İşte ‘Ne zaman güzel yaşarız?’ sorusunun cevapları...
“Beğenmiyorsan git başka yerde yaşa” diyen son beyaz adam yok olduğunda,
Kadınların neyi ‘sevip-sevmediği’, ‘giyip-giymediği’ ya da ‘yapıp-yapmaması’yla ilgili atıp tutanlar, sonsuza kadar sustuğunda,
Kadınlar özgürlüklerini fark edip, tadını çıkardığında,
Evlilikte ‘yardım etme’ devri son bulup ‘her işi eşit paylaşma’ dönemi başladığında,
Ön yargılar ve etiketler olmadan insanlar birbirine baktığında,
Bilgi olmadan yalan yanlış fikir ortaya atılmadığında... Bilmeden konuşulmadığında...
İnsanların cinsel yönelimlerine kafa takılmadığında,
Dünya’yı koruduğumuzda... Gezegen yok olma tehlikesi altındayken, uğruna kavga edilen diğer her şeyin boş olduğu anlaşıldığında
Dünya’yı, insan türünün çevresinde dönüyor, tüm evren insanın emrinde sananlar uykudan uyandığında,
Sokaklara, özellikle de denizlere çöp atmadığımızda,
Sokakları tabela kirliliğinden kurtardığımızda,
Tarihi yapılara sahip çıktığımızda,
Din, dil, ırk, millet ve cinsiyetten evvel ‘insan olmak’ paydasında buluşulduğunda,
Gençlerin hayalleri ve hevesleri olduğunda...
Kendi bildiğimizi ille de ‘mutlak doğru’ diye dayatmadığımızda,
Daha çok kitap okunduğunda, daha çok film seyredildiğinde, daha fazla tiyatroya gidildiğinde, sanatın her alanı mahalleye geldiğinde,
Diploma için değil; hayatta gelişim sağlayan, işe yarar, gerçek bir eğitimden geçildiğinde,
Seyahat lüks olmadığında,
Kuyrukta beklemek enayilik sayılmadığında,
Zihinlerin ekran hapsi son bulduğunda,
Hayvanların yaşam alanlarını ele geçirip, sonra karşımıza çıktılar diye şaşırıp bir de düşman muamelesi yapmadığımızda,
Çocuklara karne hediyesi evcil hayvan alıp, yaz sonu sokağa bırakanların vicdanı uyandığında,
Hayvansever insanlar arttığında...
Rakip takım taraftarları, yan yana maç seyretmeyi başardığında,
Çok kasmadan eğlenmeyi başardığımızda,
Sürekli ‘anda kalmak’ muhabbeti yapılmadığında,
Aforizma hamaseti prim yapmadığında,
Sokakta selamlaşma ve teşekkür etme yaygınlaştığında,
Komşumuz açken uyku tutmadığında,
Eşitliğe inananlar arttığında,
Varken, olmayanların haklarını savunanlar çoğaldığında,
Özgür çocuklar yetiştirmekle şımarıklığı karıştırmadığımızda,
En ufak ülke eleştirisinin ardından, partizan yorumlar havada uçmadığında...
Siyasi görüşler, futbol taraftarlığı boyutundan çıktığında,
Araç sürücüleri, yaya görünce hızlanmak yerine durup, yol verdiğinde,
Trafikte iki tekerlekli araçlar, düşürülmesi gereken bir bilgisayar oyunu figürü gibi görülmediğinde,
Motorsiklet sürücüleri, adı üzerinde ‘motorlu taşıt’ kullandıklarını fark edip, yaya kaldırımını terk ettiklerinde,
Bisikletli sayısı, arabalı sayısını geçtiğinde,
Sarı ışık, ‘kırmızı yanmadan önceki son atak fırsatı’ olarak değerlendirilmediğinde,
Kornayla, araçlar arası iletişim kurmaktan vazgeçildiğinde,
Yaya geçitlerinin, yayaların bekleme yeri değil; araçların durup yayalara yol vermesini söyleyen çizgiler olduğu öğrenildiğinde,
AVM asönserlerinde, bebekli, hamile, sakat, hasta, yaşlı aldırış etmeden, omuz atarak öncelik kapanların yarışı sona erdiğinde,
Havada karada tüm toplu taşımalarda bacaklarını aça aça oturan evrilmemiş insan türü doğal seleksiyonla toplumdan elendiğinde,
Sokakta yürürken üstüne üstüne tüküren insan taklidi mahlukatların soyu tükendiğinde,
Toplu taşıma araçlarında bir kol boyu mesafede duracak alan olduğunda,
Yol kenarında, metro istasyonunda, bankta, yerde veya kaldırımda kitap okuyan insanlara daha çok rastlandığında,
Sosyal medyayı savaş alanı değil; paylaşım aracı olarak kullananlar arttığında,
Bir dakika içinde bu listeye eklenecek en az 100 madde daha bulamadığınızda...


İNSAN GİBİ YAŞAMAK...