Livaneli ile Sevdalım Hayat

13 Ağustos 2019

Çeşme Açıkhava Tiyatrosu’ndayız... 3 Ağustos 2019 akşamında olağanüstü bir kalabalıkla beraber kapıda sıradayız... Az sonra Livaneli ile Sevdalım Hayat (Şarkıları&Öyküleri) adlı konseri dinleyeceğiz. Aslında gece için konser kelimesi yetersiz...
Sahnede 45 kişilik Livaneli Filarmoni Orkestrası yerini alıyor, Maestro Rengim Gökmen, bagetiyle hazır... Müzik başlıyor, çok yönlü bir hikâyenin içine giriyoruz... Sıcak bir Çeşme akşamında, gökyüzünde hilal ve yıldızlar ile izleyicilerden oluşan koro, Livaneli şarkılarına eşlik ediyor... Müzikle beraber barkovizyonda Livaneli’nin yaşamından kesitler sunulurken, bir insanın, bir kuşağın bir ülkenin yakın tarihini izliyoruz... Anlatıcı Zülfü Livaneli, Orkestra Şefi Rengim Gökmen, solistler Teyfik Rodos ve Zeynep Halvaşi, başarılı icraatlarıyla eşlik ediyorlar Livaneli’ye.
Müzisyen, politikacı, yazar ve film yapımcısı Livaneli; yaşamındaki özellikleriyle de müstesna bir insan. Alçakgönüllü, kültürlü ve de hak etmediği haksızlıklarla mücadele etmiş, aydın bir vatansever. Gerçek bir Atatürkçü... Albümleriyle pek çok ödüle layık görülmüş, eserleri Joan Baez ve Maria Farandouri gibi dünyaca ünlü müzisyenler tarafından yorumlanmış... Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave ve Arthur Miller gibi ünlülerle sanatın gelişimine ve dünya kültürüne katkı için çalışmaları olmuş... Kültür-sanat ve politika alanında pek çok projeye imza atmış... Filmleri ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya gibi ülkelerde gösterimde olmuş... Yayımlanmış kitapları, albümleri ve besteleriyle, çektiği uzun metrajlı filmlerle de tanınıyor.

Güzel ve düşündürücü

Nâzım Hikmet’in şiirlerinden bestelediği şarkılarını ‘Nâzım Türküsü’ adlı albümde bir araya getirmiş... Müziği kitlelere yayılmaya başlamış ve dünyanın ilgisini çekmiş. Maria Farandouri ve Mikis Theodorakis ile dünyanın çeşitli ülkelerinde konserler vermiş, plaklar doldurmuş.
Kariyerinin ve hayatının en önemli günlerini sürgün yıllarında yaşamış ve hayatının dönüm noktaları da bu günlere denk gelmiş.
O gece; kendi deyişiyle “Bu aslında bir konser değil, hayatımdan kesitler içeren bir hikâye”... “Bu hikâyede özgürlüğe de önemli bir parantez açmak istiyorum. Özgürlük, dünyadaki en kıymetli şey. Bunu asla unutmayın” sözlerinin ardından ‘Ey Özgürlük’ adlı şarkıyı seslendirdi.

Yazının devamı...

Festival ve izleri

18 Haziran 2019

İzmir’de yaz geceleri, 33 yıldan bu yana, Uluslararası İzmir Festivali’yle anlam kazanıyor, güzelleşiyor... Festival, kalitesini her yıl biraz daha yukarılara taşıyor. Bu yıl iki büyük orkestra; Luxemburg Filarmoni ve Şanghay Filarmoni Orkestrası yer alıyor programda...

14 Haziran Cuma akşamı Luxemburg Filarmoni Orkestrası, maestro Gustavo Gimene ve piyanist Yuja Wang sahnedeydi... Olağanüstü bir icraatın tesiri, uzun zaman hafızalarımızdan silinmeyecek. Bu seçkin orkestra ve şefin, yüksek müzik kalitesiyle beraber, zarafeti ve disiplini de dikkat çekiciydi.

