Medya ‘Öykülere kan’ veriyor!

Kendisi de donör olan bir okurumuz, Öykü için dua ederken, SMA Tip 1 teşhisi konulan, ilacı bakanlık tarafından yurtdışından getirilmesine rağmen devlet hastanesinde yer bulunamadığı için hayatını kaybeden Nehir bebekle ilgili duyduğu üzüntüyü bizimle paylaştı.

Bir mesleği tanımlayan kurallarıdır: Gazetecilik de meslek kuralları üzerinden şekillenir. Tam da bu nedenle haber, bir gazeteci için herhangi ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır. Üzüntü, sıkıntı, tehlike, yıkım, felaket ya da şok halindeki insanlar söz konusu olduğunda gazetecinin olaya yaklaşımı ve araştırması duygu sömürüsünden uzak ve insani olmak zorundadır. Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenmeli ve paylaşmalıdır.

Lösemi hastası Öykü Arin için Türkiye çapında başlatılan ilik bağışı seferberliğine Milliyet çalışanlarının da katılması bunun en güzel örneği. Öykü gibi ilik bekleyen yüzlerce çocuğa donör olabilmek için Demirören Medya çalışanlarının 3 tüp kan örneği vermesi; kök hücre ve kan bağışında bulunulması meslek sorumluluğumuzun sadece sorunu yazmak ya da kamuoyunu bilgilendirmekle sınırlı olmadığını gösteriyor.

SMA Tip 1 teşhisi konulan Nehir bebek, ilacı Sağlık Bakanlığı tarafından yurtdışından getirilmesine rağmen devlet hastanesinde yer bulunamadığı için hayatını kaybetmişti. Kendisi de donör olan bir okurumuz Öykü için dua ederken Nehir ile ilgili duyduğu üzüntüyü ise şöyle dile getiriyor:

“Yoğun bakım servislerinin sayısının arttığını, dört yataktan birinin boş olduğunu bakanın bizzat kendisi açıklamışken, Nehir bebeğin ilacının bulunmasına rağmen uygulama merkezi bulunamaması normal mi? Buna karşın, kan ve ilik bekleyen yüzlerce çocuğun haberini yapan siz gazetecilerin de donör olduğunu okuyunca bu kez de sevincimden ağladım. Umarım gazetecilerin bu insani davranışı bütün Türkiye’ye örnek olur.”

700’e yakın insanımızın hayatı kurtarıldı

Toplumsal bilincin oluşmasında ve sorunların çözümünde medyanın katkısı bugün birçok toplum bilimcinin araştırmalarına da konu olmakta. Medyanın sorgulama kültürü, sorunların çözümünde toplumsal projelere sunduğu katkıyla daha da anlam kazanıyor. Sağlık Bakanlığı ve Kızılay ortaklığında yürütülen bu toplumsal proje sayesindedir ki, donör olan ve doku uyumu gerçekleşip, kök hücre bağışında bulunan insanlarla yeniden hayata tutunmak mümkün hale geldi.

Yeterli mi? Elbette değil. Ama biliyoruz ki; 2015’te başlayan ve 3’üncü yılında olan bir projenin ilk beş yılda hedefi 250 bin donöre ulaşmaktı. Oysa şu anda 300 bini geçiyor, 2016’da ülkemizde yapılan akraba dışı nakillerde yüzde 40, 2017’de ise yüzde 50 noktasına gelindi. 700’e yakın insanımızın hayatı kurtarıldı. 2 bini aşkın eşleşme oldu. Yapılan her haber bu konuda toplumsal bilinci artırdı. Bugün Türkiye’nin genelinde yaklaşık bin 300 hastaneye her sabah yaklaşık 9-10 bin ünite kan teslim ediyor.

Ancak okurumuzun da belirttiği gibi sorun sadece kök hücre ya da kan verme girişimleriyle sınırlı değil. İlaç ve sağlık konusunda donanımlı bir alt yapıya sahip olmak da hayat kurtarıyor. 6 aylık Nehir Türkiye’deki SMA hastası çok sayıda çocuktan biriydi. Tedavisi için gerekli ilacı devlet verdi, ancak tedaviyi yapacak uygun bir merkez bulunamayınca yaşama veda etti. Toplumsal projelere katkı sunarken, sorunların üstesinden gelebilmek, yepyeni projelere katkı sunabilmek için kurumlara soru sormaktan da asla vazgeçmemeliyiz. İşe Nehir’in yaşama tutunamamasının önündeki engelleri sorgulayarak başlayabiliriz.