Taktik Savaş

2 Eylül 2019

Maça iki teknik adamın taktik performansları damga vurdu. Sahada daha iyi olan Fenerbahçe, kulübede daha iyi olan Ünal Karaman'dı. Bu sebeple beraberlik geldi.

Ünal Karaman Fenerbahçe'yi iyi analiz etmiş. Fenerbahçe orta sahasının Muriqi ile pas bağlantılarını çabuk oyuncuları ile kesti. Jailson-Emre'ye iyi pres yaptı. Fiziksel olarak daha iyi, daha diri ve çabuk oyuncuları ile pas bağlantılarını kesti, kanatlara aktarımı önledi. Oyunu sıkıştırdı, soğuttu ve yavaşlattı. Bu şekilde 1 puanı aldı.

Ersun Yanal ise geçen haftaki kurguyu bozmadı. Aslında Sahada ilk yarıda çok iyi bir Fenerbahçe vardı. Trabzonspor'un taktik disiplinine, hızlı ve dikine pas bağlantıları kurarak cevap verdiler. Trabzonspor'un olağanüstü presini isabetli paslar ile kırdılar, sonuca gidecek kilit pasları da yaptılar ancak 4 net pozisyondan yararlanamadılar. İkinci yarıda da Uğurcan'ın müthiş performansı, Yanal'ın oyunu okuma hataları ve fiziksel düşüş maçta 2 puan kayba neden oldu.

Fenerbahçe ilk iki maçta olduğu gibi bu maçta da topa hakimdi. %69'a %31 gibi bir oranda topa sahip olmak aslında maçtan 3 puan almak için 90. dakikaya kadar umut verdi, ancak maç boyu son vuruşlar ve son pas- şut tercihleri kötüydü. Tabi burada özellikle ilk yarı performansı ile Kruse'yi ayırmak gerek. Ara pasları, kilit pasları ve oyun görüşü ile fark yaratan oyuncuydu.

Trabzonspor ikili mücadele ve hava topu performansı ile sahaya denge getirdi. Zaten böyle topa hakim bir takımdan başka türlü de puan alınması mümkün değildi. İkili mücadelede %53'e %47, hava toplarında ise %57'ye %43 gibi ezici bir üstünlük kazandılar. Fenerbahçe'nin teknik ama kırılgan oyununu bu şekilde kilitlediler.

Trabzonspor' un pas bağlantılarını kesme planı başarılı oldu. Max Kruse ve Vedat, sırasıyla 61 ve 40 defa topla buluştular, her seferinde ikili baskı gördüler. Özellikle ikinci yarı ikisi de düşüşe geçti. Trabzon'da ise Jose Sosa 68 ile en fazla topla buluşan oyuncu oldu, az buluşmuş olsa da iyi pas yaptı, takımını iyi yönetti. Zanka ve Jailson'un defansif performansları kötü ve güven verici olmasa da, topla buluşma ve pas sayıları, topu oyuna sokuşları ve orta saha destekleri çok başarılıydı.

Fenerbahçe 21, Trabzonspor ise 10 şut attı. Fenerbahçe 9, Trabzonspor ise 5 isabet buldu. Fenerbahçe'nin son vuruşlarda geçen seneki beceriksizlik veya şanssızlığı hatırlattığı bir maç oldu.

Fenerbahçe, bu sene gerçekten çok farklı. İstek, pas kabiliyeti, organizasyon, oyuna hakimiyet var. Son vuruş beceriksizliği devam etse de, pozisyon bulma rahatlığı dikkat çekiyor. Ancak işin savunma tarafı çok sıkıntılı. Bana göre Zanka topu oyuna sokmada iyi olsa da, hava toplarında ve ikili mücadelelerde çok zayıf. Jailson elinden geleni yapsa da stoperde fiziksel olarak zayıf ve pozisyon hataları oluyor. Birebir veya ikiye birlerde güvensiz kalıyor. Ozan ve Dirar gerçekten de savunma tarafında ne kademe, ne de alan savunmasında başarılı değiller. Gerçek anlamda bek görevleri yerine, orta saha oyuncuları gibi oynuyorlar. Bu hücumda artı olsa da, topun kaybedildiği ve hızlı kontra atak yenen anlarda geçiş oyununda büyük problem. Trabzonspor'un golünde bu stoper ve bek hatalarını açıkça gördük.

