Türkiye’nin günah keçisi

Evli bir adamla yaşadığı aşkın da, kullandığı uyuşturucunun da bedelini misliyle ödeyen Deniz Seki’nin sil baştan kurduğu hayatı, bir kez daha yerle bir oluyor. Seki’nin pop starlıktan cezaevine uzanan öyküsü... Türkiye’nin  günah keçisi

Deniz Seki Türkiye’nin en talihsiz “günah keçisi”. Toplumca “onaylanmayacak” ne yaşadıysa, türünün tek örneğiymişçesine taşlanmak gibi bir kaderi var. Zamanında sanki bu ülke sınırlarında evli bir adamla aşk yaşayan ilk kadınmış gibi bir muamele gördü mesela. Ve ona yeterince bedel ödetirsek bir daha kimse bu “ahlaksızlığa” kalkışmayacakmış gibi... Şimdi de Türkiye’deki bütün uyuşturucu ağının hesabı ondan sorulmakta.
Her kendini toparlamaya kalktığında bir tekme daha yiyor ve son geldiğimiz nokta Deniz Seki’den hoşlanan veya kendisine sinir olan herkesin vicdanını sızlatır durumda. Çünkü 218 gün kaldıktan sonra 1 Ekim 2009’da tahliye olduğu cezaevine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararıyla geri dönecek. Tam nişanlanmış, yeni bir hayat kurmanın eşiğine gelmiş, son albümü “İz”in çıkmasına ramak kalmışken... Kendi eliyle dağıttığı hayatının parçalarını yine tek başına yapıştırmaya çalışırken...
Zaten bugüne kadar her ne yaptıysa bunu kendi başına becermiş bir kadın Deniz Seki. Doğuştan şanslı, aileden, hatırlı dostlardan destek almış biri değil. “Sıkıntılı, sıkışmış ve hüzünlü” bir çocukluk onunki. Baba baskısından kaçmak için 11’inde yatılı okulu, 19’unda evliliği seçtiren...

Tek hayali müzikti
1 Temmuz 1970’te kimya mühendisi İrfan Seki ile konservatuvarın keman bölümünü bırakmak zorunda kalan eşi Güler Hanım’ın ilk çocuğu olarak İstanbul’da geldi dünyaya. Biri 6, diğeri 11 yaş küçük iki erkek kardeşi oldu sonra. Anneden ve piyanist dayıdan miras müzik, çocukluktan itibaren tek hayaliydi. Fakat babası için kabul edilemez bir şeydi kızının şarkıcı olması. Konservatuvara girmesine izin verilmeyen Deniz, ilkokuldan sonra evden kurtulmak için Çamlıca Kız Lisesi’ne yatılı olarak girdi. Hem kendi ayakları üzerinde duruş hem de koyu bir yalnızlık duygusuydu o yaşta tanıştığı... Kendi seçimlerini yapan, dikbaşlı bir kız olacağı o yaştan belliydi.
Nitekim, lise biter bitmez, o yasaklar evine geri dönmemek için işadamı Turhan Başaranoğlu ile nikah masasına oturdu. “Becerikli bir çocuktum, bir sürü yeteneğim vardı, bütün şarkıları biliyordum, dans ediyordum, kendime ait bir dünya yaratmanın peşindeydim, hayallerini kurduğum işi yapabilmenin... Ama baba engeli var, hiçbir şeye izin vermiyor. Bir adamla evlenir, baba baskısından kurtulursam yaparım diye düşündüm” diye anlatıyordu kararının nedenini Ayşe Arman’a. Ama koca da sıcak bakmadı müzik işine ve iki sene içinde boşandılar.
1993’te Melih Kibar ile tanışarak müziğe adım atan Seki, iki sene sonra babasından izinsiz “Pop Show” şarkı yarışmasına girdi ve “Bırakıp Gidersen” adlı şarkısıyla birinci oldu. Kenan Doğulu’dan İzel’e, Emel Müftüoğlu’ndan Zuhal Olcay’a birçok isme vokal yaptı, reklam cıngılları seslendirdi. 1997’de de ilk albümünü çıkardı: “Hiç Kimse Değilim”. Ve biz, Sezen Aksu’nun “Kuş uçtu uçacak Ahmet”ini söyleyen bu yumuşak sesli, kızıl saçlı, kocaman gülüşlü genç kadınla tanışmış olduk.