17 Haziran Pazartesi akşamı Elhamra Salonu’nda ‘Leyla Gencer: La Diva Turca’ adlı film izleyiciyle buluştu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), ünlü soprano Leyla Gencer’in vefatının 10. yılında ‘Leyla Gencer’i; La Diva Turca’ adlı belgeselle anıyor. Belgeselin çekimleri, Milano, Roma, Napoli ve İstanbul’da yapılmış. Yönetmeni Selçuk Metin. Halit Ergenç’in seslendirdiği, Selçuk Yöntem, Bergüzar Korel ve Mehmet Günsur’un katkı sağladığı belgeselin senaryosu, gazeteci, yazar Zeynep Oral’ın imzasını taşıyor.

18 Haziran Salı akşamı Efes Odeon’da Boulanger Trio sahne alıyor... Oda müziği dünyasının seçkin gruplarından olan Trio, klasik ve romantik dönemine ait eserlere ek olarak, çağdaş müziğe de yer veriyor konser peogramlarında.

25 Haziran Salı akşamı Efes’te, ‘Celsus’da İtalyan Esintileri’ var... Soprano Mainini, tenor Senatore ve piyanist D’alonzo ile Donizetti, Bellini, Rossini ve Verdi’den seçkiler sunacak.

27 Haziran Perşembe akşamı AASSM sahnesinde İzmirli ve İzmir’de yaşamış besteciler programı, Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Korosu tarafından seslendirilecek.

1 Temmuz 2019 Pazartesi akşamı AASSM sahnesinde ‘Şangay Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say’ festivalin finalini görkemli bir şekilde noktalayacak... Mestro Liang Zhang yönetimindeki orkestra 1954 yılında kurulmuş. Şangay Filarmoni, senfoni konserlerinin yanı sıra sanatsal ranjını genişletmek adına opera ve balelerde de görev almış, senfonik eserlerle birlikte Çin müziğinin kompozisyonuna büyük önem vermektedir. Fazıl Say, her yıl beş kıtada verdiği 100’den fazla konserle günümüzün en tanınmış klasik müzik sanatçılarından birisidir. Konserde L. Van Beethoven Piyano Konçertosu No. 3, op. 37 Fazıl Say tarafından icra edilecek.

Festival kelimesinin altında çok derin bir dünya var... Mükemmel bir senfoni orkestrasının tınıları, seçkin bir maestronun orkestrayı yönetmesi, virtüözlerden dinlediğimiz eserlerin yorumu, ünlü koreografların dansı, ifadeleri... Bütün bu alanlarda ‘dünyanın en iyilerini kentli ile buluşturan bu önemli festival’in sürdürülebilirliği son derece önemli...

Yazının devamı...

Uluslararası İzmir Festivali 33. yılında

14 Mayıs 2019

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından düzenlenen Uluslararası İzmir Festivali, 25 Mayıs-1Temmuz 2019 tarihleri arasında kentin kültür ve sanat hayatında iz bırakmayı sürdürecek.

Festivalin açılışı, ‘En İyi Chopin Yorumcusu’ madalyasının sahibi, piyanist Gülsin Onay’ın 25 Mayıs 2019 Cumartesi gecesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AAASM) vereceği resitalle yapılacak... Onay, Chopin’le ilgili duygularını şöyle ifade ediyor: “Chopin... O doğuştan ruh ikizim. Ben elimi sürmeden piyanoyu kucaklayan kalbime ses veren besteci. Issız adaya götüreceğim eserlerin yaratıcısı... En kötü piyanoda bile parmaklarıma şarkı söyletebilecek güce sahip.” Polonya devlet nişanına sahip olan Onay, ‘Bir Chopin Akşamı’ için özel bir seçki hazırladı.

Hollanda’nın en etkileyici Big Band’i Concertgebouw Caz Orkestrası, 28 Mayıs Salı akşamı DEÜ Sabancı Kültür Merkezi’nde son albümlerinden eserler seslendirecek.

‘Carmen By Merimee’... Opera literatürünün en sevilen eserlerinden Carmen, Flamenko yorumuyla 30 Mayıs Perşembe akşamı AASSM sahnesinde olacak… Günümüzün en iyi flamenko topluluklarından biri olan De Sangre Y Raza Flamenco Company, Juan Manuel Prieto koreografisiyle Carmen unutulmayanlar arasında yerini alacak.

