Plaj yasağı ve ırkçılık...

“Mülteci sorununun ne olduğunu” bilmeden, anlatmadan, ona çözüm üretmeden “mültecilerin yarattığı sorunları” anlatmaya çalışmak yabancılara yönelik nefreti büyütmekten başka bir işe yaramaz…

Rosa Parks… Otobüste beyazlara ayrılan koltuğa oturduğu için kaldırılmak istenen, kalkmayınca da Amerika’yı ayağa kaldıran kadın. 1955’te Amerika’nın ayrımcı, ırkçı tarihini değiştiren siyahi kadın…

Amerika bugün “Siyah renkliler giremez” gibi utanç tabelalarının lekesini silmek için hayatın bütün alanlarında ayrımcılığı önleyen kanunlarıyla varlık göstermeye çalışırken, Türkiye’nin mülteci politikalarının olmamasının vahim sonuçları, bazı belediyelerin önlem adı altında ırkçılığı ve ayrımcılığı tetikleyen “yasak”, “giremez” gibi tuhaf kararlar almalarına neden oluyor.

Mudanya ve Antalya Gazipaşa Belediyesi’nin Suriyelilere plaja girmeyi yasaklaması gibi…

Mudanya Belediyesi Suriyeli mültecilere plaja girmeyi yasakladı. Karar sosyal medya ve bazı gazetelerde; “Bursa’da sahile inen Suriyeliler, tatilcileri canından bezdirdi” gibi ayrımcı ve ırkçı ifadelere yer vererek desteklendi. Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz Twitter’dan oldukça sorunlu bir açıklama yaptı ve dedi ki;

“Hiç kimsenin başkalarını rahatsız etme, özgürlüğünü engelleme hakkı yoktur. Bizim çocuklarımız şehit olurken, analarımız ağlarken, ekonomimiz kötüye giderken onların zevki sefa içinde yaşamalarına ve bizim insanımızı rahatsız etmelerine tahammül edemeyiz. Sahillerimizde oluşan uygunsuz görüntülere zabıta ekiplerimiz tarafından anında müdahale edilmektedir.” Başkan, bu uygulamaya tepki gösterenlere de “Birlikte yaşayacaksak bunun kuralları olmalıdır” sözleriyle yanıt verdi.

Antalya Gazipaşa da belediye meclisinde alınan kararla Suriyeli mültecilerin plajlara girişini yasakladı. Ancak Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, sığınmacı Suriyelilerin halka açık plajlara alınmaması ya da onlar için ayrı bir bölge ayrılması kararını hukuka uygun bulmadığını belirterek veto etti.

Dil ve üslubu önemli

Ülkemizdeki özellikle Suriyeli mültecilerin zor koşullar altında yaşam mücadelesi verdiği, geçim, barınma, sağlık ve eğitim başta olmak üzere temel pek çok alanda sorunlar yaşadığı bir gerçek. Ama bu mağduriyet mültecilere insanların ortak yaşam alanlarında canının istediğini yapabilme özgürlüğünü verebilir mi? Sahilde mangal yakmak, çadır kurmak, deve, at gibi hayvanları sokmak, nargile içmek, iç çamaşırla denize girmek gibi… Sorunun yasakla değil, mültecilere yönelik politikaların oluşturulmasıyla çözülebilecek büyüklükte bir sorun olduğu açık. Dolayısıyla gazetecilerin bu tür haberleri yaparken dil ve üslubu oldukça önemli.

Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk bildirgesinde; “Gazeteci ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm ve hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden ya da haklı gösteren her türlü ifade biçiminin karşısında olmalıdır” denir.

Çünkü ırk, ulusal ya da etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim gibi benzer özellikler taşıyan bir gruba, kişilere karşı işlenen suçların karşısında yer alan gazeteci nefret söyleminin yayılmasına “aracılık” etmemek için görev ve sorumluluklarının bilincinde olmak zorundadır.