Bikiniyle objektiflere yakalanmak!

Yakalanmak; birinin sizi güç duruma düşürecek bir şeyi, bir olayı, bir durumu, bir suçu ortaya çıkartması demektir. Dolayısıyla “Bikiniyle yakaladık” sorunlu bir haber dili ve kabul edilemez bir yaklaşımdır

Bodrum, Çeşme, Alaçatı gibi tatil beldelerinde “Bikinisiyle yakalandı” başlıklı haberlere konu olmayan ünlü, oyuncu, sanatçı neredeyse kalmadı. Sadece Google’da bu ifadenin geçtiği 20 binin üzerinde haber var. “Seda Sayan ile Hülya Avşar bikiniyle yakalandı. İrem Derici bikinili yakalandı. Bengü yıllar sonra bikinili yakalandı. İrem Sak bikinili yakalandığını görünce kabine saklandı. Son olarak Tanyeli denize girerken görüntülenince haliyle ‘O da bikiniyle yakalandı’…” Buna karşın; Yılmaz Erdoğan, Kıvanç Tatlıtuğ ya da Kenan İmirzalıoğlu gibi ünlülerin mayoyla yakalandıklarına dair bir haber yok.

Yakalanmak; birinin sizi güç duruma düşürecek bir şeyi, bir olayı, bir durumu, bir suçu ortaya çıkartması demektir. Dolayısıyla “Bikiniyle yakaladık” sorunlu bir haber dili ve kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bu dili nasıl okumak gerekir? Böyle bir başlıkla mesela “Bikini kadın bedeninin sergilemesinin uygunsuz bir aracıdır” mı demek istiyoruz. Peki bu insanlar bikiniyle nerede yakalanıyorlar? Plajda, yatta, teknede ya da havuzda….

Magazin ve popüler kültür

Magazine konu olan şahsiyetlerin “ünlü” olması, haberin nitelik açısından ne ifade ettiğinin önemini ortaya koymuyor olabilir. Ya da bir ünlüyü bikinisiyle yakalamak basit bir konu gibi görünüyor olabilir. Oysa magazin basınının topluma egemen olan kültürü kitlelere empoze eden popüler kültüre ciddi katkı sağladığını, kitlesel algıyı her defasında yeniden yaratan olması açısından da oldukça önemli bir işlevi olduğunu biliyoruz. 

Amerikalı sosyolog Charles Wright Mills’in ifadesiyle bireylere yeni bir öz kişilik verildiğini ve onlara ne olmaları, nasıl olmaları gerektiğinin telkin edildiğini, bireyin gerçek kişiliği bu yeni öz kişiliğe denk düşmese bile, bireyin rahatlamasını sağlayan bir kaçış yolu olduğunu görüyoruz.  

Dolayısıyla bu tür haberlerdeki sorun; ünlülerin her defasında bikinileriyle o pozları verirken toplum tarafından “ayıplanmış olma” olasılığına karşı ‘yakalandılar’ mazeretinin arkasına sığınmaları. Bunun yansımalarını sosyal medyada bikinisinin ucunu gösterip, göğüs hizasından paylaşılan fotoğraflarda görebiliyoruz. Popüler kültürün telkinlerinin bir tezahürü olarak.    

Kadın bedenini objeleştirmek

Ünlü ya da ünsüz kadın bedenini teşhir etmek, kadın bedeni üzerinden klişeleşmiş ifadeler sadece bize özgü bir durum değil. Bunun tek başına muhafazakarlıkla da bir ilgisi yok. Dünyada da bu böyle. Hatırlarsanız üç yıl önce Londra’da “Are you beach body ready?” (Plaj vücuduna hazır mısın?) billboard reklamı ile başlayan; zayıf, ince, tüysüz kadın bedeninin özendirilmesi, kadın bedeninin objeleştirilmesi tartışmaları İngiltere’yi ayağa kaldırmıştı. Bugün İngiltere, Norveç, İspanya gibi ülkelerde kadın vücudunu aşağılayan, cinsiyetçi görüntülerin kullanılması yasak.

Bu yasaklara ya da sorunlu yaklaşıma neden olan şey genel olarak erkeklerin kadına bakışı ile sınırlı değil. Bazı kadınların da bir cinsel obje olarak kendi bedenleri üzerinden gönüllü bir yarış atına dönüştürülmüş olmayı kabullenmelerinden kaynaklanıyor.    

Gazeteciler tatil beldelerinde yatlardaki ünlüleri kadraja almış, mayolu bikinili pozlarını yakalamak için saatlerce beklerken, haliyle ünlülerin teknelerinden ya da ünlüleri ağırlayan yatlardan denize bırakılan atıklar yüzünden insanların denize giremez durumda olmasının da bir haber değeri olmuyor ya da yeterince olmuyor.

Denize bikinisiyle gireni değil, denize çöp atanı, yatlarındaki pis suyu belediye plajlarının önüne akıtan ünlüleri yakalamanın gerçek haber olduğunu öğrendiğimiz gün, magazin muhabirlerinin denizde bikinili olmakla, bikinili kadınları “Yakaladık” safsatasıyla bir cinsel obje gibi teşhir etmek arasındaki farkı öğrendikleri gün olacak.