Portekiz’in ünlü fado şarkıcısı Ana Lains, 11 Haziran Salı akşamı AASSM’de vereceği konserde son albümü ‘Portucalis’i seslendirecek. (piyano-Portekiz gitar-akordeon-davul-bas)

Say, 1 Temmuz’da sahnede

İzmir’in en özel tarihi mekânlarından Kızlarağası Hanı’nda; Soprano/Bas Allaturca ‘Yeni Yorumlar’ festivalin 33. yılı için hazırlanmış özel bir program. 12 Haziran Çarşamba akşamında… Soprano Oya Ergün, bas Alpaslan Mater, piyano Nihat Demirkol.

Çağımızın en yetkin piyanistlerinden

Yazının devamı...

İstanbul’a gitmek lazım

30 Nisan 2019

İstanbul kalabalık, İstanbul kaotik, yorucu... Ben bizi eleştirmekten vazgeçtim. Vazgeçtiğim an rahatladım. İstanbul bitti diyoruz, ama her şeye rağmen arada bir İstanbul’u yaşamak lazım. Kent ve kasabalarımız genel olarak tarihe saygısı olmayan, şehircilik kriterlerine uymayan, bakımsız yaşam alanları... Kabul ettim, huzura kavuştum. Kent silueti bozulmuş, yapılaşma kötüymüş gibi sorunları sorun olarak görmeyip sebeplerine odaklandım. Biz böyleyiz, böyle seviyoruz diyerek teselli buldum.

Bu defa Galata’da kaldım... Sanat ve kültür maratonu yaptım.

İstanbul Modern’de ‘İplikten Çözülenler’ adlı sergide 25 çağdaş sanatçı, tekstil malzemesi kullanarak estetik ve kültürel anlatılar meydana getirmiş. Tekstilin yaşamın farklı yönleri ile ne kadar ilişkili olduğunu açığa seren sergi, “Kumaş, malzeme olarak bize kökenleri, anlamı ve toplumsal rolüne dair neler söyleyebilir?” gibi soruları konu alıyor.

Yine İstanbul Modern’de; Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk profesyonel kadın fotoğraf sanatçısı Yıldız Moran’ın ‘Bir Dağ Masalı’ adlı sergisinde Anadolu, İstanbul, yurt dışı, doğa, soyut ve portre gibi farklı konularda 1950-1962 yılları arasındaki fotoğrafları sergileniyor.

Mürekkepten Çin Sanatından Yorumlamalar (Pera Müzesi): Sergiden; bir mürekkep sever-çizer olarak etkilendim. Çalışmalarını Çin’de sürdüren 13 sanatçının yapıtlarında mürekkep resim geleneğinin farklı yorumlarına odaklanılmış. Manzara, kaligrafi, doğa gibi konulara güncel bir bakış açısıyla yaklaşan yapıtlar; resim, fotoğraf, video ve yerleştirme gibi farklı mecralarda karşımıza çıkıyor. Sanatçılar, mürekkebin ruhani ve estetik var oluşunu kültürel bir metafor, felsefi bir sistem olarak kullanarak günümüze uyarlamış. Çin kültürünün dinamik bir nabzı olmuş mürekkebe dair gelecek ihtimallere katkıda bulunuyorlar.

Yeni bir soluk

Mihri: Modern Zamanların Göçebe Resssamı (Salt Galata): Sergi; Mihri Hanım’ın yerleştiği ülkelerde zamanın ruhuna göre yeniden kurguladığı kimliği ve hayatına odaklanıyor. Ayrıca dönemin kültür ortamı ve İnas Sanayi-i Nefise’nin ilk öğrencileri üzerinden sanatçıların modernleşme sürecindeki rolünü detaylandırıyor. İmparatorluğun son döneminde yetişen portre ressamı Mihri (1885-1954), henüz 29 yaşındayken kadınlara mahsus güzel sanatlar okulu İnas Sanayi-Nefise Mektebi’nin kuruluşunu sağlamış ve toplumsal dönüşümün kayda değer aktörleri arasında yerini almış.

