KENDİNİ ÖLDÜRTMEK SURETİYLE İNTİHAR

Mahkemelerde kadın katili erkekleri savunmak için üretilen gerekçeler gerçek birer yaratıcılık örneği. Öyle ya, normal şartlarda karısının, kızının, kız kardeşinin ya da tanımadığı herhangi bir kadının canını alan bir insan nasıl haklı çıkarılabilir? Zorlamak lazım şartları.

Ama sanırım İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Erhan Timuroğlu’nu savunan avukat Murat Ayhan Gürdoğan bu alanda çığır açtı. Erhan Timuroğlu, 2016 yılında 24 yaşındaki kız kardeşi Ceylan Timuroğlu’nu iş ortağıyla ilişkisi olduğu gerekçesiyle vurup öldürmüş bir ağabey. Kasten adam öldürmek suçuyla yargılanıyor ve ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılıyor.

Ceza öncelikle aileyi hiç memnun etmiyor. 24 yaşında gencecik bir kadın hayatından olmuş, babası şikâyetçi değil, diğer abisi de “Onlar birbirini seven iki kardeşti, ağabeyim müebbedi hak eden bir insan değil, karar çok moralimizi bozdu” diyor. Demek kız kardeşleri ölmeyi hak eden bir insan.

Kaldı ki avukatına bakarsak da Erhan Timuroğlu masum. Cinayetin tasarlanmadığını, müvekkilinin çok düşmanı olduğu için tuvalete bile tabancayla gittiğini söylüyor rahat rahat. Hani özrü kabahatinden büyük deyişinin hayata geçirilmiş hali.

Kardeşinin evli bir adamla ilişkisi olduğunu öğrenen her ağabey gibi çileden çıkıyor, tabanca da cebinde olunca tabii ne yapsın? “Burada ağır ve haksız bir tahrik durumu var” diyor Avukat Gürdoğan; “Bu kız kardeşin ne yapması gerekir? Suçluluk psikolojisiyle alttan alması gerekir. Ağabeyinin huyunu suyunu biliyor, kızgınlık içerisinde. İnadına üzerine gitmiş, arsızca hakaretlerde bulunmuş, abisine kendisini öldürtmek suretiyle intihar etmiş.”

Pes gerçekten, üzerine diyecek kelime yok.

Ödül polemik sezonu açıldı

Tiyatronun ödül mevsimi belli ki gene sert tartışmalara gebe. Biz nedense bu faslı metanetle atlatmayı beceremiyoruz. Daha 22. Afife Tiyatro Ödülleri adayları açıklanırken koptu kıyamet, daha bunun töreni var, korkuyor insan.

Demiyorum ki bütün adaylıklar herkesi memnun etsin, beni de etmedi tabii, aşırı şaşırdıklarım, “Ben belli ki başka oyun izledim jürideki arkadaşlardan” dediklerim var aralarında. Ve bu kadar eksik durumdaki oyunları ödüllendirerek o ekiplere de kötülük yapıldığını düşünüyorum. İyi zannetmeye devam ediyorlar işlerini.

Ancak Afife ödülleri, aralarında değerli tiyatro insanlarının da bulunduğu 33 kişilik bir jüri tarafından online oylama sistemiyle veriliyor. Buradan çıkan sonuç bu. Katılmamız gerekmiyor ama saygı duymamız

lazım. Öyle tepkiler görüyorum ki - tiyatro camiası içinden tabii - jürinin kendini lağvetmesi, adayların ödülden çekilmesi, Yapı Kredi’nin de bu ödülleri vermekten vazgeçmesi falan bekleniyor. Yok artık.

En nihayetinde memleket meselesine dönüştürülecek bir şey değil, ödül. Alan sevinir, alamayan burulur ve biter gider. O jürinin kararı budur, iki sene sonra başka bir jüri başka kararlar verecek ve gene birileri memnun kalmayacak. İşin doğası böyle.