Kime göre, yerine göre

Gerçekten imrendirici derecede dertsiz, tasasız bir toplumuz. Hayat her anlamda tıkır tıkır işliyor, ekonomik kriz semtimize uğramamış, taciz yok, kadınlar öldürülmüyor, kimsenin gelecek kaygısı yok, dert üstü murat üstüyüz. Öyle ki kendimize yoktan gündem var ediyoruz. Ne konuşsak ne konuşsak hah, insanlar “yerine göre” giyinmiyor, bu ülkenin kanayan yarası bu, bunu konuşalım.

İstanbul AVM’lerindeki bazı kızların “ayıp sınırını aşan” şort boylarından şikâyet eden bir tweet atan Ömür Gedik’in açtığı kapıdan ortaya dökülenlerle bütün Twitter âlemi çalkalanıyor iki gündür. Fazla kısa giyiyorlarmış, mesele bu. Teşhircilikmiş yaptıkları.

İstanbul’da çekilmemiş bir temsili fotoğrafla süslenen iddianın mizah malzemesi olarak çok iş görmesi bir yana, bir de konuyla ilgili ciddi ciddi fikir beyan edenler, aynı şekilde kısa şortlardan mağdur olup destek çıkanlar var ve hep beraber başladık gene giyim kuşam kavgasına. Hangi boy şort giymek caizdir, “ayıp sınırı” nerede başlar, nerede biter, kime göre, neye göre? Bunun gibi cevabı aslında net bir “Size ne?” olması gereken bir dizi soru.

Erkek bilirkişilerin kadınların ne giyeceğine, hangi saatte nerede gezeceğine, nasıl oturup kalkacağına karışmaya kalkışmasına, had bildirmesine, parmak sallamasına alışığız bir süredir. Gün geçmiyor ki herhangi bir sebepten medyatik bir insanoğlu bu konuda -tabii ki toplumun ahlaki değerlerine dayandırarak- bir fikir beyan etmesin.

Ama kadınlara sınırlar çizmeye kalkan kadınların eksikliği çekiliyordu sahiden, iyi oldu. Bunu anlamak cidden zor. Hayır, sizce uygun değilse siz giymeyin, beğenmiyorsanız kafanızı başka yöne çevirin, sizi neden ilgilendirsin başkasının şortu?

Size yapılsa hoş karşılar mısınız diyecektim ama tabii ki kendi ifadesiyle “ülkenin en rahat giyinen kadınlarından biri olan” Ömür Gedik de aldı bu ölçü birimlerinden payını, çünkü onun giydikleri de başka birilerine göre ayıp sınırının yanından bile geçmiyordu. O zaman onun adı “linç” oluverdi.

E konuyu açınca gerisi gelecek tabii. “Ben yerine göre giyiniyorum”. Pardon ama ona kim karar verdi ki? Bir ucundan başladın mı başkasının kişisel alanına girmeye, giyimine kuşamına, oturup kalkmasına, gülmesine konuşmasına karışmaya, bunun sonu yok. Bana göre yeri, sana göre değil, bana göre uzun olan sana göre kısa, hangimiz haklı çıkacağız?

Amaç sadece gündem yaratıp eğlenmekse bunun için de fazla tehlikeli sular bunlar. İnsanların aşırı özgürlükten başının döndüğü, bu tip konuların sadece eğlenceli magazin konuları olarak konuşulabildiği bir ülkede yaşamıyoruz çünkü. Kimse o kadar özgür hissetmiyor istediğini giymekte. Sokakta biri laf atacak mı, ters bakacak mı, gerginlik çıkacak mı diye hesaplamak gerekiyor. Hatta şort giydikleri için otobüste tekme yiyen, sokakta saldırıya uğrayan kadınların olduğunu, tecavüze bahane olarak kadının kısa eteğinin gösterilebildiğini hatırlatmaya gerek var mı?

Mademki bunun bir cesaret olarak adlandırılmadığı bir toplum olamadık henüz, kadın olarak o cesarete sahip olan genç kızları kutlamak lazım, ayıplamak değil.