Tilki Nuri

Tilki Nuri


Siirt Valisi Nuri Okutan, valiliğine ait 8 makam aracından 5’inin satılmasını emretti.
Vali Okutan, baktı ki vatan için kemer sıkmak gerekiyor, örnek ve öncü olayım, dedi. Makam aracını attı, yürüyerek halkın içine daldı.
Tabii yerel basın da "Örnek Vali"sini alkışa tuttu. Ne var ki, kimsenin "araçları satın" emrinden haberi yoktu. (Valiye o Mercedes’leri Jeep’leri alan) Köylere Hizmet Birliği talimattan habersiz; valiliğin ilgili birimi de öyle...
Eh, Özel Kalem de "Bilgimiz yok" deyince, anlaşılda ki ne satış vardır, ne de satış emri.
Tufaya gelmiş olmak ağırına giden yerel basın, küçük bir araştırma yaptı.
Vali Bey’in Mülkiye’deki lakabının "Tilki Nuri" olduğu ortaya çıktı.
Nuri Bey daha önce Tilki olan soyadını sonradan "Okutan" olarak değiştirmiş.
Tilki Nuri adamı işte böyle okutur!

Turkcell Müşteri Hizmetleri’ne gönderilen bir şikâyet mektubunun kopyası elime geçti.
"Ankara... köyünde oturuyorum. Çifçilikle uğraşıyorum veya tarımla. 15.1.2001 tarihinde ... nolu telefonu aldım. Aldığım bayi benden kart parası 7.500 Türk Lirası aldı. Ayreten 30.000 hat parası aldı. Toplam 7.500 Tele. Beni kandırdılar. Ayreten benim köyde 30-40 km arası, çekmiyor. İki sefer deneme yaptılar. Benim telefonumun iptal edilmesini dosyamın işlemden kaldırılmasını saygılarımla arz ederim.
Bir de siz gönderdiniz 30.800 bin lira. Bana yazık değil mi. Telefon çalışmayınca ben ne yapacağım fakir halimle. Turkcell bayisi... veya ...yaptı bana. Saygılarımla arz ederim."
İsmin ve imzanın altında bir küçük not:
"Benim telefonun markası eski model... Çekmiyor. Benim de yenisini almaya gücüm yetmiyor."
Turkcell eminim gereğini yapmıştır.
Bu kadar saf ve masum bir dilekçeye yürek mi dayanır!

İstanbul’un iki caddesi vardır ki (başkaları varsa ben bilmiyorum) gece yarısından sonra trafiği kilitlenir. Biri Ortaköy’de Muallim Naci Caddesi, diğeri Taksim’de Sıraselviler.
Beyoğlu Belediyesi, gecenin saat 2’sinde 3’ünde, işte bu trafiği arap saçına dönmüş Sıraselviler Caddesi’nde niye çöp toplar? Zaten yan yana iki arabanın zor geçtiği o sözüm ona caddeye, koskoca çöp kamyonunu niye salar?
Hadi çöpçüler, gecenin ayazında boğaz tokluğuna el alemin çöpünü toplarken, barlarda diskoteklerde para harcayanlara, lüks arabalara tepki gösterir, işi ağırdan alırlar, diyelim... (Ben de olsam, herhalde, aynı şeyi yapardım.)
Ya Beyoğlu Belediyesi’nin hesabı nedir?
Faziletli belediye bir tür "engelleme" mi yapıyor dersiniz?

İki aile büyüğümüz balkonda tavla oynarken konuşuyordu:
– Yahu, tüpgaz, deterjan kuyruklarında rezil olduğumuz Birinci Ecevit Hükümeti zamanı mıydı, İkinci Hükümet zamanı mı?
Diğeri, bir fıkrayla cevap verdi:
"Komünizm yıllarında Polonyalı kadın, kasap dükkânına girmiş:
– Merhaba! Bonfile bulunur mu?
– Ne? Bonfile mi? Hayır yok!
– Peki kontrfile var mı?
– Kontrfile de yok...
– O halde biftek, pirzola filan da kalmadı...
– Maalesef!
Kadının arkasından bakmış kasap:
– Bu yaşta, bu hafıza! Baksana, neleri hatırlıyor..."