Kadınların hayatını tehlikeye atan rapor

Kadın cinayetlerine dair kullanılan dilin, katilleri, tecavüzcüleri aklayıp ceza indirimlerine ve buna bağlı olarak da yeni cinayet ve tecavüzlere yol açan ifadelerin zararlarından daha ne kadar söz etmek gerekecek, merak ediyorum. Tecavüze uğramış, öldürülmüş bir kadının hangi saatte nerede olduğuyla ilgilenilebilir mi? Buna bağlı olarak o tecavüz tecavüzlükten, o cinayet cinayetlikten çıkar mı? Biz bu konuyu infial yaratan Özgecan Aslan cinayetinde ve sonrasında muhtelif vakalarda tekrar tekrar konuşmadık mı?

Ama yetmemiş, yetmiyor. Şule Çet’in, 23 yaşında bir plazanın 20. katından ‘düştüğü’ iddia edilen üniversite öğrencisinin ölümüyle ilgili davada karşımıza gene dehşet verici ifadeler çıkıyor. Hem de ‘adli tıp uzmanı raporu’nda. Diyor ki rapor: “Olağan koşullarda, yetişkin bir kız veya kadının rızası olmadan zorla ırzına geçilmesi mümkün değildir”. Yani zaten bizim uzmanımıza göre, “tecavüz” diye bir şey yok. Hepsinde rıza var!

Sonra birtakım istisnalar sıralıyor ama; işte birden fazla kişi olaya karışmışsa ki Şule Çet olayında böyle, kadın direnemeyecek kadar güçsüzse (erkeklerin hemen hepsinin fiziksel olarak kadından güçlü olduğunu bilmiyor demek ki uzman) ve de yiyeceğine içeceğine ilaç, uyuşturucu madde, vs. karıştırarak, sarhoşluk halinde mümkünmüş tecavüz. “Yalnız” diyor rapor, “Bu kadar ağır sarhoşluğa kadar içki içen kimsenin doğacak sonuçları evvelden kabul etmiş olacağını göz önünde tutmak gerekir. Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde alkol içmeyi kabul etmiş ve hele erkeğin yalnız yaşadığı evine, odasına giderek birlikte içmiş olursa cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır”.

Açıkça diyor ki “Sarhoş bir kadına tecavüz edebilirsiniz, o bunu baştan kabul etmiş sayılır”. Kadınların hayatı daha fazla nasıl tehlikeye atılabilir, bilmiyorum.

Şule Çet’in ilk duruşması 6 Şubat’ta. İnsaf ve vicdan sahibi, hukuka, adalete inanan bir hâkim, bu korkunç ifadeleri içeren raporu yok sayacaktır, buna inanmak istiyorum. Tecavüzcüleri yüreklendiren ifadelerin bir sonu gelsin artık.

Kinaye

Önce bir bakalım, “kinaye” ne imiş TDK’ya göre: “Düşünüleni dolaylı olarak anlatan / ya da üstü kapalı, sitemli söz”. Sonra Emirgan’da bir gece kulübünde kavga eden Arda Turan ile şarkıcı Berkay’ın arasındaki davanın ilk duruşmasına dönelim, kinaye bunun neresine düşüyor. Duruşmada kimlik tespiti yapılırken iki tarafa da aylık gelirleri soruluyor, Arda Turan diyor ki “300 bin euro”. Berkay diyor ki “1000 lira”. Bu bilgi hızla sosyal medyada yayılıyor, Türkiye’deki refah düzeyiyle ilgili espriler eşliğinde; “Demek 3000 bin euro geliri olan ile 1000 TL geliri olan aynı gece kulübünde eğlenebiliyor, ne hoş”. Ama şaka bir yana bırakılırsa, işin içinde bir iş olmalı, konu vergiyle ilgili olabilir mi?

Neyse ki içimizi rahatlatan videolu açıklamalar peş peşe geliyor Berkay’dan. “1000 liraya takılmışsınız, takılmayın böyle şeylere ayol” diyor, şaka yapmış meğer mahkemeye, “kinaye” yapmış, Arda Turan’ın 300 bin euro’su ona böyle bir latife yaptırmış. Yoksa 1000 lira kazanıyor olabilir miymiş canım? Ben iletmiş olayım, ayda 1000 lira kazanıp yaşamaya çalışan insanlara, kinayeymiş, rahat olun. Öpüyormuş bizi bir de, öyle diyor videoda.