İşine aşık bir ekiple tanıştım

29 Nisan 2012

Evet, işine aşık bir ekiple tanıştım geçen hafta, İzmir Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğünde.
Her biri birbirinden ilgili, temiz dürüst ve muhteşem insanlar. Köpeklerine aşıklar. Onlar için en iyisini yapmaya çalışıyorlar ve tabii ki arama kurtarma içinde de en iyi şekilde eğitmişler.
Ben tv’de sunduğum can dostlarım programı için geçen hafta, İzmir Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü’ndeydik. Müdür Bey bizi çok içten karşıladı. Kısaca birliği anlattı, bunları zaten programdan izleyebilirsiniz. Ayrıca bizi Köpekli Arama Ekibiyle tanıştırdı ve kendileri bize çok yararlı bilgiler aktardılar. Bunları da Can Dostlarım Programı’nın ikinci bölümünde izleyebilirsiniz.
Ayrıca aynı gün daha önceden de bahsetmiştim Barney’nin yavrularını da görme şansım oldu. Hatta kendime bir de yavru seçtim. Gürsu Bey’in dediğine göre annesinin yanından ayrılmayan çekingen bir yavruymuş. Yani şu an için uslu diyebiliriz kendisine... Sivil savunmada eğitim için aradıkları bir şey değilmiş bu. Ben de merak ettim ve sordum.
Eğitilecek yavru da ne gibi özellikler arıyorlardı acaba? Aslında anlattılar hatta gösterdiler de... Barney ile Lina’nın 5 adet yavrusunu saldılar dışarıya; önlerine de bir halat attılar. İki topaç dişi, bir tarafından biri, diğerinden de diğeri ipi tuttu ve çekiştirmeye başladı.
İşte dediler, meraklı ve hırslı olmaları mesela birinci etkenmiş. O iki dişi eğitilecek ve çalışan köpek olacak. Bir yavru yeni ortama girdiğinde mesela kapkaranlık bir oda da meraklı olmalıymış, oyuncu olmalıymış, korkup kaçmamalı, saklanmamalıymış... İşte bu tip yavrular iş köpeği olacak eğitime daha yatkın oluyorlarmış.
Bu güzel ziyarette bir çok şey öğrendik. Hatta Gazi Bey’in köpeği Korsan ve Gürsu Bey’in köpeği Zeyna bize küçük bir şov da yaptı. Hepsini can dostlarımın ikinci bölümünden isleyebilirsiniz.

Yazının devamı...

Kayıp dostlarımız -Yuva arayanlar-

22 Nisan 2012

Bu hafta çok sevdiğim ve uzun zamandırda üye olduğum petarkadaş sitesine uzun zamandan beri ilk defa bir forum açtım ve çok güzel tepkiler aldım.

Forumun konusu “kayıp-yuva arayan petler ve komik videolar” www.kanalben.com

Ben tv’de Türkiyenin ilk internet televizyonunda her cumartesi saat 11.00’de canlı yayınlanacak olan “Can Dostlarım” programından bahsetmiştim. Geçen hafta bu programı ben ve Barney sunacağız demiştim.

Şimdi bunun duyurusunu sadece köşemden değil aynı zamanda petarkadaş sitesinden ve Facebook’ta “Agility in Turkey” grubunda da paylaştım. Başka yerlerde de paylaştım fakat kayda değer hatırı sayılır destekleri sadece bu ikisinden gördüğüm için yazıyorum.

Yukarıda yazdığım konuyu sizler için biraz açayım.

Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, sonuçta internete bağlanabilen herkesin canlı izleyebileceği bir televizyon olduğu için Ben tv... Bende geniş kitlelere ulaşabilecek bir şeyler yapmak istedim. Bu yüzden programımızın sonuna kayıp petleri- yuva arayan petleri koymak istedim. Yani bana kaybolan dostlarınızın videolarını, ilanlarını, fotoğraflarını verin istedim. Böylece ben de onları bu programı izleyen herkesin görmesini sağlayayım diye düşündüm. Aynı zamanda da binlerce evsiz barınaktaki dostlarımızın ve sahiplendirilen dostlarımızın da ilanlarını, fotoğraflarını göndermenizi istedim.

Yukarı da yazdığım iki grupta çok destek oldular. Petarkadaş sitesine beni destekledikleri içinde çok teşekkür ediyorum. Bu şekilde yapmak istediklerimi tek başıma yapamayacağımı ve siz hayvansever dostlardan yardım almam gerektiğini anlatmaya çalıştım.

Ayrıca bana komik videoda gönderen oldu, kızını öpmeye çalışan bir golden yavrusunun videosuna ve Youtube’dan video izleyen Alman Çoban Köpeği Spes Hatun’un videosuna bayıldım. Bunlara da yer vereceğim mutlaka sığdığı kadar. Her hafta bir döngü olmasını istiyorum.

