Bakanlıktan umut veren bir proje

Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’nın yeni projesi son derece umut verici. Bu reformların hayata geçirilmesi için de kurumların iş birliği şart.

Adalet Bakanlığı; bir süredir son derece önemli projelerin altına imzasını atıyor. Bunlardan biri; tartışmalı olan yargı sistemini uluslararası sözleşmelere göre yeniden düzenleyecek yargı reformunu yaratmak. İkincisi toplumda moral paniğe yol açan engelli bireye, kadınlara ve çocuklara karşı şiddet ve cinsel istismara karşı önlemler almak.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün, yargı reformunun taslak olarak hazır olmasına karşın çeşitli kesimlerin bizzat görüşüne başvurduğu, bakanlığın hak ihlalleri üzerine çalışmalar yapan kurumlarla bir araya gelerek, çalıştay düzenlediği, adil yargılanmadan, kötü muameleye, örgütlenmeden yaşam hakkına kadar birçok konuda görüş ve önerilerin kaleme alındığı biliniyor.

İnsan hakları, yargı bağımsızlığı, ifade ve düşünce özgürlüğü, uzun tutukluluk sürelerine ilişkin bu çalışmalar bir tarafa, Adalet Bakanlığı’na bağlı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’nın engelli bireye, kadınlara ve çocuklara karşı şiddet ve cinsel istismara karşı hazırladığı yeni bir projesi son derece umut verici.

Bize de görev düşüyor

Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberine göre bu yeni projeyle istismar mağduru çocuklar, engelliler ve kimsesizlerin davaları devlet tarafından sonuna kadar takip edilecek. Mağdur kişilerin avukat giderlerini ve masraflarını da devlet karşılayacak. Türkiye’de demokrasi ve insan haklarına saygı talebi olan herkes için bakanlığın bu projelerinin başarısı, bu reformların hayata geçirilmesi için kurumların işbirliği şart. Medyanın toplumun inşasında ideolojik bir işlevi olduğu bilinen bir gerçek. Tam da bu nedenle medyaya düşen görev Adalet Bakanlığı’nın bu projelerine katkı sunmak ve takipçisi olmaktır. Dolayısıyla medya olarak hak ihlalleri ve mağduriyet üzerinden haber yaparken insanları ötekileştiren, cinsiyetçi, önyargılarla dolu, hoşgörüsüz ve olumsuz habercilikten uzak durmak zorundayız.

Özellikle engelli, kadın ve

çocuklara yönelik istismar ve şiddet haberlerinde olayları normalleştirmeden ama dramatize de etmeden ahlaki ve kültürel kodları ön plana çıkararak kendi gündemimizi yaratmalıyız. Medyadaki hak ihlallerinin takipçisi olmak, görevi sadece çalıştığı kurumun haberleri ve okur şikâyetleriyle sınırlandırılamayacak bir öneme sahip biz medya ombudsmanlarının da sorumluluk alanına giriyor.

Biz de meslek ilkelerinde

belirtildiği gibi; milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, cinsel kimlik, dil, din mezhep, sınıf, inanç ve inançsızlık ayrımcılığına, ulusların, halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını zedeleyen, nefreti, düşmanlığı körükleyen, her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtıcı yayınlar yapılmasına karşı çıkmalıyız.

Yaş, cinsiyet, engellilik, etnik

köken, dini inanç, sosyal ve ekonomik statü farkına bakılmaksızın, medyada insana yönelik ayrımcılığın önlenmesi ve onurlarının korunması konusunda gerekli duyarlılığın gösterilmesi için çaba harcamalıyız.

İnsanlık onurunu yok sayan yayınlar yapmamalı, okurun doğru, dürüst, hakkaniyetli bilgi edinme hakkını sağlamalıyız.