Sessiz ayakkabıların son adımı

Bazı insanlar var, “Düşmanıma vermesin” denen türden bir acı yaşıyorlar ve ömürlerinin geri kalanını kendilerine acıyarak, kadere lanet ederek, “Neden ben?” diye isyan ederek geçirmek yerine, bu acıdan başkalarına faydalı olacak bir sonuç çıkarmaya gayret ediyorlar. “Benim canım yandı, başkalarınınki yanmasın” diyorlar. Kalan ömürlerine anlam katıyorlar. Gözlerinden hiç eksik olmayan kederi içim burkularak, mücadelesini hep saygı duyarak izlediğim, evlat acısıyla yaralanmış kalbi, pazartesi günü, 70 yaşında pes eden Nazire Dedeman (Çağatay) gibi.

Hatırlıyorum, gazeteciliğimin ilk yıllarında bireysel silahlanmanın tehlikeleri dendi mi, ilk başvurduğumuz isim olurdu Nazire Dedeman. Bıkmadan usanmadan anlatırdı, rakamlar verirdi, raporlar sunardı. Hep söylediği gibi toplumun başındaki en büyük bela şiddetti ve Nazire Dedeman, onun önüne geçmeye bir ömür adadı. Üstelik öyle açıktan açığa silahlanma çağrıları da yapılmazdı o zamanlar. “Maçtan sonra, düğünlerde sevincinizi silah atarak dile getirmeyin, kurşundur seker, evde silah bulundurmayın, şeytan doldurur” gibi noktalardaydı olay. Nazire Dedeman 17 yaşındaki oğlu Umut’u bir “şeytan doldurması” sonucu, arkadaş silahından çıkan kurşunla kaybetmişti. Yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden birinin oğlu, farklı bulgular olmasına rağmen “silahını temizlerken kaza olduğunu” iddia etmiş, 38 gün hapis yatıp çıkmıştı.

Sessiz ayakkabıların son adımıÜstelik bu, Nazire Dedeman’ın üçüncü evlat acısıydı. Oğullarından Önder’i üç yaşındayken, Onur’u doğumdan hemen sonra kaybetmişti. Umut’un ölümünden sonra acısını katmerlendiren hukuksuz-luklardan yılıp susmak yerine başkalarının çocukları için umut yaratmaya karar verdi. Bunu hayata tutunmanın bir yolu olarak seçti.

Gitti, üç çocuğunun ismini taşıyan Umut Onurlu Önderler Yetiştirme Vakfı’nı (Kısaca UMUT) kurdu. Yaşadığı hukuksuzlukları kitap yazarak, seminerler vererek paylaştı. Her yıl oğlunun öldürüldüğü 28 Eylül’ü Bireysel Silahsızlanma Günü olarak kabul edip Sessiz Ayakkabıların Yürüyüşü eylemini düzenledi. Madem silah ile hayatını kaybetmiş insanların artık söz söyleme, protestolarını dile getirme şansı yoktu, yakınlarının kırmızı halı üzerine bıraktığı ayakkabıları yürürdü onların yerine.

Vakfın kurulduğu 1993’ten bu yana bu anlamda ne kadar yol alındı derseniz, maalesef durum hiç iç açıcı değil. Umut Vakfı’nın bu yıl başında yayımladığı 2018 silahlı şiddet haritası dehşet verici. 2015 yılında 2 bin 175 silahlı olay basına yansımışken 2018’de bu sayı 3 bin 679. Silahlı şiddette dört yılda yüzde 69 artış yakalamışız. Başı çeken Marmara Bölgesi’nde artış yüzde 88. Ülkemizde yüzde 85’i ruhsatsız en az 25 milyon silah bulunuyor. İnternetten çocuklar bile silah ısmarlayabiliyor artık. Bunun sonucu olarak cinayet ve yaralama eylemlerinde kullanılan tabanca ve tüfek sayıları da ikiye katlanmış durumda.

Nazire Dedeman’ı 25 yıllık mücadelesinin sonunda bu tabloyla uğurlamak çok üzücü. Onun güçlü kararlılığına ve sessiz ayakkabılarının yürüyüşüne her zamankinden çok ihtiyaç duyarken...