EKONOMİK KRİZ BAHANE EDİLİP İŞÇİ ÇIKARILAMAZ.

                İş güvencesi kavramının içinde yer alan konulardan biri de işletmesel kararlardan olan ekonomik kriz nedeniyle işçilerin işten çıkarılması durumunda işçinin, işverene karşı işe iade davasındaki uygulanacak kriterlerdir.

                Uygulamada ise işveren, işçinin tazminatlarını ödeyerek işçiyi, İş Kanunu 17. Maddesi uyarınca iş akdini feshetmektedir. Bu durumda işçi,  hem işçilik alacaklarından dolayı tazminatlarını alır hem de işsizlik maaşından yararlanmaktadır. Fakat işçi, uzun süre işyerine hizmet etmesinden veya işten çıkarılma sebebinin  sebepsiz, adaletsiz veya haksız olduğunu düşünerek, manevi kırılganlıkla da birlikte  işverene karşı hukuksal mücadele etmek amacını güder. Bu durumunda işçinin yapacağı tek hareket, işverenin yapmış olduğu feshin geçersiz olduğunu ileri sürerek işverene işe iade davası açmasıdır. Bu davayı açma süresi, işçinin işten çıkarıldığı tarih değil, işçiye feshin  ihbar  tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 aylık süre içerisindedir. Bu süre geçince dava hakkı da kaybolur. İşçinin 6 ay kıdemi olması, belirsiz süreli işi olması ve işyerinde 30 işçi çalışması da diğer birlikte değerlendirilecek kriterlerdir.

                    İşveren, “zarar ediyorum bu yüzden işçi çıkarıyorum”  sebebi ile yapılan fesih sonucu işçi tarafından açılan işe iade davasında Yargıtay’ın kökleşmiş kararlarında “işverenin fesih kararını, tutarlılığını, keyfiliğini, ölçülülüğünü ve gerekliliğini yönünde denetleneceğini belirlemiştir”. Mahkemeler bu tür fesihlerde, işyeri içi ve dışından kaynaklanan ve feshe yol açan olguların gerçekten mevcut olup olmadığını inceleyecektir. Bu tür fesihlerde ispat külfeti,  yer değiştirmiş durumda olup davalı olan işverene aittir. İşverenin, sadece zarar etmesi tek başına fesih için geçerli neden değildir. Piyasa şartlarının ve bu sebeple oluşan istihdam fazlalığının doğmuş olması gerekir. Bu tür fesihlerde, işverenin mali kayıtları önemle ve titizlikle incelenir. İşçinin fesih tarihinden önceki dönemlere ait işverenin iş hacmi ve mali verileri dikkate alınır.

                     İşverenin, mali krize düşmesi veya kar yapmaması nedeniyle tasarruf tedbirleri uygulaması da gerekir. Örneğin, zorunlu olmadıkça yurt içi veya yurt dışı seyahat yapılmaması, telefon-bilgisayar  ve benzeri teknolojik aletten yararlanma imkanı  varken seyahate gidilmemesi, ofis içerisindeki kırtasiye, kağıt benzeri gereçlerin tedbirli kullanılması, elektrik ve ofis ekipmanlarının kapatılması şeklindeki tasarruflar uygulanabilir. Piyasa şartları ve ekonomik tedbirlere rağmen işveren, zarar ediyorsa da  yine de işçi çıkarma en son çaredir. Feshin son çare ilkesi gereği, işverenin fesihten kaçınmak için işyerindeki fazla çalışmaların kaldırılması, yıllık ücretli izinlerin kullandırılması, çalışma saatlerinin azaltılması, kısa çalışma ve kısa sürelerle çalışma teklif edilmesi, ücretsiz izin uygulaması işçilere teklif edilmesi, işçilerinin ücretlerinin düşürülmesinin teklif edilmesi gibi tedbirlerinin de uygulanması gerekmektedir.

                    Görüldüğü üzere işverenin, “zarar ediyorum, kriz var bu yüzden işçi çıkarıyorum” sebepleriyle yapılan fesihlerde, ispat yükünün işverende olduğu ve işverenin mali kayıtları, şirket bilançoları, tasarruf tedbirleri, işyeri organizasyonu gibi konularda hukuka uygun belgeler sunmak zorunda olduğundan, işçinin bu tür davaları kazanma olasılığının çok yüksek olduğunu ayrıca belirtmemiz gerekir.

                  Hakkınızı arayınız, hayatınız boyunca mağdur kalmayınız.

 

http://www.ismagdurlari.org

suatyurdseven@gmail.com

twitter.com/suatyurdseven   iletişim kurabilirsiniz. 

 

Etiketler