İlişkiler Yumağı

7 Ağustos 2019

İster kişisel marka olsun, ister bir ürün ya da hizmetin markası, tek başımıza yapıyoruz gibi görünsek de arka planda ilişkiler yumağının yaptığımız işe oldukça fazla etkisi var.

İnsan sosyal bir varlık ve sürekli ilişki yönetiyor. Aile ilişkileri, iş arkadaşları, eş, sevgili vb. bir sürü ilişkiyi yönetiyor. Benim hem çok kolay hem çok zorlandığım bir konudur. Güzel yürüttüğüm ilişkiler iş ilişkilerim. Sanırım bağ kurmadığım için. Diğer ilişkilerimde ne kadar çok bağ kurmuş dolayısıyla ne kadar fazla duygu geliştirmişsem o derece zorlanırım. Mantığım daha geride kalır. Sevgim karar alırken ön planda olur, hayır demem zorlaşır, kırmamak için hassas davranmaya başlarım.

Her insanın yaydığı bir enerji var. Çevremde bulunan kişinin enerjisi beni destekleyen, iyi bir enerji olursa kendimi atomu parçalayacak güçte hissederim. Devamlı negatif üreterek beni kötü hissettiren birinin enerjisi ise paçamdan çeken köstebek gibi toprağın altına gömülüp yok olma isteği uyandırır.

İnsan, en çok zaman geçirdiği 5 kişinin ortalaması oluyorsa eğer, kimlerle ilişki içinde olduğuna iyi bakmalı, analiz etmeli çevresindeki insanları. Kendini yukarı çıkaracaklarla çevrili olmalı. Onu köstebeğe çevirenlerden hızlıca uzaklaşmalı. Kendini köstebek gibi hissettiren en yakın dostu, ya da ailesi olsa bile…

Şu anda bu yazıyı okurken birlikte vakit geçirdiğiniz kişileri bir düşünün. İşte, okulda, evde ya da telefonda konuştuğunuz… Her birine memnuniyet düzeyinizi gösteren 1’den 10’a kadar bir numara verin. Ben eğer 5’in altında bir numara veriyorsam o kişiden ya uzaklaşır ya da bir süre mesafe koyarım. Özellikle yeni bir projeye başlayacak ya da yeni bir karara imza atacaksam yanıma mutlaka beni iyi hissettirecek kişileri alırım. Diğerlerine konuyu açmam bile.

Köstebek gibi hissettirmeyen, kuş gibi sizi yükselten ilişki yumaklarınız olması dileğiyle.

Yazının devamı...

Nezaket Tatilden Dönmeli

17 Haziran 2019

Nezaket ile iletişim kişisel markanızın en iyi temsilcisidir. Bazen yeni tanıştığım insanlara şaşırıyorum. Acaba bir tek bana mı oluyor?

Biri ile tanışıyorum. Unvanına, bitirdiği okula baktığınız zaman iyi bir alt yapısı var gibi görünüyor. Sonra birlikte yemek yiyor ya da birer kahve içiyorsunuz ya da toplantı sonunda bir bakıyorsunuz ki meğer hiç öyle biri değilmiş.

Bu duruma iş hayatının yanı sıra sosyal medyada da rastlıyorum, bu kadarı da pes dedirten paylaşımlara.

Kendini övenler, dil bilgisi olmayan, ne yazdığı anlaşılmayanlar… Üst düzey bir yönetici ama tehditkar bir dil kullanıyor. Sayfasından üslupsuzluk akıyor.

Bir diğeri güya girişimci ama paylaşımları, ergenlerin bile yapmayacağı “esprili laf sokma” sözleri.

Günlük yaşamdan birkaç örnek vereyim. Zarif giyimli bir kadının içinden sırf otopark yeri için bir canavar çıkıyor. Bir başkası mağaza görevlisine ürün sorarken bir had bildirme çabası, komşusu ile bir minik kedi meselesi için tartışma, arkadaşlar arasında bile bir üstünlük kaygısı, hep bir gerginlik, hep bir parmak sallama.

Elbette tüm bunların yanında, sayısı az olsa da nezaket ile iletişim kuran, uzlaşmacı insanları görmek umut veriyor.

Ne ara toplumumuzun dili bu kadar nezaketsiz oldu? Acaba bu bir moda mı yoksa başka bir sebebi mi var? Oysaki en kötü sözü nezaketle ifade edebilir, en büyük tartışmayı seviyesizleşmeden yapabiliriz.

Yazının devamı...