Hiçbiri ölmek istememişti

İşimize gelmeyen gerçekleri gözümüze sokulmadıkça kabul etmemek gibi bir huyumuz var. Biraz da sosyal medyanın sürekli her şeyi videosunu - fotoğrafını çekerek önümüze koymasıyla ilgili olsa gerek. Göz görmeyince gönül katlanıyor demek.

Nasıl ki küçücük çocukların yaşam umuduyla bindikleri botlardan ölülerinin çıktığını Aylan bebeğin yüzükoyun, uyur gibi yatan fotoğrafıyla idrak ettik, eski kocası tarafından boğazı kesilen Emine Bulut’un kanlar içindeki görüntüsü, “Ölmek istemiyorum” feryadı, “Anne lütfen ölme” diye çırpından küçük kızının çaresizliği de nihayet kadınların öldürüldüğünün geniş bir kesim tarafından kavranmasını sağladı.

Artık görmezden gelecek halimiz kalmadı: Evet, kadınlar öldürülüyor ve bunlar “münferit” olaylar değil. Kimse cennet vatanımızın güzel insanına iftira atmak için uydurmuyor bu “kadın cinayetleri safsatasını”. Kadın cinayetlerini durdurmak amacıyla kurulmuş platformlar, sivil toplum kuruluşları, imza toplayarak, videolar çekerek, meydanlarda, iskelelerde, caddelerde toplanıp yürüyerek, slogan atarak konuya dikkat çekmeye çalışanlar can sıkıntısından bu konuya sarmış bir işsiz güçsüzler ordusu değil.

İnsanlar boşuna beklemiyor mahkeme kapılarında, ellerinde öldürülmüş kadınların yüzleriyle. Katiller affedilmesin, en ağır şekilde ceza alsın diye bütün bu çaba. Artık kimse bir kadının öldürülmesine gerekçe uyduramasın, “Ama o da...” diye başlayan bir cümle daha kuramasın diye.

O kadınları katledenler de bu kez kendi gözümüzle görüp ikna olduğumuz eski koca gibi kan donduran cinayetler işlemişlerdi. Çoğu o kadının eski kocası ya da sevgilisiydi, onların da geride bazıları annesinin ölümüne tanık olmuş gözü yaşlı çocukları kaldı. O kadınlar da yaşamak istiyordu, hepimiz gibi. Gelecek hayalleri, umutları, bir tanecik hayatları vardı.

Hiçbiri ölmek istememişti

Kadın cinayetlerine dikkat çekmek, konuya dair “farkındalık yaratmak” için atan bir sayaç var bu ülkede. Şiddetten ölen kadınların adlarını olsun yaşatmak için dikilmiş bir “dijital anıt”. http://www.anitsayac.com/ adresinde gün gün artan sayısıyla, yaratıcısı Zeren Göktan’ın deyişiyle “2008’den beri öldürülen kadınların isimleriyle adeta bir duvar örüyor”. Açtığınızda nefesiniz tıkanıyor duvarın yüksekliğinden. Her bir ismin üzerine tıkladığınızda yeni bir sayfa açılıyor. Kim öldürmüş o kadını görüyorsunuz, nasıl öldürmüş, “neden” öldürmüş. Devletten koruma talebinde bulunmuş mu, gazeteler ne yazmış arkasından.

Her yıla tıkladığınızda da o yıla ait ölülerin isimleri farklı bir renge boyanıyor. Görüyorsunuz sırf renklenen alanın genişliğinden bile; sayı artıyor. 2008’de 66, 2009’da 121. 2013’te 228’e çıkıyor, 2017’de 348’e. 2019’un son ismi temmuz ayında eklenmiş ve sayı şimdiden 221. Sadece bu yılın ilk yedi ayında boşanmak istediği için, barışmak istemediği için, çalışmak istediği için, izinsiz sokağa çıktığı için, aldattığından şüphelenildiği için, erkeğe karşı geldiği, cevap verdiği, isteklerini yerine getirmediği için bıçakla, baltayla, ateşli silahla, boğularak 221 kadın katledilmiş. Emin olun, hiçbiri ölmek istememişti.