Kadına saygı duymak bedava

Kadınları bu toplumun dışına iten, yetenekleriyle, donanımlarıyla, birikimleriyle verimli olmalarına, hayata katkı sağlamalarına engel olan bütün uygulamaların ‘saygı’, ‘değer’, ‘kutsallık’ kisvesi altında kabul gördüğünün farkındasınız değil mi?

Kadınlar çalışmasın. Neden? E iş hayatı yıpratıcı, kurtlar sofrasına meze mi olsunlar? Saygı duyuyoruz biz kadınlara; pardon ‘kadınlarımıza’, o iyelik eki mühim, sahipsiz değiller. İş yerinde saygıda kusur eden olur maazallah, koruyamayız.

Çok şart değilse çıkmasınlar sokağa. Neden? E yorucu, trafiği var, yağmuru çamuru var, toplu taşımanın türlü sıkıntısı var. Saygı duyuyoruz biz kadınlarımıza, yorulsunlar istemiyoruz.

Evde yorulmuyorlar mı? O başka. Ev kadının kalesi. Onun habitatı. Saygı ve değer gördüğü yer orası. Yok, lütfen yanlış anlaşılmasın, ev işlerini ve çocuk bakımını kadının üstüne yıkmak istediğimizden değil, saygımızdan hep.

Bu “eve kapatarak” saygı gösterme biçiminin çok sesli erkek korosu tarafından her alanda dillendirilmesine alışığız.

Ama akademik hayattan da çok bilimsel bir şey söyler gibi açıklamalar gelmeye başlayınca çileden çıkıyor insan. Neticede karşımızda bir profesör var, üniversite hocası Prof. Dr. Mehmet Karalı. Necmettin Erbakan Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi dekanı. İlköğretim öğrencilerine ev ekonomisi dersine gelmiyor yani. “İLAN EDİYORUM” diye bir not yazıyor Twitter’dan: “Aile hayatına yönelik bazı politikaları YANLIŞ buluyorum. İyi bir çocuk yetiştirmek, iyi bir ev hanımı olmak bakan, başkan ya da başarılı bir iş kadını olmaktan elzemdir, yerel seçimde hiçbir kadın adaya oy vermeyeceğim.”

Tahmin edilebileceği gibi tepkiyle karşılaşınca da, yeni bir açıklama yaparak siliyor öncekini. “Kadınlarımıza verilen değerin, aile bağlamından uzaklaştırılıp iş hayatındaki katkılarıyla ölçülmesinden ve böylece ailenin zarar görmesinden rahatsızlık duyduğum için...” vesaire.

Geldi mi konu gene değer meselesine. Çiçek toprakta, kadın evde güzel, ısrarla gelip tosladığımız nokta bu. Bir gün sonra da gene bir profesörden; Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan bir özlü cümleyle bağlıyor konuyu: “İyi bir çocuk yetiştirmek ve annelik yapmak iyi bir fabrika kurmaktan daha değerlidir. Anneliği bu yüzden en önemli meslek olarak görmek gerekiyor. Ev hanımlığını küçültmek, psikolojik olarak yapılan bir savaş taktiğidir.” Bunu diyen de psikiyatri profesörü. Mesleğin sözlük anlamında var, “karşılığında para kazanmak olan...” şey, meslek. Babalık ne kadar meslekse annelik de öyle, meslek olarak yapana bakıcı diyoruz.

Alttaki mesajlarda erkek cephesinden telaşlı bir hak verme çabası gözlemleniyor. “Eşitlik adı altında kadını tamamen çalışma hayatına ve sosyal hayata indirgemek kadınlara haksızlık”mış, “kadına saygılı yaklaşım” buymuş.

Karşılarında bu saygı masalına inanan kaç kadın buluyorlar bilmiyorum ama erkeklerin bu düzenin yılmaz bekçileri olması anlaşılmayacak şey değil. Neden işlerine gelsin ki ütüdür, çamaşırdır, bulaşıktır, temizliktir gibi dünyanın en sıkıcı işlerinin ‘kadın işi’ sayılmaktan çıkması? Elbette kutsal bulacaklar, müthiş saygı duyacaklar, ben de olsam bu işleri üzerimden alacak kişiye büyük saygı duyarım.Nasıl olsa bedava.