Bankalar Caddesi’nde Salt Galata’nın hemen yakınında bir başka galeri Anna Laudel’de, ‘Tapestry-Dokunmuş Hikâyeler’ adlı karma sergide, farklı dönemlere ait sanatçıların geleneksel ve çağdaş yorumlarıyla ortaya çıkardıkları üretimler, Türkiye’de dokuma sanatının geçirdiği süreci yansıtan kapsamlı bir seçki... Dokuma sanatının farklı estetik ve tekniklerdeki uygulamaları sergide izlenebilir.

Yazının devamı...

Barış Çocuk Orkestrası

9 Nisan 2019

Geçenlerde Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) çok özel bir konser düzenlendi... Organizasyonda, Barış Çocuk Orkestrası ile devlet sanatçılarımız Orkestra Şefi Gürer Aykal ve piyanist İdil Biret gönüllü olarak sahnedeydi.

2016 yılının başında opera sanatçısı Selmin Günöz tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak başlatılan proje; bugün çocuğa, eğitime ve müziğe gönül verenlerin bağışlarıyla 20 minik kemancıyla hayata geçirildi... İlerleyen süreçte projeyi duyan gönüllülerin bağışlarıyla çello ve kontrbaslar eklenerek, ilk yılın sonunda Rotary’nin ‘Barış’ alanındaki ‘En İyi Proje’ ödülüne layık görüldü. 2018 yılında TUSEV’in bir çalışmasında ‘En İyi 3 Projeden Biri’ olarak ödüllendirildi. Zamanla projeye gönül veren dostlar ve bazı değerli sanatçılarımızın (Gülsin Onay, Borusan Quartet, İzmir’in Hanımları Korosu gibi) proje yararına yaptıkları konserler sayesinde orkestra daha da büyümeye başladı.

Bugün orkestrada bu eğitimden yararlanan 75 çocuk ve onların eğitimiyle görevli 5 eğitmen bulunuyor. 2017 yılında kurulan ‘Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği’ de bu konudaki gönüllüleri bir çatı altında toplayarak mümkün olduğu kadar çok sayıda çocuğun bu olanaktan yararlanmasını sağlıyor.

Sosyal sorumluluk faaliyetlerini çocuk ve eğitim konularında işleyen YORGLASS ailesi, bu projeye ana sponsor olarak güç katıyor... YORGLASS Barış Çocuk Orkestrası adıyla sahne alıyorlar.

İzmir’in Kadifekale, İkiçeşmelik, Agora ve Eşrefpaşa bölgelerinde, sosyoekonomik açıdan imkânları kısıtlı çocuklardan oluşturulmuş bir eğitim modeli olan çocuk orkestrası ‘El Sistema’ modeli örnek alınarak kuruldu. Temel amacı, mümkün olduğu kadar çok sayıda karşılıksız müzik eğitimi sağlamak, barışın sesini müzikle duyurmak, kurulduğu semtin sosyal dokusuyla bütünleşerek sanata katılım hakkı önündeki engelleri kaldırmak...

Barışın zorunluluğu ve müziğin gücüyle yola çıkılan bu proje çerçevesinde oluşturulan orkestradaki küçük müzisyenleri dinlerken çok duygulandık... ‘Caravan, Lieber Tango, Şostakoviç-Waltz No: 2 ve Saygun-İnci, Afacan Kedi’ icralarıyla dakikalarca alkışlandılar. Adnan Saygun’dan İnci ve Afacan Kedi, Barış Çocuk Orkestrası için Gürer Aykal tarafından düzenlendi.

Çocuklar, sadece müzik öğrenmedi; müzikle birlikte yeni, özel ve güzel bir dünyanın kapılarını açtı.

El Sistema Projesi

Yazının devamı...

26. İzmir Avrupa Caz Festivali

12 Mart 2019

26. Avrupa Caz Festivali, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından; Büyükşehir Belediyesi, Konsolosluk ve Kültür Ofisleri’nin katkılarıyla 2-20 Mart günleri arasında düzenleniyor. Ferit Odman Quartet’in konseriyle başlayan festival; Jazz Virtuoso Duo, Irina Sarbu Band, Marion Rampal Trio, Nu Bass, Christoph Irginerm Pilgrim, Purple is The Color ve Timo Vollbrecht konserleriyle devam ediyor. İzmirliler cazı seviyorlar... 26 yıldan bu yana Avrupa cazının ilginç ve kaliteli müzisyenleri festival kapsamında İzmirlilerle buluşuyor. Yan etkinlikler; caz atölyeleri, seminer ve film gösterimleri festivali zengin-leştiriyor...Program ve bilet için: https://goo. gl/WJEMZ

