Sanatla dolu bir ömre saygı duruşu

Sanırım artık Hümeyra sevenler olarak şunu kabul etmemiz gerekiyor: Çok büyük bir mucize olmadıkça (o da nedir bilmiyorum) onu şarkı söylerken izleyemeyeceğiz artık. Kapatmış o defteri ve bundan mutsuz da değil. Belli ki yetmiş ona, birçok ilke imza attığı, şana şöhrete doyduğu müzik yılları.

Bize yetmemişse de elimizde plaklar var, kayıtlar var, “Sessiz Gemi”yi döne döne dinlemekle yetinmeyip araştırırsak keşfedeceğimiz bir dolu şarkısı olduğuna eminim. Zamanında kadri kıymeti az bilinen “Benim Şarkılarım” albümü plak olarak yayınlandı, ondan ve tabii şahane “Beyhude”den başlamanızı öneririm kazıya.

Galiba öyle uzayıp giden 180 dakikadan 58 bölümlük bir dizide izlememiz de çok mümkün olmayacak kendisini. Yorulmuş, sıkılmış, bezmiş görünüyor. Umudumuz dijital platformlarda tabii. Mesela ben “Şahsiyet”te ikisinin alıp götürdüğü bölümü izlediğimden beri Haluk Bilginer ile Hümeyra’yı birlikte izleyeceğimiz yeni bir işin hayalini kurmaktayım. Oyunculuk deyiniz, yıldız ışığı deyiniz, karizma deyiniz, böyle bir şey. Seyirciye armağan gibi bir bölümdü, neden yine olmasın?

Sanatla dolu bir ömre saygı duruşuPeki, müzik yok, dizi yok, yıllarını geçirdiği tiyatro sahnesi yok, ne yapacağız? Tabii ki Çağan Irmak gibi onun kıymetini bilecek bir sinema yönetmeninin daha çıkmasını bekleyeceğiz ve bu sırada sergi salonlarına gideceğiz! Çünkü Hümeyra en az üç (arada açtığı butikleri, restoranları, kulüpleri saymazsak) insana yetecek farklı yetenekleri bünyesinde buluşturduğu için, şunun şurasında üç beş sene önce bizzat bana söylemiş olduğu hayatını sadece resim yaparak geçirme hayalini hayata geçirmiş durumda.

“Bu yaştan sonra”cılar bu bölüm sizin için. Hümeyra altmış yaşından sonra yeni bir kulvar açtı hayatında. Hobi olarak falan da değil üstelik yaptığı her iş gibi gayet ciddiye alarak. Evet, eline fırçayı ilk kez almış değil, genç kızlığında akademi hayali kurmuşluğu, Londra’da grafik eğitimi almışlığı var. Hatta bilinen bir hikâyedir, Melodi Plak’ta plak kapağı çizerken mırıldandığı şarkıyla müzikal yeteneğinin “keşfedildiği”.

Hayat ona her daim başka sürprizler hazırladığı ya da onda sürprizler bitmediği için, resme sıra ancak gelmiş. Hümeyra’nın azmi ve becerisi malum da, yine de “Yalan Dünya” defterini kapattıktan sonra her gün koşa koşa gittiği Orhan Taylan’ın atölyesinden bir yıl arayla ikinci sergisini açacak bir ressam çıkacağını kimse tahmin edemezdi herhalde.

Lakin çıktı. Gene kadın portreleri var tuvallerde. Hüzünlü kadınlar, mutlu kadınlar, muzip kadınlar, çiçekli kadınlar, kafasına, omuzuna kuş konmuş kadınlar... Hümeyra’nın hayatına değmiş, karşısına çıkmış, kimi dostu olmuş, kimi sadece ilham verip geçmiş kadınlar.

Sergi bu kez sanatçının doğduğu şehirde; Ankara’da açıldı, Armoni Sanat Galerisi’nde. 31 Mayıs’a kadar sürecek.

“Bu sergi, benim Ankara’ya saygı duruşumdur” diyor. Bana kalırsa sanatın her alanına usulca dokunmuş ve her birinin hakkını vermiş bir ömre saygı duruşu bu. Ve eminim ki Hümeyra’nın sürprizleri hiç bitmeyecek.