Yazının devamı...

Bahar aylarındaki gizli tehlike: Pisi pisi otları

15 Nisan 2012

Havaların ısınmasıyla köpeklerimizle, tavşanlarımızla, kedilerimizle parklarda uzun yürüyüşlerimiz oyunlarımız arttı. Özellikle bahar aylarında ortaya çıkan pisi pisi otlarına dikkat. Bu otlar yapısı gereği girdiği yerden çok zor çıkan özellikle köpek sahiplerine zor anlar yaşatan otlardır. Yapısı başağa benzeyen fakat girdiği zaman çekince üzerindeki tüy yapısı nedeniyle çıkmayan ve derhal veterinere götürmeniz gereken durumlar oluşturan tehlikeli otlardır.
Uzun ve sarkık kulaklı köpeklerde özellikle, Cocker, Beagle, Basset-hound, Golden Retriever, Labrador Retriever gibi ırklarda kulağa kaçma durumunda, köpeğinizin sık sık kulağını kaşıması, bir yere sürtme isteği, ağlama olabilir. İlerleyen ve fark edilmeyen durumlarda köpeğiniz kulağını elletmez canı çok yandığı için bağırır ve kulağından enfeksiyon akmaya başlar. Dışarıdan dönünce fark etmiş olsanız bile cımbızla otu çekerken çok dikkatli olunuz şayet dirençli olduğundan kopabilir ve içeride parçası kalabilir. Bu yüzden bence hiç müdahale etmeden veterinerinize götürünüz.
Koku duyusu fazla gelişmiş ırklarda pisi pisi otu burna da kaçabilir. Özellikle av köpekleri ırkları, alman çoban köpekleri, golden ve labrador retriever ırklarında daha fazla görülür. Ayrıca basık burunlu köpeklerde de dikkatli olmak gerekir. Burnuna pisi pisi otu kaçmış bir köpek sürekli hapşırır ve burnunu sürter bu durumda da hemen veteriner hekiminize başvurunuz kendiniz çıkarmaya çalışmayınız.
Patilerde parmak aralarına kaçan pisi pisi otları, hemen hemen en tehlikelisidir. Gezintiden dönen köpeğiniz eğer topallıyorsa, bir ayağının üzerine basamıyorsa tüylerini aralayarak özenle kontrol ediniz. Özellikle uzun tüylü köpeklerde fark edilmesi zor olabilir ve pisi pisi otunun ilerlemesi daha kolaydır. Bu durumdan korunmak için uzun tüylü köpeklerde patide parmak aralarını tıraş ettirebilirsiniz. Patiye batmış pisi pisi otu için neşterle müdahale gerekebilir. Şişlik görüyorsanız fakat, otu göremiyorsanız muhtemelen çoktan içeri girmiştir ot. Bu yüzden derhal veterinerinize gidiniz.
Dışarıdan her dönüşünüzde köpeğinizi tarayınız. Herhangi bir yerine yapışmış olan pisi pisi otlarından tarayarak kurtulabilirsiniz. Kulaklarının içlerini, pati aralarını iyicene kontrol ediniz. Eğer deneyimli değilseniz hemen veterinere götürün ve kendiniz müdahale etmeyiniz.

Canlı yayında istediğinizi sorabilirsiniz

21 Nisan 2012’de www.kanalben.com Türkiyenin ilk internet televizyonunda cumartesi günü saat 11.00’de “Can Dostlarım” canlı yayınında beni ve oğluşum Barneytomu izleyebilirsiniz. Kedi, köpek, kuş, sürüngen, kemirgenleri ve atları içeren çok geniş bir yelpazaye sahip olacak bu programda siz aday izleyicilerimizden gelen soruları, alanlarında uzman konuklarımla yanıtlamaya çalışacağız. Ayrıca petlerinizle çekilmiş komik ve ilginç videoları benimle ve izleyenlerle paylaşmak isterseniz de buradan bana e-mail gönderebilirsiniz.

Yazının devamı...