Yaşayan Tablolar

28 Şubat’ta başlayan ve 17 Mart’a kadar sürecek olan Uluslararası İzmir Kukla Günleri’nin açılışında, tabloların canlandırılması yöntemiyle sunulan dramatik performans etkileyiciydi. 17. yüzyılın ilk yarısında Napoli’de yaşayan ünlü ressam Caravaggio’nun tabloları canlandırıldı... Yumuşak giysiler ve gerilmiş kaslar, bıçaklar, meyveler, tütsü kokusu, sallanan tüyler ve rengârenk kumaşlar; mistik ve duygusal deneyimle seyircinin gözleri önünde yeniden yaratıldı... İtalya’dan gelen ‘Teatri 35’ için asıl hedef resmin inşası değil, vücudun bir kumaş ya da sepet gibi sadece bir obje olduğu bir performans tarzının araştırılması... Performans, rolün her zaman aktörün bedenine ait olduğu, uzun bir laboratuvar deneyiminden geliyor. Sahnedeki aktörlerin her hareketi, bir dişliye bağlı ve kesinlikle gerekli. Müziğin ritmiyle gelişen tablonun yaratım süreci sonunda, hareketin donmasıyla oluşan görüntü; kasların gerilmesini, canlı ve titreşimli hale gelmesini sağlayarak muhteşem bir denge yaratıyor.

‘Teatri 35’ oyuncularının performansına İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, İtalyan Barok müziği çalıp söylerek eşlik etti... Ve biz izleyiciler, Caravaggio’nun 19 tablosunu tüm duyularımızla yaşadık.

Bauhaus, 100 yaşında

İzmir’de bir dizi etkinlikle 100. yılı kutlanan Bauhaus, 20. yüzyılda mimari tasarım sanat alanlarında yeni akımlar yaratmış bir okul... Kurulduğu zaman dünyanın en seçkin ve çağdaş mimarlarını, sanatçılarını bir araya getirerek sadece bir eğitim kurumu yaratmadı, aynı zamanda bir üretim merkezi ve tüm bunların konuşulup tartışıldığı bir yer oldu. 1919’da Alman mimar ve kent planlayıcısı Walter Gropius tarafından kurulan Bauhaus, fonksiyonel ve estetik yapılar yaratırken kıyafet inşa eden modaya da yakın oldu. Son yıllarda pek çok moda tasarımcısı, koleksiyonlarını bu bağlamda hazırladı.

Goethe Enstitüsü önderliğinde düzenlenen 100. yıl kutlama etkinliklerinin çoğu, İzmir Mimarlık Merkezi’nde yapıldı. Etkinliklerin sonuncusu Bauhaus Modası’ydı... AASSM’de düzenlenen performans-sergi; İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi-İzmir Geothe Ensititüsü işbirliğiyle hazırlanmıştı...

Defile ve sergiyle birlikte mini konserde Modest Mussorgsky’nin müziğini dinleyerek Bauhaus’ın kurulduğu yıllara ışınlandık... Son derece önemli ve başarılı bir performans-sergiydi. İzmir’in kültür ve sanat hayatına katkıda bulunan ‘Konsolosluk ve Kültür Ofisleri’nin varlığı daim olsun. Kent için son derece önemli kurumlar.

Yazının devamı...

Arkas’ta post-empresyonistler sergisi

12 Şubat 2019

Arkas Sanat Merkezi, yine çok özel bir sergiyle sanatseverleri buluşturuyor... 2018 yılında Türkiye’de açılmış en iyi üç sergiden biri olarak adlandırılan ve İstanbul’da Tophane-i Amire’de 65 binden fazla ziyaretçiyle rekor kıran Arkas Koleksiyonu’nda Post-Empresyonizm sergisi, yarın İzmir’de beğeniye sunuluyor...

Son empresyonist sergiden, Fovizm’in doğuşuna kadar gelişen Fransız sanat hareketi diye açıklayabiliriz Post-Empres-yonizmi... Empres-yonistlerin; ışığın ve rengin doğal tasvirine olan ilgisine karşı bir tepki olarak çıkmış...

