Nilüfer de sayılı çapkınlardandır

Nilüfer de sayılı çapkınlardandır


Nezih Demirkent’i tanır, Nezih Abi derdim. Metin Toker’i tanırım ve abi derim. Hakkı Devrim çıkıştı; yüz yüze gelince abi derken, yazıda niye Hakkı Bey oluyorum diye?
Hakkı Abi, Nilüfer-Reha Muhtar muhabbetini yazdı. Muhtar hakkında dediklerini (ekranda sayıları artmasın dileklerimle) geçiyorum.
Nilüfer’in işine, sesine ve müziğe düşkünlüğünü çok beğendiğini belli etti. Allah için öyle! Buna karşılık özel hayatında bir haytaya fazla yüz vermesini ona yakıştıramazmış gibi bir hava vardı yazısında.
Çapkınlıktan yana Nilüfer de Reha’dan pek geri kalmaz sanıyorum abi!
Nilüfer’in ilk kocası müzik yapımcısı Yeşil Giresunlu’nun başına geleni herkes bilir. Tespihin ikinci tanesi olan piyanist-şarkıcı Rıza Silahlıpoda da "Eden bulur" atasözünü fena halde hatırlamak zorunda kalmıştı. Sezen Aksu araya girip kurtarmasaydı belki (ikinci kocası, söz yazarı Çetin Akçan’dan sonra gelen) Onno Tunç’u da aynı akıbet bekliyordu.
Müzikçiler sayfasını orada kapayan Nilüfer, Gökberk Ergenekon’la siyasetçiler moduna geçti, diye düşündük. Sonuncusu da nihayet bir haber şovmenidir Hakkı Abi! Temaşa, siyaset, şov... aynı tarzın çeşitleri sayılır. Yani Nilüfer yeni girdiği yolda devam ediyor. Sen boşuna üzülme!

Sema Pişkinsüt’ün tartaklanan oğlunu, Bülent Ecevit "karısı" zannetti. Sel felaketine uğrayan bölgelere gitti, "Antakya ve Osmaniye’de yaşanan deprem felaketi" deyiverdi... Fıkrası gecikmedi tabii ki.
"Ünlü bir spiker aceleyle bankaya girdi ‘Hesabımdan para çekmek istiyorum, ama kimliğimi unuttum’ dedi. Bankadakiler ‘Bize kim olduğunuzu kanıtlayabilir misiniz?’ deyince, alışılmış ses tonuyla ve üslubuyla haber bültenini sunmaya başladı. Tamam, dediler, ikna olduk.
Bankaya ertesi gün, bu kez de meşhur bir türkücü geldi. O da kimliğini unutmuştu. Eh, bir kere yaptılar ya... Bir şarkı söyle, dediler. En meşhur şarkısını söyleyip, o da kimliğini kanıtladı.
Derken, içeri Bülent Ecevit girdi. Tesadüf bu ya, o da kimliğini unutmuştu. ‘Kural böyle, kimliğinizi kanıtlayacak bir şey söyleyebilir misiniz’ dediler. "Bilmem ki. Ben bu konuda bir bilgi sahibi değilim. zaten kliniğinize de ilk defa geliyorum. Hüsamettin Bey nerede, Hüsamettin Beeeey... Tamam, efendim, dediler, bu kadar yeter!’ "

And... beklenen kadın geldi! Catherine Derviş hakkında çok konuşacağız, çok yazacağız, ama bir kadın gözüyle ilk intibaımı söyleyeyim: Zarif, şık, sade ve çok hoş... Hepsi doğru, ama daha da önemlisi, cicisi bicisi olmayan, sahici, "bütün" bir kadın gibi geldi bana. Sağlam ve kararlı... Feministler kızsa da, "Kemal Derviş’e yakışan bir kadın" diyeceğim. (Birisi çıkıp "Niye Cathy Hanım Kemal Derviş’e yakışıyormuş; niye Kemal Bey Catherine Hanım’a yakışıyor olmasın... diyecektir.)
Bir yerde Cathy Hanım’ın genç kızlık soyadının Stachniak olduğunu okudum. Doğruysa, Amerikalı yengemiz, komşumuz sayılır. Benim bildiğim, Stachniak, Beyaz Rusya ve Ukrayna’da yaşayan Polonyalılar arasında yaygın bir isimdir...
Özetle, Catherine Hanım’ı gözüm tuttu!
(Bu arada İçişleri Bakanı açıkladı: yaptığımız araştırmaya göre, Kemal Derviş ABD vatandaşlığı için başvuru yapmadı. Bunun adı Temiz Kâğıdı’dır).











DİĞER YENİ YAZILAR