Yazının devamı...

Transfer Gerçekleri

28 Ağustos 2019

Endüstriyel Futbol Akılları Zorluyor

Avrupa'nın son 10 yılda transfere en çok para harcayan 20 takımı belirlendi. İlk sırada 1.69 Milyar Euro ile Manchester City var. Son sırada ise 590 Milyon Euro ile Valencia. Neredeyse ilk 10 takımın tamamı (Inter 10. sırada ve 970 milyon Euro seviyesinde) 1 Milyar Euro ve üzerinde transfer harcaması yapmış.

Manchester City 278 futbolcu transferinde 1.69 Milyar Euro öderken, 20. sıradaki Valencia 201 futbolcuya 590 Milyon Euro ödemiş. Bu tabloda Real Madrid Barcelona'nın ardından 3. sırada ve 1.38 Milyar Euro'luk bir harcaması var. Real'i diğerlerinden ayıran, 129 futbolcuya bu rakamı ödemiş olması. Bu az sayıda ama astronomik transferlere işaret ediyor.

İlk 20'de Real'den daha az sayıda futbolcu transferi yapmış tek kulüp 99 futbolcu ile Bayern Munich. Bayern toplamda 760 Milyon Euro harcama ile en çok transfer harcaması yapan 15. kulüp. Verimli bir transfer politikası izledikleri açıkça görülüyor.

Diğer taraftan futbolcu satışlarına baktığımızda, 992 Milyon Euro ile Monaco başı çekiyor. Atletico Madrid 971 ve Chelsea 902 Milyon Euro ile Monaco'yu takip ediyor. Juventus ise 893 Milyon Euro ile çok ciddi satış yapmış. Yine Barcelona, Real Madrid, Liverpool, Roma, Dortmund 700 Milyon Euro üzerinde futbolcu satış ile dikkat çekiyorlar.

Bu listede, satılan ile alınan futbolcu arasında pozitif fark olan yani transfer bilançosu fazla vermiş sadece 2 kulüp var. Biri alım satım işlerinden 180 Milyon Euro kar elde etmiş olan AS Monaco, diğeri de 69 Milyon Euro ile Borussia Dortmund. AS Roma' da kâr etmeye çok yaklaşmış (2 Milyon Euro). Kolarov'u Fenerbahçe'ye verseler kâra geçiyorlar.

Valencia, Atletico Madrid ve Tottenham' da harcama gelir dengesi negatif ama küçük olan kulüpler. Manchester City, 1 Milyar Euro'nun üzerinde negatif denge ile transferde en çok zarar etmiş kulüp, ancak finansörleri ve diğer yan gelirleri ile bu açık finanse edilebiliyor. PSG, Barcelona, Manchester United ise City'den sonra transferde en fazla zarar etmiş kulüpler.

Paris Saint Germain aralarında dikkat çekiyor. Transferde 1.30 Milyar Euro harcamış olan PSG, sadece 430 Milyon Euro'luk bir satış gelirine sahip. Bu çok ciddi bir verimsizliğe işaret ediyor. Tıpkı transferde 1.69 Milyar Euro harcayıp, 507 Milyon Euro gelir elde etmiş olan Manchester City gibi.

Yazının devamı...

Futbol Devrimi

25 Ağustos 2019

Fenerbahçe takım olarak çok istekli, çok odaklı, iyi bir futbol ortaya koydu. Son birkaç sezonu düşündüğümüzde buna Fenerbahçe açısından adeta bir futbol devrimi diyebiliriz.

