Peribacalarına kat çıkmak

Peribacalarına  kat çıkmak

Tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla savaş sürdürmekte beis görmeyen tuhaf bir milletiz gerçekten. Sahip olduğumuz değerler çoğu zaman “bize rağmen” ayakta kalmaya devam ediyor.

Peribacaları gibi dünyada eşi benzeri olmayan, UNESCO tarafından kültürel miras kabul edilmiş bir şeye sahipsin, bütün dünyadan dört mevsim turist akınına uğruyor yaşadığın belde bu sayede ve sen gidip o 60 milyon yılda oluşmuş mucizelerin böğrüne kazmayı vurabiliyorsun. Kendi seksen yıllık ömründe böyle bir şeye hakkın olduğuna inanıyorsun!

Bu hafta hep beraber bakakaldık Göreme’den basına yansıyan fotoğraflara. Basbayağı bir yapı yükselmekteydi peribacalarına yaslanarak. Hayır, şaşırtıcı elbette değil. Sadece bir kez kalbi oyulmuş bir ormana ya da misal, cennet gibi Ege kıyılarına uzaktan baktıysanız inşaat sektörünün insafının olmadığını gözünüzle görmüşsünüzdür. Ne yeşil tanıyor, ne mavi. Kıyı derken bizim kıyıları kastediyorum tabii. Suyun öte yanında o kadar gelişmiş bir inşaat sektörü olmasa gerek, akıl edip bina dikememiş, hep ağaçlık bırakmışlar deniz kenarlarını.

Halbuki bizde durum o kadar ileri boyutta ki hayal gücü geniş bir müteahhit pekâlâ doğrudan bir peribacasına kat da çıkabilirdi. Bu sadece bitiştirebilmiş, haddini biliyor diyebiliriz bir anlamda.

Peki, neymiş bu peribacalarından yükselen değer? Ne olacak, otel inşaatı elbette. Pervasız, imar barışına sırtını dayamış, geleceğe güvenle bakan, cüretkâr bir otel inşaatı. Önünde de kapı gibi Göreme Belediyesi tabelası var zaten, kim ne diyebilir?

Zaten Göreme Belediye Başkanı Nuri Cingil de inşaatı kanının son damlasına kadar savundu TGRT’de katıldığı yayında. “Kanunsuz bir şey yok”, dedi, “Her şey yasalara uygun”. Sonra “Otel değil zaten asla” dedi, “Bir iş yeri, üzerinde de konut var”. Otel de bir iş yeri zaten ve ayrıca biz “Otel olmasın” demiyoruz, “İnşaat olmasın” diyoruz. Baktı olmuyor, “Fotoğraflarla oynanmış” dedi, bitişikmiş süsü verilmiş meğer, hem de kaç açıdan. Hepimizi Göreme’ye davet etti sonra, olan biteni çıplak gözle görmeye. Hem bittiğinde bölgeye nasıl estetik bir bina kazandırılacağını bilmiyorduk ki vücut bulacak güzellikten haberimiz yoktu. Öylesine doğayla barışık, uyumlu bir kazık çakacaklardı tarihi dokunun orta yerine. Herhalde yılda 2 milyona yakın turist de o güzellik için gelecekti, Başkan’ın hayaline göre.

Ama işte üzerine vazife olmayan işlere burnunu sokan bir kısım “deli” bu içler acısı manzara karşısında o kadar patırtı çıkardı ki işin rengi değişti sonunda. Bugün güzel bir haber aldık, Kültür ve Turizm Bakanlığı inşaatı durdurmuş. Bakanlıktan gelen bir ekip Göreme’ye gidip konuyu yerinde inceleyecekmiş. Böyle bir inşaat nasıl hayal edilebilmiş, nasıl o kadar ilerletilebilmişti, o zamana kadar kimse neden dur dememişti diye sormak isterdim ama dediğim gibi, bizde her şey mümkün. En azından gelen tepkilere kulak verildiği için sevinelim ve bu “imar barışı”nın tarihi katliama dönüşmeden engellenmesini umalım. Ve tabii gözümüz ısrarla Göreme’de olsun.