Arkeolog gazeteciler yetişiyor

SARAT, muhabir ve editörlerin haber yazarken yararlanabilecekleri pratik bilgilere yer veren bir kitapçık hazırladı. Bir de arkeolog ve gazeteci arasındaki bağı güçlendirip, habercilikte yapılan yanlışları ortaya koyan atölye çalışmaları başlattı.

Önce bir açıklama. Türkiye’nin Arkeolojik Varlıklarının Korunması (SARAT) Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi ve Uluslararası Müzeler Konseyi’nin ortaklaşa hazırladıkları bir proje.

Türkiye’de arkeolojik varlıkların korunması ve kurtarılması için üç yıldır eğitim, atölye ve araştırma çalışmaları düzenleniyor. Arkeoloji Haberciliği Atölyesi bunun en iyi örneği. Arkeologlar ve gazeteciler arasındaki bağı güçlendirip, habercilikte yapılan yanlışları da ortaya koymaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirilen bu atölye çalışmalarında, bu alanda uzmanlaşmak isteyen gazetecilerle bir araya gelerek, toplumun arkeolojiyle kurduğu ilişkinin geliştirilmesinden, arkeoloji haberlerinde kalite artırımına kadar bir dizi konuyu birlikte masaya yatırıyorlar.

29 ilde 3 bin 600 görüşme

Arkeolojik varlıklar bakımından hayli zengin olan Türkiye’de bilinen yanlışların önüne nasıl geçilebileceğini tartışıyorlar. Definecilikle nasıl mücadele etmek gerektiğini, eski uygarlıkların tarihini anlamanın neden önemli olduğunu, kültürel miras alanlarıyla ilişki kurulmasında medyanın gücünün yeterli olup olmadığını da… Örnekler üzerinden arkeoloji haberleri incelenip haberin doğru aktarılabilmesinin toplumsal bilinç yaratmanın olası sonuçları üzerinde düşünüyorlar.

Bu nedenle Türkiye’de toplumun arkeolojik varlıklara yönelik algı ve tutumunun anlaşılması için geçen yıl ülke genelinde 29 il ve 103 ilçede 3601 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapıldı. Ve araştırmanın sonucu pek de iç açıcı değil. Türkiye’de arkeolojik varlıklara verilen önem ve yüklenen anlamlar, bu varlıklara gösterilen ilgi ve bilgi düzeyleri açısından oldukça farklı bir durum arz ediyor. Yani arkeoloji toplumun tanıdığı ve temas ettiği bir kavram olmasına rağmen, bilgi seviyesinin (geçmiş medeniyetler, tarihi/arkeolojik alanlar) düşük olduğu gözlemleniyor. Öte yandan, arkeolojik varlıklara değer veriliyor ve oldukça çarpıcı sayıda insan bu değerleri manevi, sanatsal, bilimsel olarak sıralıyor.

Ve proje kapsamında çok anlamlı bir şey daha yaptılar; Türkiye’nin arkeolojik varlıklarının korunması için bilgi ve kapasiteyi artıracak habercilerin arkeoloji üzerine haber yazarken yardımcı olacak bir el kitabı hazırladılar. Gazetecilerin haberlerinde sıklıkla karşılarına çıkabilecek arkeolojik terimlerin açıklamalarının derlendiği kitapçıkta, muhabir ve editörlerin haber yazarken yararlanabilecekleri pratik bilgilere de yer verdiler.

Neden? Çünkü Türkiye’nin Arkeolojik Varlıklarının Korunması hedefi üzerinden şekillenen proje Türkiye’de toplumun arkeolojiyle ve yaşadığı ülkenin arkeolojik mirasıyla kurduğu ilişkiyi anlamak ve bu ilişkinin geliştirilmesi için yeni fikirler üretmek istiyor. Tam da bu nedenle Arkeolojik varlıkların korunmasının ancak toplumsal bilincin yükseltilmesi ve korumanın sadece kurumların değil, geniş kesimlerin sorumluluk duymasıyla başarılabileceğine inanıyor. Arkeolojik varlıkların korunması konusunda sürdürülebilir, kalıcı ve yaratıcı girişim ve faaliyetlerin tasarlanması hepimizin sorumluluk duyması gereken bir projeye dönüşmüş durumda. Dolayısıyla kültürel değerlerimizi korumak adına bugüne kadar gazetecilere en güzel çağrı arkeologlardan geldi, diyorlar ki: “Gelin birlikte çalışalım…”