İlk 11'de dokuz yeni futbolcu, iki eski futbolcu da kendi mevkiinde oynamıyor; geri dörtlüde sağ bek, sol bek ve stoper esasen farklı mevkilerin oyuncusu, orta sahada 39'luk Emre ve bir sene futboldan uzak kalmış Tolga var ve rakip de ligin en iyi beş takımından bir tanesi, çok güçlü ve oturmuş bir Başakşehir...

Bu maçta oynanan futbol ve elde edilen sonuç Fenerbahçe açısından bir futbol devrimi değilse nedir?

Öncelikle Fenerbahçe takım olabilmeyi başarmış gözüküyor. Futbolcular bireysel olarak insiyatif almaya, özgüvenle top oynamaya başlamış. Yanal'ın sezon başı yüklemesi ile fiziksel olarak geçen seneden çok farklı bir görüntü var. Sağ ve sol bek, stoper, ön libero eksikleri derken, Fenerbahçe'de bu mevkilerde oynayan Ozan, Jailson ve Dirar'ın neredeyse harika bir performans verdiklerini gördük. Bu özveri ve inanç demektir.

Ancak, dün geceki futbol devriminin dikkat çeken diğer unsuru Fenerbahçe eksiklerine rağmen omurgasını iyi kurmuş. Kalede Altay, stoper Zanka, önde Emre, onun önünde Kruse ve ileride Vedat ile Fenerbahçe iyi bir omurga oluşturmuş. Dün Fenerbahçe bu omurgaya ek olarak, Tolga, Ozan, Dirar, Zajc ve Ferdi'den ekstralar da alınca, 0-1'den geri gelmek için müthiş bir irade ortaya koyan, her pozisyonda rakibe basan, 90+4'te bile top için mücadele veren, tüm geçiş oyunlarını kusursuz oynayan, topu büyük bir yüzde ile dikine oynayan bir takım izledik.

Ancak dün sahada bir Vedat vardı ki, Fenerbahçe sanıyorum 20 senedir aradığı santraforu buldu. Kafa topu var. Pres var. Saha görüşü var. Sırtı dönük top saklama var. Son vuruş var. Hız var. Pozisyon bilgisi var. Vedat Fenerbahçe için gerçek bir piyango. Umarım bu formunu, isteğini hiç kaybetmez. Zaten bir sezon böyle oynasa ertesi yıl, İtalya veya İngiltere'de izleriz onu.

Tabi bir parantez de Emre için açılmalı. Fenerbahçe onsuz geçen seneleri çok aradı. Aziz Yıldırım'ın kişisel kaprisleri Fenerbahçe'den onu erken kopardı. Dün gece Emre'nin ne demek olduğunu anladık. Geriden harika oyun kurdu. Müthiş toplar kesti. Riskli toplara ayağını soktu. Koştu. Çırpındı. Sahada ciddi bir fark yarattı. 39 yaşında böyle bir fiziksel performans göstermek gerçekten mucize. Maşallah demek gerek.

Bugün Kruse iyi değildi. Biraz hareketli olsa, pasları daha isabetli olsa, maç erken kopardı. Kruse yerine Zajc oyuna daha erken alınmalıydı. Geçen sezon fazla katkı vermedi ama bu omurga ile Zajc aslında çok iş yapabilir. Ben satılmasını doğru bulmuyorum, takımda kalmalı. Kruse'nin boşluğunu sahada her yere basan, ileri geri çalışan, iyi paslar çıkartan Tolga kapadı. Tolga tam düzeldi ise, Fenerbahçe'nin bana göre Vedat'tan sonra en büyük katkıyı sağlayacak isim olabilir.

Yazının devamı...

Transfer veya Doğru İletişim

4 Ağustos 2019

Fenerbahçe'nin transfer politikası ile ilgili son yazıma oldukça fazla yorum aldım. Bana e-posta ile ulaşan değerli takipçilerimin bir kısmı yazıyı çok beğendiklerini, diğer kısmı ise yazıyı biraz ağır bulduklarını söylediler. İki taraf da haklı.