1880’ler-den 1900’lerin ilk çeyreğine uzanan dönemden 40 sanatçı ve 83 eserin bir araya geldiği sergiyle ilgili ayrıntılı bilgileri sizlerle daha sonra paylaşacağım.

Kenize Mourad’ın kitabı

Roman yazarı ve gazeteci Kenize Mourad; sürgün, kimlik, dil ve yazı aracılığıyla bir kültüre ait olma duygusu üzerine olan konuşmalarını İzmir’de düzenlenen aktivitelerde bizlerle paylaştı... Fransız Kültür Merkezi’nin davetlisi olarak İzmir’e gelen Kenize Mourad, 1987 yılında Türkçede yayımlanan ilk kitabı olan “Saray’dan Sürgüne” isimli, Annesi Sema Sultan’ın hayatını anlattığı, anı-roman tarzındaki eseriyle büyük bir okuyucu kitlesi kazandı. Yazar, son kitabı “Pak İnsanlar Ülkesinde” ile okuyucularını, atalarının kökenlerinin dayandığı, hafızasında başka bir sürgün ülkesi olan Pakistan’a götürüyor, ailesinin Osmanlı dönemindeki tarihine geri dönüyor. Kitaplarında yalnızlık, büyük trajediler yaşamış ailelerde var olmanın güçlükleri ve sürgüne zorlanma gibi konuları işleyen yazar, dinleyicilerle bu konuları tartıştı...

Bauhaus 100 yaşında’

İzmir Mimarlık Merkezi’nde, “Bauhaus Mimarisi” adlı fotoğraf sergisi, 15 Şubat 2019’a kadar izlenebilir... Geothe Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenip süren aktivitelerden diğeri; 6 Şubat’ta saat 19.00’da “Bauhaus Yeniden Ele Alınıyor” adlı seminer. İlgililer için ilginç ve yararlı bir aktivite...

İzmir Avrupa Caz Festivali

Yazının devamı...

Kusurlarımızı kucaklamak

16 Ocak 2019

‘Kintsugi: Yara İzindeki Güzellik’ adlı köşe yazısı, Begüm Tatari’nin kaleminden Haber Ekspres internet gazetesinde Pazar günü yayımlandı... Okuyanlarınız olmuştur mutlaka... Yazıdan birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Japon ‘kintsugi’ tekniğinden ilhamla, ”Kusurlarımızı, kırılıp dökülmüş taraflarımızı halının altına süpürmek yerine kucaklamak, bizi kendimize has ve güçlü kılabilir”.
Efsaneye göre, Japonya’nın şogunu Ashikaga Yoshimutsu (1358-1408), bir gün en sevdiği çay kâsesini yanlışlıkla kırar ve onarılması için Çin’e gönderir. Kâse, kırık zımbaları metal zımbalarla birleştirilmiş olarak geri döner. Bu görüntüyü çirkin bulan Yoshimutsu, zanaatkârlarını daha uygun bir çözüm üretmek için görevlendirir. Zanaatkârlar ise ondan sanatsal bir şey yaratırlar. Geliştirdikleri ‘kintsugi’ adlı teknikte, kâsenin kırık parçaları dikkatle toplanır, birleştirilir ve altın tozuyla kaynaştırılmış, urushi lak kullanılarak yapıştırılır. Hasara dair çizgiler, güzel ve güçlü hale getirilir. Meydana gelen kıymetli altın damarlar, kırıkların kendilerine has felsefi bir zenginlik barındırdığını vurgular...

Fanilik ve tamamlanmamışlık

Kintsugi, Zen felsefesinde yer alan ‘wabi-sabi’ estetiğine ait bir teknik...
Geleneksel Japon estetiğinde wabi-sabi; fanilik, kusurluluk ve tamamlanmamışlığın kabulünü merkeze alan bir dünya görüşü...
‘Wabi’ yontulmamış sadelik, tazelik veya sessizlik anlamına gelir ve hem doğal hem de insan yapımı nesneler için kullanılabilir. Aynı zamanda, yapım sürecinde oluşan, nesneye özgünlük ve zarafet katan gariplikler ile bozukluklara da atıfta bulunabilir.

Yazının devamı...