Türkiye’nin  günah keçisi

Fırtınalı bir aşk hikayesi
Ama onun derdi kendi sözünü söylemekti. 1999’da çoğu kendi şarkılarından oluşan “Anlattım” albümünü, iki yıl sonra da tamamı kendisine ait “Şeffaf”ı çıkardı.
En ünlü şarkılarından “Yakamoz”un klibini kim çekmişti? Hayatının
dönüm noktalarından biri olacak
Okan Bayülgen... Paparazziler
Deniz Seki’yi Bayülgen’in Bodrum’daki evinin bahçesinde görüntüledi, “Bayülgen ile Cansu Dere’yi Deniz mi ayırdı?” soruları geldi gündeme...
Ve birkaç yıl boyunca fırtınalı bir aşk hikayesi izledik hep beraber...
Bu arada Deniz Seki hepsi eski şarkılardan oluşan “Aşkların En Güzeli” albümünü yaptı, 70’li yılların cicili bicili kostümleriyle rengarenk fotoğraflar çektirdi... Kendisini en son yüzü ışıldar, gözleri gülerken görüşümüz de bu oldu... Ayrıldığı Okan Bayülgen’den geriye “hüzün dolu bir tebessüm” ve şarkılar kaldı... 2005’te çıkan “Aşk Denizi” albümü tamamen biten aşkın şarkılarından oluşuyordu. Hatta “Bırakma Beni”nin sözlerini birlikte yazmışlardı...
35 yaş dönemecinde bir kez daha yalnız kalan Deniz Seki anne olmak istiyordu artık. Bu yüzden, düpedüz peşinden koşan Hüsnü Şenlendirici’den kaçtı bir süre. Ne işi olabilirdi evli ve iki çocuklu bir erkekle... Bir yandan da hissediyordu, durduğu anda fena tutulacağını.

Sonunda duvara tosladı
Nitekim sonunda “Bir kayıkla denize açılmış harıl harıl kürek çeken, ne zaman yorulacağı, nereye gittiği belli olmayan iki âşığız biz” diye tanımladığı beraberliğe balıklama dalmış oldu. Sonrası iki günlük mutluluk, bir sürü gözyaşı... “Aldatılan eş” Nazire Şenlendirici ekranlardan beddualar okuyor, olmadı “Hüsnü yanımda uyuyor, Deniz Seki derdine yansın” yollu açıklamalar yapıyor, evi
terk eden Hüsnü Şenlendirici bir türlü boşanamıyordu. Deniz Seki’nin payına ise “yuva yıkan kadın” sıfatı ve içinde Hüsnü Şenlendirici’yle düet yaptığı “Adaletsiz Seçim”in de olduğu yeni albümü “Sahici”yi anlatmaya gittiği programlarda şakır şakır ağlayarak kendini savunmak düşüyordu. Ama son derece âşık ve hep söylediği gibi gereğinden fazla vericiydi. Vazgeçmedi ve sonunda duvara tosladı: 2009’un şubat ayıydı, Deniz Seki jandarmanın düzenlediği uyuşturucu operasyonu kapsamında gözaltına alındı. 24 Şubat 2009’da da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Uyuşturucu kullanma ve temin etme suçundan...
O kocaman gülüşlü, su gibi güzel kadının epeyce kilo almış, güneş gözlüklerinin ve şapkanın altına saklanmış yüzü unutulmaz bir
fotoğraf olarak kaldı akıllarda.
Bütün gözler doğal olarak “büyük aşkın” diğer tarafına dönmüştü. Hüsnü Şenlendirici’den Deniz’e dair bir açıklama, bir sevgi sözcüğü, bir destek hareketi bekleyenler şaşkınlıkla gördüler ki hiç oralı değildi kendisi. Bir kez daha, üstelik dört duvar arasında bir başına kalan Deniz Seki tam 218 gün bekledi hâkim karşısına çıkmak için. Ve ilk duruşmada çok çekmiş ama epey akıllanmış olarak tahliye oldu.