Ali Koç üzerinde tartışma yapılmayacak kadar kıymetli bir insan. Yönetimindekiler de öyle. İşin mali tarafında bence kredibilitelerini de kullanarak çok iyi işler yaptılar. Kulübün borç yapısını iyi yönettiler, nefes aldırdılar. Burada takdiri hak ettiler. Elbette taraftarın büyük özverisi ve katkısı ile.

Şimdi taraftar bu özveri ve katkısının karşılığını görmek istiyor.

Geçtiğimiz sezon yapılan transferlerin çoğu fiyasko ile sonuçlanmıştı. Bu camiada bir travma yarattı. Durum buyken Kruse dışında doğrudan 11'e yönelik başka transfer yapılmamış olması camiayı rahatsız ediyor. Murat, Emre, Allahyar, Altay, Garry, Deniz, Vedat iyi transferler ama ilk 11 için ne derece yeterliler? Belki kulübeyi güçlendirmek adına faydaları olacak ancak Fenerbahçe taraftarının şampiyonluk beklentisi için gerçekten doğru seviyenin oyuncuları mı?

Bu nedenle, vakit de kalmadığı için, kimsenin dillendirmeye gönüllü olmadığını dillendirmek yine bize düştü.

Futbol iyi oyuncular ile oynanır tezine karşı olanlar, her sene bir önceki sezon hezimete uğrayan Fenerbahçe'nin şapkadan tavşan çıkaracağına inanıyorlar. Bu sezon da sesleri yine yükselmeye başladı. Vasatlığı kabul ettirme furyası, bu sene de devam ediyor. Halen Alper'den, Ozan'dan, Tolgay'dan medet umanlar bunlar. Bu kafa, gerçekleri görmeyi engelliyor. Kadrosu güçlü olan ezip geçiyor, zayıf olan mazeretlerin arkasına saklanıp, çığırtkanlık yapıyor.

Ben de mali gerçeklerin farkındayım. Ancak mali gerçeklerin dışında büyük hatalar yapılıyor. Kimse yıldız transferi beklemiyor, ancak takımın ana eksikleri mutlaka kapatılmalı. Kaleci, iki stoper, bir sol bek, bir altı numara, bir de fark yaratacak forvet ihtiyacı var. Düşünsenize forvetiniz Vedat. Sakatlansa yerine Frey oynayacak!

Bu nedenle bir önceki yazım biraz sert oldu. Bu işi beceremeyecekseniz neden talip oldunuz diye yazmıştım. Hala aynı fikirdeyim.

Yazının devamı...

Hala Ders Alınmadı

31 Temmuz 2019

Geçtiğimiz sezonun transfer ve hoca fiyaskoları sonrası bu sene ders alınır düşüncesindeydim. Ali Bey tıpkı Aziz Bey gibi esip gürlemeyi iyi öğrenmiş, ancak transfer konusunda belli ki yeterince ders almamış. Audi Cup ve son Bayern Münih karşılaşması bize gösterdi ki Fenerbahçe bu zayıf kadro ile başarılı olamaz. Bu elbette ne Yanal'ın, ne de kadrodaki vasat futbolcuların hatası.

Kale, sağ bek, sol bek, stoper, ön ibero, merkez orta saha, forvet arkası, forvet, kısaca her pozisyonda sorunu var kadronun. Geçen sezonki yetersizlik aynen devam ediyor. Fark yaratacak bir tek Kruse var ancak o da takımın kalanı kötüyken asla iyi olamaz, olsa da katkı sağlamaz.

Kurumsallaşma, kimsenin işine karışmama, profesyoneller ile çalışma iyi güzel de, bu kadronun yetersizliğini görememek gerçekten anlaşılır gibi değil. Comolli liderliğinde yürütülen transfer çalışmalarından vasatlık akıyor. Vasatı iyi kabul etme, vasatı normalleştirme hastalığı Fenerbahçe'yi eritip bitirdi. Forma kutsaldır, sahadakine sahip çıkalım anlayışı, yönetimlere rahatlık ve konfor alanı sağladı. Ali Koç'un büyük kredisi, başarısız yönetimin üstünü örttü. Ama örtmeye ne kadar devam edecek?

