Yılmaz’ın iki “gemi”si

Cem Yılmaz’ın sinema- sıyla ilgili izleyicide bir bölünme vardır malum. Bir “Her Şey Çok Güzel Olacak” ve “Hokkabaz”cılar vardır, bir de “diğerleri”ni sevenler, işte “G.O.R.A”cılar, “A.R.O.G.”cular, “Yahşi Batı”cılar... Kendisi de 2015 yılında yaptığımız röportajda sinemasının “Bir ondan bir ondan formülüyle” ilerlediğini söylemiş ve hayalini “İkisinin ortak paydasını anlayacak seyirci kalabalığının oluşması” diye açıklamıştı.

Bu hayal ne kadar gerçek olabildi bilemiyorum ama şu an acilen o seyirci kalabalığına ihtiyaç var çünkü Cem Yılmaz’ın yarın gösterime girecek olan “Karakomik Filmler”i bir anlamda iki kategoriyi bünyesinde buluşturuyor. Nasıl yapıyor bunu? Denenmemiş bir formülle; 60’ar dakikalık iki apayrı filmi izleyiciye tek biletle, tek seansta sunarak. Devamı da gelecek, dört buçuk aylık çalışmayla ortaya çıkan dört filmin diğer ikisi de ocak ayında gösterime girecek.

Yılmaz’ın iki “gemi”si

“Karakomik Filmler”in ilki, diğer “Hokkabaz”cılar gibi benim de favorim, “2 Arada”, bir feribotun çay ocağında çalışan, kendisini “Aşk Gemisi”nin barmeni zannettiği için Ayzek diye çağrılan, gemide yatıp kalkan Metin’in (Cem Yılmaz) hikâyesini anlatıyor. Adamımızın ön dişleri yok, bu nedenle işten atılacağına dair bir inanca kapılıyor ve bu hayali tehlikeye karşı önlem alacağım derken başına bin türlü iş açıyor.

Yılmaz’ın kadim dostları Ozan Güven ve Zafer Algöz yine yanı başında, Cem Davran, Umut Kurt, Cemre Ebuzziya, Bala Atabek, Uraz Kaygılaroğlu diğer rollerde. İyilik ile kötülük üzerine sarsarak düşündüren hikâyesi, alacakaranlık kuşağına uğrayıp geçen atmosferiyle son derece hoş bir film “2 Arada”. Ayzek de unutulmaz bir karakter sahiden. Bu arada filmin son ihtiyacı olan şey, içine (feribottan söz ederek) “Kalkıyor mu?” gibi cinsellik göndermeli ‘espriler’ sıkıştırılması. Bundan vazgeçmek bu kadar mı zor? Komik olmuyor, kara da olmuyor, sakil kalıyor.

O bitiyor, geçiyoruz “Kaçamak”a. Cem Yılmaz bu ayın Milliyet Sanat dergisinde Nil Kural’a verdiği röportajda çıkış noktasını “Yansın öyle erkekler” şeklinde özetlemişti. Kendisi şaka yapmış olabilir ama bana son derece yerinde bir temenni gibi geldi. Bunlar farklı yaşlarda dört arkadaş; Zafer Algöz, Özkan Uğur, Can Yılmaz ve Necip Memili tarafından canlandırılmaktalar. Ortak özellikleri evli olmaları, tabii ki gözlerinin dışarıda olması ve karılarından deli gibi korkmaları. Hepsi evlerine farklı yalanlar söyleyerek Kömlük adlı hayali kasabaya, yine Cem Yılmaz’ın oynadığı karakterin işlettiği spa merkezine kaçamağa gidiyorlar. Geceyi kızlarla geçirme hayaliyle girdikleri “detoks” macerasının sonu uzay gemisine kadar varıyor. Bu filmde de -gece gelen eskort kızları saymazsak- arzı endam eden tek kadın; “Arrival” göndermeli uzaylılarla temas sahnelerinin ‘Amy Adams’ı Jaclyn’de Nilperi Şahinkaya.

Filmin spa merkezi ritüelleriyle eğlendiği bölümlerde çok gülsem de uzay gemisiyle meseleden koptuğumu, genele yayılan testosteron bombardımanını pek eğlenceli bulmadığımı ve gönlümün “2 Arada”daki gemide kaldığını söylemem lazım. Cem Yılmaz eğlence sinemasıyla ‘bir diğerini’ birleştirmeye çalıştıklarını söylüyor ama herkes aynı filmde eğlenmeyebiliyor tabii.

Yılmaz’ın iki “gemi”si