Nuh’un gemisi bizi de kurtarır mı?

Basbayağı ibretlik bir tabloydu önceki gün izlediğimiz. Gezegenin gidişatından, kendisinin ve dünyanın dört bir yanındaki yaşıtlarının geleceğinden endişe duyan 16 yaşında bir kız, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne katılarak dünya liderlerinden hesap sordu. “Boş vaatlerinizle çocukluğumu, geleceğimi çaldınız. Üstelik ben şanslılardan biriyim. İnsanlar acı çekiyor, insanlar ölüyor, eko sistemimiz çöküyor, kitlesel yok oluşun eşiğindeyiz. Siz hâlâ sadece paradan konuşuyor ve ekonomik büyüme masalları anlatıyorsunuz. Buna ne hakkınız var?” dedi.

Lafı dolandırmadı, nazik olmaya çalışmadı, içinden taşan olanca öfkesiyle sordu. Daha haklı bir soru hayal edebiliyor musunuz? Bize böyle bir dünya bırakmaya ne hakkınız var diyor kız açık ve net bir şekilde. Verecek cevabımız da yok üstelik. O zaman ne yapıyoruz? Başımızı öne eğip kızarıyor muyuz? Elbette hayır. İki şey yapıyoruz: Bir, alay ediyoruz. Asperger sendromlu bir kızın bize “fazla heyecanlı, fazla öfkeli” gelen konuşmasıyla, titreyen sesiyle, aşırı bulduğumuz mimikleriyle alay ediyoruz. Onu korku filmi bebeği Chucky’ye, “Şeytan”daki Linda Blair’e falan benzetiyoruz. Her şeyin güllük gülistanlık olduğu peri masalının boş kehanetlerde bulunan cadısı muamelesi yapıyoruz. Hiçbir şey yapamazsak “Ay, ne itici” buluyoruz, “Bilmiyoruz, bir ısınamıyoruz”.

İki, bir bit yeniği arıyoruz. Arkasında duran birileri, onu ‘kurup’ oraya yollayan birileri. Bizim 66 yaşında idrak etmediğimizi o 16 yaşında nasıl kavramış olabilir? Bizim aynı yaştaki yavrularımız neden kendilerinden başka bir şey düşünmüyor da bu kız okyanusları aşmış oralara gelmiş? Kim sokuyor aklına bunları? Kim bilir kimin piyonu? Alelacele yanına George Soros montajlanmış fotoğrafı bile sürüldü piyasaya. Orijinalinde yanında duranın Al Gore olduğunu ispat etmek sadece iki dakika aldığı halde, “çamur at, izi kalsın”.

Nuh’un gemisi bizi de kurtarır mı

Yetişkin dünyasının, büyük bir aymazlıkla ötelemeyi tercih ettiği, “Belki benden sonra tufandır” umuduna tutunduğu gerçekleri haykıran 16 yaşındaki bir kızla baş etme yöntemleri bunlar.

ABD Başkanı Donald Trump’ın cevap niyetine yaptığı, “Aman da ne neşeli bir genç kız, belli ki onu parlak bir gelecek bekliyor” diye dalga geçmek.

Çok hazin değil mi?

Bu “küresel ısınma”, iklim krizi” gibi hayati konular bazı insanlara neden hurafe, maval, hatta iftira, iç ve dış mihrakların bir oyunu gibi geliyor, anlamakta güçlük çekiyorum. Çok da istiyorum aynı rahatlıktan. Ağustos ortasında bugüne kadar görmediğimiz dolular yağdığında, ortalığı seller götürdüğünde onların evinin çatısına bir damla bile düşmüyor mu? Bağlarda bahçelerde meyve sebze telef olurken onların ekinlerini koruyan görünmez bir şemsiye mi var? Kuraklığın, yangınların dünyayı kavurduğu zamanlar için yer altından onlara su taşıyacak gizli kaynaklar mı keşfettiler? Başka hiçbir konuda değilsek bile bu konuda kesinlikle aynı gemide olduğumuzu görmüyorlar mı? Yoksa bekledikleri bir Nuh’un gemisi mi var onları bu dünyadan alıp kurtaracak?