Gelinen noktada bu transfer poltiikası ile Fenerbahçe mesafe alamaz. Geçen sene 6. oldu, bu sezon da en fazla 4. olur.

Sayın Başkan göreve gelirken, tüm sistemimiz, projelerimiz, transfer listemiz hazır, biz hazırız, Fenerbahçe'yi biz daha iyi yönetiriz diye gelmişti. Gördük ki hazır değilmiş. Hazır olmadan göreve talip olmamak lazımmış. Sadece Comolli'ye güvenip yola çıkmak ne kadar da kötü bir strateji.

Fenerbahçe'nin başarılı olabilmesi için gerçekten iyi bir omurga kurması gerek. Bu nedenle de bir kaleci, iki stoper, bir altı numara ve bir forvet transferi kaçınılmaz gözüküyor. Ayrıca iyi bir sol bek acilen alınmalı. Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir ile bu mevcut kadroyla mücadele edebileceğinizi düşünüyorsanız, taraftarların sabrını ciddi anlamda zorlamış olursunuz.

Dost uyarısı.

Yazının devamı...

Sağduyu Kazandırır

11 Haziran 2019

İzlanda'da Milli Takımımıza yapılanlar asla kabul edilemez. Bekletme, aramalar, fırça olayı, hepsi de çok çirkin, kabul edilemez.

Ancak bunların yapılmasının bir sebebi var. Soğuk ülkenin soğukkanlı stratejistleri belli ki bu maçı çok önemsiyor. Gerçekten de onlar açısından hayati bir karşılaşma. Bizi iyi analiz etmişler. Bizler milletçe duygusal, tepkisel ve soğukkanlı olamayan bir yapıdayız. Bunu lehlerine kullanmak için böyle bir tertip içine girdikleri kanaatindeyim. Konu iki cahil pasaport memuru ve bir seviyesiz İzlandalı gencin kendi başlarına planladıkları bir olay olamaz.

Bu olaylara sebep bizi tıpkı bir zamanlar İsviçre'de olduğu gibi provoke etmek, soğukkanlılığımızı kaybetmemizi sağlamak ve sahada işimizi zorlaştırmak. Dediğim gibi buna müsait bir yapımız var.

TV'lerde, gazete köşelerinde, sosyal medyada yorumcuları takip ederken şaşkına döndüm. Hepsi de dişe diş, kana kan intikamdan bahsediyorlar. En okumuş, eğitimli olanı bile intikam alalım, beterini yapalım havasındalar. İzlanda bu provokasyon ile aslında amacına ulaştı. Bizi ülke olarak gerdiler.

Burada herkesi sağduyuya davet ediyorum. Duygusal tepki vermek çözüm değil. Burada soğukkanlı bir şekilde meseleyi tetkik edip, strateji üretmemiz gerekiyor.

Öncelikle, Millilerimiz sahada sakin olacak, bu konuda gerekirse profesyonel destek alınmalı. Hiç bir provokasyona, galeyana gelmeden maçı sakin ve ölçülü bir tutum ile bitirmeliyiz. Buradan alınacak 1 puan bile bize avantaj sağlıyor. O sebeple oyunun içinde kalmalı, sadece oyuna odaklanmalıyız.

Hatta radikal bir önerim var. Ters köşe yapacak bir öneri.

Millilerimiz sahaya "Türk Milli Takımı'na gösterdiğiniz misafirperverlik için cesur ve vicdanlı İzlanda halkına teşekkür ederiz, dostluğumuz bakidir" yazılı bir pankart ile çıkmalılar. Bu lehimize muazzam bir sempati oluşmasına ve provokatörlerin yenilmesine yol açar.

Yazının devamı...

Aynı Hatayı Tekrarlamayın

6 Haziran 2019

Ali Koç söylemde "farklı" bir Fenerbahçe olacak diyerek yola çıktı. Özkaynak modeli ile futbolcu üreten, jenerasyon yakalayan, istikrarlı başarı kovalayan, yurt dışına futbolcu satan, altyapı odaklı ve geliri giderinden fazla bir Fenerbahçe..