At çiftliğinde bir gün

8 Nisan 2012

Geçen hafta www.kanalben.com için yaptığım çalışmalardan dolayı sizleri yalnız bıraktım ve yazamadım.
Ben Tv’de yayınlanacak olan “Can Dostlar” programı için çekime gittik. Benim ömrü hayatımdaki ilk çekimimdi ve tabii ki fazlaca bir heyecan yaptım. Konvoy Hotel and The Country Club’ta yaptığımız çekimimizi 21 Nisan günü Ben Tv’den izleyebilirsiniz.
Kısaca da bahsetmek istiyorum, 290 dönüm araziye sahip olan bu otel ve at çiftliği, kapıdan girer girmez sizi içine çekiyor ve hiç ayrılmak istemiyorsunuz. İşletme müdürü Kıvanç Bey ise işine aşık bir adam desem abartıyor olmam. Bize gün boyunca hiç yorulmadan tüm merak ettiklerimizi anlattı, yemek için bile 1 dakika oturmadı.
Çok fazla at çiftliği gezmişliğim yok. O yüzden kıyaslamaya girmek istemiyorum ama köpek çiftliklerine göre -gerçi bu da elmayla armudu toplamak olacak belki sonuçta- atların bakımı çok daha zor ve meşakkatli bir iş.
İnanılmaz temiz, bakımlı ve tertipli bir çiftlikti. Bir de yemekleri -zeytin yağlıları- inanılmaz lezzetliydi. Oteli çok güzeldi kısaca ben oraya aşık oldum. Şiddetle tavsiye ediyorum, gidin görün ve mutlaka zeytin yağlılardan yiyin. Ayrıca atları rahatsız etmedikçe köpeğinizle de gidebileceğiniz çok keyifli bir yer.

Barney baba oldu

İşte bu koşuşturmalar içerisinde yazımı yazamadım. Sizlerden bir kez daha özür diliyorum. Ve sizlere bu hafta Barney’nin yavrularından bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz bahsetmiştim, benim Barneytom baba oldu. Lina çok sağlıklı 7 adet yavru dünyaya getirdi. Doğum sırasında an be an bana fotoğraf geldi. Ben de ilk doğan 4 yavrudan biri, kahverengi olan dişiye aşık oldum. Hatta adını bile koyduk: Muffin ailemizin yeni üyesi olabilir.

Yazının devamı...

Limanlarda neler oluyor?

25 Mart 2012

Bu hafta ilginç bir mail aldım. Aynı zamanda düşündürücü... Benimde efsane olarak duyduğum bir konu bu.
Şahit olmuş birinin sözleri beni etkiledi. Sormak istiyorum gerçekten limanlarda neler oluyor?
Bu işin denetlemesi yok mudur?
Bana yazan bir gemi kaptanı A. Kürşat Y. Bir efsaneyi aydınlattığı için teşekkür ediyorum ve sizi gönderdiği maille baş başa bırakıyorum.
“Gemilerde çalışmaya başladığımda andan itibaren birçok meslek efsanelerini duydum. Çoğu inanması güç şeylerdi, birçoğunu da tecrübe ettim. O yüzden meslek efsanelerine artık eskisi kadar şüpheyle yaklaşamıyorum.
Şu an paylaşmak istediğim efsane ise köpeklerin bazi ulusların mutfağının vazgeçilmez yemeği olması. Uzakdoğu’da hareket eden herşey yenilebiliyor. Uzakdoğu’da köpek kedi gibi hayvanların etlerinin yenmesi çok normal olsa da Filipinliler için köpek eti gerçekten dayanılmaz bir lezzet olarak görülüyor. Ben bunlara pek inanmasam da; bir gün yaşadığım bir olay ve birçok denizciden duyduğum hikayeler doğruluğunu kesinlikle kanıtlamıştır.
4-5 sene öncesi konteyner gemisinde çalışıyordum. İstanbul Ambarlı Limanı’nda yükleme yapılıyordu. Bizde birkaç çalışan lombarağzında sohbet ediyorduk. İskelenin diğer tarafında tam karşımızda olan büyük bir geminin borda iskelesindeki hengame dikkatimizi o yöne çekti. İlk başta pek anlam veremedim, birkaç kişi köpeğin kafasından tutmuş iki kişide köpeğin arkasında borda iskelesinden gemiye çıkartmaya çalışıyor. Köpek çok istemese de inatçı bir tavırda sergilemiyordu. Arkadaşlardan bir tanesi köpeği yemek yapacaklarından bahsedince hızla olaya müdahele ettik. 4-5 kişi koşarak onlara doğru gidince korktular tabii, bir de Türk limanında olduklarından çekindiler. İlk olarak köpeği ellerinden aldık. Sonra personelin çoğunun Filipinli olduğunu öğrenince köpeği gerçekten yemek yapacaklarından emim olduk. Önce bize köpeği kapıda birisinden parayla aldıklarını söylediler. Sonra yemek için değil beslemek için aldıklarını söylediler ama inanmadık. Çünkü sokak köpeği dahi olsa ülkeden bir köpeği gümrüksüz yurt dışına çıkartamazsınız. Olayın çok büyümesini istemediklerinden fazlada üsteleyemediler. Özür dileyip yanlış anlaşıldıklarını söylediler.