“Assınlar beni madem”
Her “Ziyaretçin var” dendiğinde odur diye umutla koşmuş, belli ki en acımasız dayakları kendisine atmıştı bu süreçte. “Toplumun kabul etmediği bir ilişki yaşadım ve bedelini ödedim” diyordu. Bir hata daha edip uyuşturucu kullanmış ama sadece kendisine zarar vermişti. İçeride kendisini “yeniden yazmış”, teyp olmadığı için koğuş arkadaşlarına ezberlettiği şarkılar yapmış, “Aşk diye diye kendimden bile bile vazgeçtim, derken yolu kaybettim” dediği adamı da “suya hapsetmişti”. “Sözyaşlarım” albümü yeniden doğuşu oldu. 2013’ün ilk günü, çocukluk aşkı turizmci Faruk Salman ile nişanlandı. Ağzı kulaklarına varıyordu. Ve artık magazinde sadece alıp verdiği kilolarıyla konuşuluyordu. Sansasyondan uzak bir hayatı vardı.
Derken, 2014 Mart’ında “Deniz Seki’ye kötü haber” başlıkları düştü ajanslara... Temyiz edilen 6 yıl 3 aylık hapis cezası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından tekrar görüşülerek onanmıştı. “Orası topraksız mezar, düşmanımı düşürmesin Allah” dediği yere dönecekti. Yeniden yargılanma talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, son çare.
Bu haberlerle beraber konser iptalleri başladı. Yeni albümü “İz” çıkmak üzereydi, sevinemiyordu bile. Kenan Erçetingöz’ün programında yine gözlerinde yaşlarla isyan ediyordu: “Benim zararım sadece kendime oldu. Bunun cezasını da fazlasıyla ödedim. Assınlar beni madem, daha iyi”...

Neden bu acımasız tavır?
Bir insanın hayatını yeniden inşa etme çabalarının bunca zaman sonra bir kez daha yerle bir edilmesi sahiden vicdanı olanı isyan ettiriyor. Nedir bu kadının bitmeyen çilesi? Deniz Seki bu ülkenin bir numaralı uyuşturucu baronesi midir? O içeri atılınca bütün ağ mı çökecek? Ortada ondan uyuşturucu aldığını söyleyen kimse yokken bu acımasız tavrın sebebi ne? Eğer birilerine ibret olsun diye ona bir rahat nefes aldırılmıyorsa, eminim alacak olan gereken dersi almıştır. Almayanlar da halihazırda ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar zaten...

Türkiye’nin  günah keçisi

218 gün kaldıktan sonra 1 Ekim 2009’da tahliye olduğu cezaevine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kararıyla geri dönecek.

Kist sorunu hep vardı
Bu yazı yazılırken hâlâ kendisinden haber alınamayan Deniz Seki’nin ortadan kaybolmasının nedeninin cezaevine girmeden halletmek istediği kist tedavisi olduğu konuşuluyor.
2008 senesinde Ayşe Arman’a “Üç kere miyom ameliyatı oldum, kistik bir bünyem var. Bir tek kurtuluşum var,
o da hamile kalmak” diye anlatıyordu sorununu. Şu anda da ameliyat olacağı, ondan sonra teslim olacağı söyleniyor.

Bayhan ile Nazire’nin “ah”ı
Sosyal medya Deniz Seki’nin başına gelenleri “birilerinin ahına” bağlayan saçma yorumlarla dolu. Bunlardan biri Nazire Şenlendirici, diğeri Deniz Seki’nin zamanında “Popstar” jüri üyesiyken adam öldürüp cezaevine girdiği için birinci olamayacağını söylediği Bayhan... “Sanatçı topluma örnek olmalıdır” diyerek programı terk eden Seki, aradan geçen yıllarda ettiği bu büyük söz için epey pişman olmuştur herhalde. Ama “O ona böyle yapmıştı, şimdi çeksin cezasını” demek kadar da gaddar bir tavır olamaz.