MUVAZAALI TAŞERON İŞÇİLER KADRO VE HAKLARINI İSTİYOR

              Burjuva devrimin en büyük icadı olarak görülen anonim şirketler,  kapitalizmin en önemli fonksiyonlarından birini oluşturmaktadırlar.  Sovyetler Birliğinin yıkılması sonucu soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, yeni paylaşım alanları oluşmuş ve yaşanan gelişmelerle ülkeler de sosyal devlet anlayışından uzaklaşarak küresel rekabet içine girmişlerdir. Özelleştirmelerin faydalarını öve öve bitiremeyen küresel güçler, insanlara  zenginlik ve bolluk gelecek vaadiyle var olan haklarından vazgeçmeleri konusunda ikna etmişlerdir.  Bu ülkelerde yapılan özelleştirmeler sonucu çalışan  binlerce kamu işçisi, devlet güvencesinden uzaklaşarak  şirketlerin katı çalışma şartlarına maruz kalmışlardır ve halen kalmaya devam etmektedirler.

                Sermaye şirketleri,  daha çok kar etmek ve daha az maliyetlere ulaşmak için işçilerinin ücretlerini en az seviyeye düşürmesi ve işçilere işten atılma korkusu vererek , işçilere her istediğini yaptırması gerekmektedir. Bu durum ise işçiler için, ciddi bir emek sömürüsü olarak ortaya çıkmaktadır. Sermaye şirketlerinin son dönemde bulduğu emek sömürüsünün en büyük icadı, TAŞERON İŞÇİLİK uygulamasıdır. Kamu işverenleri yani devlet tüzel kişiliği, yardımcı işlerini taşeron şirketlere emanet ederken asıl işleri de taşeron şirketlere vermeye başlamıştır. 4857 sayılı  İş Kanunun yasakladığı bazı taşeronluk uygulamalarını, siyasi iktidar bazı kanunlar maddeleri düzenleyerek bir kısım asıl işlerinde taşeronlara verileceğini mevzuata uygun hale getirmeye çalışmıştır. Böylece taşeronluk uygulaması,  giderek yaygın hale gelmiş ve daha geniş bir alana yayılmıştır. Örnek verecek olursak, Belediyelerin çöp toplama işi Belediyenin asıl iş olmasına rağmen, yapılan değişiklik ile bu işlerin taşeronlara verilebileceği hükmü getirilmiştir.

                4857 sayılı İş Kanunu taşeronluk sınırlamasının çizgilerini belirtirken, ,işverenlerin aldatma yapmadan yani işçilerin bireysel ve kolektif haklarını kısıtlamadan kaçınarak  gerçekten alt işverenlik sözleşmesi yapacağını belirlemişse de maalesef, özellikle kamu işverenleri yani DEVLET TÜZEL KİŞİLİĞİ muvazaalı alt işverenlik sözleşmeleri yapmıştır.  Devlet, vatandaş yanlış yaparsa vatandaşı cezalandırır iken  peki  devlet yanlış yaparsa  devlet yetkililerini kim cezalandıracaktır? Tabi ki Yüce Mahkemeler hesabını soracaktır. Muvazaa yapan kamu işveren yetkilileri,  görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçlarından dolayı acaba yargılanacaklar mıdır? Kazanılan  yüzlerce muvazaa davalarının olduğu ülkemizde, muvazaalı sözleşme yapmaktan dolayı devleti zararı uğratmadan yargılanan kamu görevlisinin olmaması, ülkemizde sosyal ve hukuk devleti anlayışından ciddi şekilde uzaklaşıldığının en önemli göstergelerinden biridir.

                Belirli bir zümre veya kişiler hakkında verilen Mahkeme kararları hızlı şekilde uygulanırken alın teri ile çalışan işçilerin onurlu şekilde kazandığı, muvazaalı alt işverenlik sözleşmeleri sonucu İŞE İADE kararları neden uygulanmamaktadır? Yönetenler, lehine olan kararlarda hukukun üstünlüğü diye haykırırken,  kaybettikleri işe iade davaları için hukukun üstünlüğünden hiçbir şekilde söz etmemektedirler.

                Sosyal adalet anlayışının sıfırın altında olduğu bu dönemlerde, siyasi iktidar  ya muvazaalı taşeronluk sözleşmeleri sonucu kazanılan işe iade davalarındaki işçileri DEVLET TÜZEL KİŞİLİĞİNE İŞE ALACAK, ya da muvazaalı taşeronluk sözleşmesi yapan kamu görevlilerini TCK hükümleri uyarınca yargılanmasını sağlayarak işçilerin verilmemiş olan emek karşılığı olan tüm yasal haklarını ödenmesini sağlayacaktır.

                Muvazaa ya da gizli anlaşma, bir hukuki ilişkinin taraflarının üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda anlaşmalardır. Peki Kamu işverenleri, bürokratlar, yöneticiler neden 3. Kişileri aldatma amacı güder? Kamu görevlileri, işverenler ve yöneticiler, bazı alt işveren şirketleri ile  gizli anlaşmalar yapıyor ise bu kişiler TCK kapsamında suç işlemiş olmuyor mudur? Kamu ihale kanunu ile alt işverenlerden hizmet alan kurumların yaptığı ihalelerde madem gizli anlaşma var ise bu sözleşmeyi yapan taraflar neden yargılanmıyor?  

                Kamu işverenleri, gizli anlaşmalar yoluyla işçileri, sözde alt işveren gibi gösterip gerçekte ise kamu işçisi imiş gibi çalıştırarak hizmeti daha az maliyetle karşılarken bazı taşeron şirketleri zengin ederlerken, insanların emeklerini de sömürerek sosyal dengesizlik ve kaos yaratmaktadırlar. Muvazaalı alt işverenlik sözleşmesi ile çalışan milyonlarca işçi, işsizlik korkusuyla Mahkemeye bile başvuramamaktadır. Muvazaa davalarını kazanan taşeron işçilere kadro verileceği haberleri ortaya çıktıkça  bu konunun gündem de kalacağı ve yerel seçimlerden  sonra binlerce işçinin  Mahkemelere başvuracağını düşünmekteyim.

                Hakkınızı arayınız, hayatınız boyunca mağdur olmayınız.

http://www.ismagdurlari.org

suatyurdseven@gmail.com

twitter.com/suatyurdseven

Etiketler