Yazının devamı...

Pet arkadaş

18 Mart 2012


Bugün size Pet Arkadaş sitesini tanıtmak istiyorum. Hepsi birbirinden güzel petlerin sahiplerini buluşturan bir forum sitesi, güncel bir paylaşım platformu Pet Arkadaş.
Güzel paylaşımlar, petlerinizle ilgili sormak ve bilmek istediğiniz her şeyi sorabileceğiniz bir site. Ben uzun zamandır üyeyim bu siteye gittikçe kalitesi düştü. Çok kaliteli insanlar abuk subuk şeyler yüzünden siteden ayrıldırlar. Yaş ortalaması da gittikçe düştü. Sağlam bilgilere ulaşmak ve sizden daha deneyimli pet sahiplerinin tecrübelerinden yararlanmak için güzel bir site. Üye olmanızı tavsiye ederim.
Yalnız dikkat etmeniz gereken şeyler var. “Hayvan severler” pek bir bol, klavye başı delikanlılıkta da üstlerine yok. Bir hatalı soruda üstünüze çullanıveriyorlar, ne sinir kalıyor ne moral.
Sitenin en sevdiğim özelliği, kayıp petler bölümü... Kedisi-köpeği-kuşu kaybolanlar siteye ilan açabiliyor ve bunu facebookta da paylaşabiliyor. Böylelikle ilanınız geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Bir başka sevdiğim noktasıda ücretsiz sahiplendirme... Bazen anne altından da ücretsiz sahiplendirmeyle cins yavru köpek-kedi-tavşan bulabileceğiniz bir mecra. Burada, çoğu taşınma sebebiyle, eşinin hamileliğiyle, vakit ayıramama sebebiyle, cins çok güzel bakımlı, tuvalet eğitimi olan bir çok kedi-köpekte ücretsiz sahiplendiriliyor.
Tabii sıkı bir sözleşmeyle. En azından canlarını bakamadıkları için sahiplendirirken bu paylaşım sitesine ilan veriyorlar, direk sokağa atmıyorlar bu yüzden sözleşme çok mantıklı tabii.

Yazının devamı...

Evcil hayvanlar için sigorta

11 Mart 2012

Bu hafta biraz bu konuyu deştim.
Şimdi evimizi, arabamızı, eşyalarımızı, hatta abuk subuk saçımızın teli ayağımızın ucu gibi her bir yerimizi sigortalayabiliyoruz da neden acaba evcil hayvanlarımızı sigortalayamıyoruz?
Benim gibi düşünen bir çok kişi olduğuna eminim... Biz evcillerimizi, çocuğumuz gibi, ailenin bir üyesi gibi, canımızın bir parçası olarak görüyoruz. Onlara bir şey olmasın diye harcadığımız paraların haddi hesabı yok. En iyi mama hangisi? En güzel ödül maması hangisi? Yatağını şöyle mi süslü alsam böyle mi rahat? Şu elbisesi, şu tasması, şu tası busu derken işi de iyice abartıyoruz. Fakat sonuna kadar bu ilgiyi alakayı hak ediyorlar.
Peki ya veteriner masrafları? Aşıları rutin her sene yapılıyor. Fakat Allah göstermesin herhangi ciddi bir hastalıkta tedavi masrafları aniden 1000 TL ve üstüne çıkıveriyor. Dolayısıyla onları da sigortalatmak istemek çokta yanlış değil.
Yurt dışında hemen her yerde evcil hayvan sigortası var. Ülkemizde de ilk başladığında çok rağbet görmüş bir uygulamaydı. Fakat sigorta şirketinin anlaşma yaptığı veterinerlik kliniğiyle aralarında çıkan sorunlar nedeniyle bu uygulama kaldırıldı ve düzenlemeye bile gerek görülmeden bir daha çıkmadı.
Geçen gün bir arkadaşımın sigorta şirketiyle temasa geçtim ve köpeklerimi sigortalayıp sigortalayamayacağımı sordum kendisine. Büyük baş hayvanların sigortalandığını ama, pet olarak geçen evcil hayvanlar için bu şekilde bir uygulama olmadığını söyledi. Fakat o da merak etmiş olacak ki, bu işi genel müdürlüğe kadar götürmüş. Ardından, şirketlerinin hazineden onay beklediğini ve bu şekilde bir uygulama için çalışma başlattıklarını söylemiş.
İşte bu yüzden İdea Sigortayı kutluyorum, en yakın zamanda da bu şekilde bir uygulama çıkartmanızı bekliyorum. İlk müşteriniz altı köpeğimle ben olabilirim, ve benim gibi düşünen bir çok kişiyi de size yönlendirebilirim.

Yazının devamı...