Göbek diplomasisi

Göbek diplomasisi


Milliyet’in tecrübeli muhabirlerinden Tolga Şardan, Sadettin Tantan’la, gezisini izlemek üzere İran’a gitti. O anlatıyor:
* Aşırı kilolu koca göbekli İran İçişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Bulandiyan sık sık Ankara’ya gelip gider, Türkiye’yi ve Türkler’i iyi tanır. Bulandiyan, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Turan Moralı’ya bir türlü kilo verememekten şikâyet etmiş. Bizim büyükelçi de ona bir ilaçla bir rejim tavsiye etmiş. Bu sefer gördüm, İranlı Bakan iki beden zayıflamış, göbeği erimiş... Arkadaşlarla gülüştük: "Göbek eridi, İran’la Türkiye’nin arası düzeldi. Göbek diplomasisi başarılı oldu" diye.
* Tahran’da, hem İçişleri Bakanlığı’nda, hem de otelde, gazetecilerin bindiği asansör düşünce, aklımıza hemen kötü bir ihtimal geldi: Bizler, 10-15 senedir İran’la güvenlik ve PKK konusundaki görüşmeleri, sıkıntıları haber yapan gazetecileriz. "İran terörü destekliyor" diye çok yazdık. Belki de Mollalar "Tamam, bizi ihbar eden gazeteciler elimize geçti. Gözlerini iyice bir korkutalım" dediler. Korkmadık desek yalan, bir yandan da çok güldük.

Hanım okurlarımdan bir uyarı geldi. Üçüncü kez duyduğum için, aktarıyorum. Bazı korsan taksiciler (durak taksileri yapmaz böyle şeyi) arabalarına binen yalnız kadınların parasını çarpıyormuş. Galiba "tırnakçılık" diyorlar, gazetelerde okumuştum.
Kadın müşteri 5 milyon uzatırsa, el çabukluğu marifet, parayı 100 bin lirayla değiştiriveriyorlarmış. Benziyor ya... 10 milyon uzatan olursa da bir milyonla... İstediğiniz kadar "Ben sana 5 milyon yahut 10 milyon verdim" diye ağlayın... "Olur mu hanım abla, biz hırsız mıyız!" diye üste çıkmaktan da geri kalmıyorlar.
Ne mi yapmak lazım? Bilmem! En azından, parayı uzatırken "Beş milyon veriyorum, on milyon veriyorum" diye söyleyin. Belki göz göre göre yalana cesaret edemezler.

Osman Durmuş’u tanıtmaya ve tarife gerek yok.
İthal ilaçlar konusunda hasta ve hasta yakınlarının hayır duasını alan Sağlık Bakanı, yakında eczacıları da karşısında bulacak.
Türk Eczacılar Birliği Başkanı Akın Çubuk’un verdiği bilgiye göre, son bir buçuk ayda, Ankara’da 45 eczane kapandı. Günde bir eczane... İlaçlar pahalı. Halk sağlığından tasarruf ediyor.
Yakında, ithal malı hayatî ilaçlar "Marlboro var, Kent var!" misali, karaborsaya düşerse, şaşmayın. Ölümü dövize endeksledik!

Ali Poyrazoğlu, Kiss FM’de sevimli bir program yapıyor, biliyorsunuz, Gölgede Muhabbet.
Çok keyifle yapıyor, ama "Yaz aylarında haftanın iki günü beni İstanbul’a bağlıyor" diye şikâyetçiydi. "Birkaç ay tatil yapayım" dese, radyo hayatta bırakmaz, biliyor. Küçük bir hile yapıp, işi oldu bittiye getirmeye karar verdi. Canlı yayında, dinleyicilerine "Bir müddet radyoyu bırakıyorum" diye veda edecekti.
Cümleleri aklında şekillendirerek radyoya geldi, ama talihine, Çamlıca’daki antende arıza var, dediler; yayın yapılamıyor. Biraz bekledi, ama Kadıköy’de matinesi vardı, çıkmak zorunda kaldı. Küçük hilesi yatmıştı yani. Ama aklına koydu ya, "Bir daha sefere veda ederim" diye düşündü.
Derken, Philips’ten aradılar. "Biz Türkiye’ye radyoyla girdik. Markamızı Türkiye önce radyoyla duydu. Onun için çok iyi bir programa sponsor olmak istiyoruz" dediler. "Anket yaptırdık, en çok dinlenen program sizinki".
Bu kadar iltifatı duyunca (hele hele radyonun yöneticileri duyunca) Ali Poyrazoğlu’nun "kaçamak hayalleri" de suya düştü.
"Hayallerim suya düştü, ama başıma gelen çok da hoşuma gitti doğrusu" diye itiraf ediyor Poyrazoğlu.