Pembe erkek nedir?

Bu hafta başında bir fotoğraf düştü sosyal medyaya. Ellerinde “Pembe minibüs değil, pembe erkek” yazılı pankart tutan türbanlı genç kadınların fotoğrafı. Bir tanesinin elinde mikrofon var, açıklama yapmakta.

Bence anlaşılmayacak bir yanı yoktu pankartta yazılanın. Her fırsatta tekrarladığımız gibi, kadınları toplumdan tecrit etmenin tacize - tecavüze çözüm olmadığını, değişmesi gerekenin zihniyet olduğunu söylemenin zekice bir yoluydu. Erkekler değişmedikçe pembe fanus yapsan kadınları koruman mümkün değil çünkü. Hiç inmeyecek miyiz o vasıtadan?

Fotoğrafın nerede, ne zaman, hangi bağlamda çekildiği belli değildi. Ama paylaşanlarda uyandırdığı duygu netti: “Fantezi dünyasına gel!” Zekice olduğu sanılan espriler, şakalar, tabii bolca aşağılama ve hakaret havalarda uçuşmaktaydı. “Bunlara erkek olsun da pembe olsun, fark etmez”lerden tutun, “Pembe panter olmasın bacım?”lara, “Pembe derken inşallah sadece düşünceyi kastetmişlerdir. İşin içine pantolon, kimlik ve en kötüsü mabat girerse ortalık karışır”lara envai çeşit cinsiyetçi ifade.

Hani homofobi görmek isteyen Elif Şafak’ı bırakıp buraya bakmalı. Kadın düşmanlığıyla, cinsiyet ayrımcılığıyla soslanmış çok leziz bir türü servis edilmekte. Sanki ülkemiz tacizden, kadın cinayetlerinden şaka devşirilebilecek bir yermiş gibi. Konu kadınları küçümsemek oldu mu, hayatta taban tabana zıt duruşları olduğu anlaşılan erkeklerin nasıl bir fikir birliğine vardığını görmek açısından da öğretici ayrıca.

Fotoğrafın Özgecan Aslan cinayetinin ardından kılınan gıyabi cenaze namazında çekildiğini, fotoğraftakilerin de Reçel Blog yazarları olduğunu sonraki son derece açıklayıcı ve nazik yazılarından öğrendim.

Kendi tanımlarıyla “Kadınların ve bilhassa Müslüman kadınların gündelik deneyimlerine, toplumsal meseleleri algılayışlarına, ilgilerine, meraklarına, dertlerine, umutlarına, kaygılarına, mücadelelerine dair” söz söylemeyi amaçlayan Reçel Blog’la da bu vesileyle tanışmış oldum.

“2015’te çekilmiş fotoğraf hangi niyetlerle bugün tekrar önümüzde?” sorusunu bir kenara bırakıp meraklısı için “pembe erkekli fantezi dünyalarını” Reçel’in konuk yazarı Nebiye’nin satırlarıyla aktarmak isterim: “Ayda onlarca kadının katledilip, istatistik çizgisinin sürekli yukarı çıkmadığı, Müslüman hoca sıfatındaki adamların kadınlara had ve yol bildirmediği, Devlet yöneticilerinin pervasız sözleriyle kadınları hedef haline getirmediği, Devletin makbul kadın imajı çizip, dayatmadığı, Kadınların ne giydiği fark etmeksizin sözlü / fiziki erkek tacizlerine maruz kalmadığı, Kadınların evde, sokakta, taşıtlarda taciz, tecavüz ve öldürülme korkusu yaşamadığı” bir fantezi.

Var mı üzerine üretilecek yeni espriniz?