Pilav tenceresinde kopan fırtına

Ne oldu, bu hafta sonu gündemimize bir pilav tenceresi düştü. Zira bilimi herkesin anlayacağı dille ve dinle bağlantılandırarak anlatmasıyla ünlü Prof. Dr. Sinan Canan, Habertürk TV’de katıldığı Büyük Sorular programında kadın beyni ile erkek beyni arasındaki farkları pilav örneğiyle anlatmayı seçti. Neden evde yemeği kadın yapar diye bilinirken toplu yemek yapılan yerlerde marka olmuş ustalar hep erkekti? Üç boyutlu algı sistemleri gelişkin olduğu için. Ne alakası var demiyoruz, şu alakası varmış: Küçük bir sahanla büyük bir kazan arasındaki hacim farkını kolayca hesap edebildikleri için, malzemeyi çoğaltarak kolayca yemeği yapabiliyorlarmış. Halbuki kadınlar, evdeki pilav tencereleri değişti mi pilavı tutturamıyorlarmış. Çünkü evrimsel ve antroplojik olarak üç boyutlu algı sistemlerinin o kadar gelişmiş olması gerekmiyormuş.

Söz konusu programın kırpılıp dağıtıma sokulan 40 saniyesinde Sinan Canan’ın söyledikleri bunlar. Gelen tepkilere kızmamış, youtube’dan yaptığı açıklamada söylediğine göre. “Genel geçer kabul görmüş olan teamüllere aykırı şeyler söyleyen tipler rahatsız edicidir” diye açıklıyor durumu; “Söylediklerine çok bir laf edemezsiniz, içten içe bilirsiniz ki adam haklıdır, tüh bu neden benim aklıma gelmedi diye iç geçirebilirsiniz. Daha da yaygını söyledikleri ne kadar akılcı, mantıklı, bilimsel olursa olsun sizin gibi söylemediği için sinirlenirsiniz”.

Önce şunu söyleyeyim; Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesi

Prof. Dr. Sinan Canan’ın cımbızlanan 40 saniyesinin öncesini ve sonrasını dinledim. TedX konuşmasında ve başka birkaç konuşmasında söylediği pek çok şeyi mantıklı buldum, kadını erkeğin “bir üst sürümü” olarak tanımladığı yerlere de denk geldim. Gelgelelim, o programda verdiği örnek-ler hala sorunlu, hala rahatsızlık verici. İddia ettiği gibi “genel geçer teamüllere aykırı” oldukları için değil, tam tersi toplumda pek de güzel kabul gören, hatta dayatılan “kadının yeri evidir” düşüncesini destekledikleri için. Sadece şeflikte değil, çalışma hayatının her alanında kadınlar bu kadar az varlık gösterebiliyorsa, bunun açıklamasını pilav tenceresinde değil toplumun kadını koymaya çalıştığı yerde, mahrum bıraktığı eğitimde, tanımadığı haklarda aramalı profesör titri taşıyan biri.

Yok, “Ben toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgilenmiyorum, benim alanım biyoloji” diyorsa da verdiği örnekleri başka türlü seçecek. Ya da “Gülsünler diye veriyorum, bir kadın direksiyona geçsin, geri geri park edemez, yüzde 80 sıkıntı yaşar,” şeklinde verdiği örneğe ‘gülünmezse’ şaşırmayacak. Biz bu örneği halihazırda sokaktaki hiçbir eğitim almamış erkeklerden de duyabiliyoruz. Akademik kariyere ihtiyaç yok, hiçbir orijinalliği de yok. Biz mesela çıkıp yine kendisinden aldığımız bilgiler ışığında “Erkekler duygusal açıdan kütler, empati duyguları zayıf, tedbirsizler, çabuk sinirlenen yarı deli bir şeyler, çıkıp ekranlarda yorum yapmasınlar, yüzde 80 sıkıntı yaşarlar” diye bir örnek versek olur mu?