Bir avukat olarak mevcut yasaların yetersizliğinden, siyasi iktidarın ve sivil toplum örgütlerinin üzerine düşenlerden, kadınların kendi doğal hakları konusunda bilinçlenip güçlü bir tutum sergilemesinin gerekliliğinden söz ediyor. Devletin şiddete uğrayan kadınların can güvenliğini sağlayabilmesi için alınması gereken tedbirlerden...

Aradan on bir yıl geçti ve Av. Müzeyyen Boylu, bir buçuk yıldır boşanma aşamasında olduğu kocası tarafından güpegündüz, sokak ortasında, çocuklarının gözü önünde on dört kurşunla öldürüldü. Katili Mesut Issı doktordu. Diyarbakır Barosu’ndan yapılan açıklamaya göre, daha önce de iki kere karısının hayatına kastetmiş, Av. Müzeyyen Boylu koruma kararı aldırmıştı.

Kadın dernekleri şimdi Müzeyyen Boylu için adalet istiyor. Biz de sürekli aynı korku filmini izliyoruz. Olay örgüsü bile aynı: Tehdit - öldürmeye teşebbüs -  koruma kararı - cinayet. Bir sonuç çıkarmak için kaç kez izlemeliyiz?

Koruma kararları bir işe yaramıyor, uzaklaştırmalar kâğıt üstünde kalıyor, ne eğitim işe yarıyor ne tek başına kadının kendi hakları konusunda bilinçlenmesi. Öyle olsa Müzeyyen Boylu aramızda olurdu.

Daha köklü bir değişiklik gerekiyor, daha temelden. Hâkimlerin kadın katillerini “Hoş geldin, geçmiş olsun” diye karşılamadığı, kimsenin “gözü dönen” kocanın halinden anlamadığı, kadın cinayetlerinde gerekçe aranmayan bir düzen. Tarihin bu şekilde tekerrür edip durmasına başka türlü engel olamayız.