Geçen hafta bir çıktım Taksim Meydanı’na, bir rengârenk laleler var, bir de metal polis bariyerleri. Hani tam bir bahar coşkusu duyacak, havaların nihayet ısınmasına sevinip kediler gibi parkta bir banka kıvrılmayı hayal edecek oluyorsun, metal soğuğu çarpıyor yüzüne: Taksim Meydanı 1 Mayıs’a hazırlanıyor.

Haber değeri mi var, bariyerler zaten doğal dokumuzun bir parçası, ama yok bu kutlu gün için kamyonlarla takviye getirilmiş durumda. Kapanmayan cadde, sokak kalmasın. Taksim Meydanı’nın bu yıl da yasak olduğu çok önceden bildirilmiş, DİSK de 1 Mayıs’ı Bakırköy’de kutlayacağını açıklamıştı aslında. Ama gene de Bakırköy’de bazı caddeler trafiğe kapatılarak önlem alınsa da, asıl hummalı hazırlık Taksim ve ‘civarında’ ki bu civar dediğimiz, sahiden geniş bir bölgeyi kapsıyor.

Adını koymak gerekirse, sabah saat 5 itibarıyla bir günlük hapis hayatımız başlıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre Tarlabaşı Bulvarı, Mete, Gümüşsuyu, Sıraselviler, Halaskargazi ve Cumhuriyet caddeleri trafiğe kapalı.

“Ne olacak canım, metroyla gideriz gideceğimiz yere” mi dediniz? Gidemiyorsunuz, Taksim metro istasyonu kapalı.

“En yakın istasyona yürür oradan binerim?” diyecekleri de düşünmüşler; Şişhane ve Osmanbey istasyonları da seferlere kapalı.

Tünel? Tabii ki, kapalı. Ama zaten vapur seferleri de yapılmıyor. Evet, ulaşım engeli Beşiktaş, Kabataş ve Karaköy iskelelerinin şehir hatları ve iki yakanın bütün deniz motoru seferlerini kapsıyor.

Bunun adı resmî tatil değil, belli bir bölgede oturanlar için sokağa çıkma yasağı aslında. Ne diyelim. Umarım buzdolabınızı doldurmuşsunuzdur, su isteseniz zor bugün.

Bir de tabii hastalanmamaya bakın. Devekuşu Kabare’nin “Yasaklar” oyununu; özellikle Zeki Alasya - Metin Akpınar’lı “Buradan geçmek yasak” skecini izlemenizi öneririm hazır evde otururken. Belki bir yolunu bulursunuz gideceğiniz yere varmanın.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nüz kutlu olsun.

Ne demek bulunamadılar?

Geçen hafta Zonguldak’ta balıkçıların kurşunlayarak öldürdüğü yunuslardan söz etmiştim. Prof. Dr. Mustafa Sözen kuş cenneti Filyos’ta kuş fotoğrafı çekerken silah seslerini duymuş, öldürülen altı yunusu ve elleri silahlı balıkçıları fotoğraflayarak Orman ve Su İşleri Müdürlüğü’ne ihbarda bulunmuştu.

Gelgelelim gözaltına alınan balıkçılar serbest bırakılmışlar. Suçlamaları reddetmişler çünkü. “Biz vurmadık” demişler, ne şaşırtıcı değil mi? Ağlayarak itiraf etmeleri beklenirdi.

Ayrıca ölü yunuslar da vuruldukları yerde bulunamayınca, iki balıkçı “delil yetersizliği”nden salıverilmişler.

Ne güzel. Bundan sonra hayvan öldürmek için eline silah alacakların işi daha da kolay. Belli ki beyan esas. “Ben yapmadım” deyince kurtuluyorsun. Cesetleri yok etmeyi akıl edersen, fotoğraflar delil sayılmıyor, görgü tanığının ifadesi de işe yaramıyor.

Etiketler