Geçen sene bunun tam tersi bir uygulama gördük. Comolli'nin direksiyonunda olduğu araç, taraftar baskısı sonucu göreve gelen Yanal'ın müdahaleleri ile uçuruma uçmaktan kurtudu. Ancak bu başarısızlıktan daha fazla dikkat çeken konu şu oldu; Fenerbahçe yönetsel yapı olarak değişmedi, eski tas eski hamam devam etti. Reyes, Benzia, Zajc, Slimani, Frey, Ayew gibi son derece isabetsiz ve verimsiz transferler ile Fenerbahçe parayı resmen sokağa attı.

Bu sene de transferde farklı bir politika izlendiğini görmüyoruz. En azından gündemdeki isimler bize yine benzer yollardan geçileceğini gösteriyor.

Oysa Fenerbahçe'ye bir devrim vaadi ile gelmişti sayın Koç. Şampiyonluk değil, kendi kendisine yeten, gençlere önem veren bir Fenerbahçe vaat etmişti. Transferde adı geçen tüm isimler 30 yaşın üstündeler.

Aslında bu devrim bu sene değil, geçen sene neredeyse küme düşecek olan takımda gençlere forma verilmediğinde sona ermişti. Tüm formsuzluk ve ruhsuzluklarına rağmen eskiler forma giymeye devam ederken, Ferdi'ye iki maç bile şans verdilmediğinde anladık ki bu dönemde de devrim falan olmayacak.

Zaten Comolli ile devrim olması da imkansızdı. Ancak Ali beyin A Planı yine, herşeye rağmen Comolli. B Planı da yok gibi gözüküyor.

Oysa "yüz kişilik liste hazırladık, transferde çok başka işler yapacağız" iddiası ile heyecan vererek Başkan olmuştu sayın Koç.

Geçen sene olduğu gibi bu sene de taraftarlar üzerlerine düşeni yaptılar, yeterince "Fener oldular", şimdi sıra yönetimde. Ali Koç'un tüm planı yine Comolli'nin bulacağı sakat, sorunlu veya kısıtlı yeteneğe sahip futbolculara kaldı ise yazık olacak.

Yazının devamı...

Futbolda Doğru Model

22 Mayıs 2019

Şampiyonluk

Galatasaray ligi birinci sırada bitirdi. Ligin ağırlıklı olarak yetenekli yabancılardan oluşan en iyi kadrosu, ipi göğüsledi. Kalite farkı kazandı. Türkiye'nin en iyi teknik direktörü bu sefer de doğru kadro, sistem ve felsefe ile sonuç almayı başardı. Tebrik ediyorum.

Peki bu ne kadar yeterli?

Türkiye ligi, Avrupa'nın en pahalı 6. ligi. Ama gerek oyun kalitesi, gerek hakemlik kurumunun durumu, gerek taraftarların futbol bilgisi ve yöneticilerin fair playe dair tutumlarına bakıldığında bu lig bence ilk 10'a giremez. Böyle bir ligde şampiyonluğu küçümsemek istemem ama inanın ki Avrupa ölçeğinde bu bir başarı değil.

Dünyanın kadro değeri en yüksek 100 takımı arasında bizim lig şampiyonumuz, yani açık ara en iyi kadroya sahip olan Galatasaray 97. sırada. Bu haliyle bizim ligi sildi süpürdü. Braga, Getafe ve Cardiff bile kadro değeri olarak Galatasaray'ın önünde. İyi scout'lar, güçlü lobi ve Fatih Terim faktörü Türkiye'de her zaman şampiyonluk almaya yeter ama ya Avrupa?

Bana göre Galatasaray Avrupa'da hiç bir başarı sağlamaz. Kalburüstü takımların hepsi Galatasaray kadar koşuyor, daha klas ayaklara sahip, daha organize futbol oynuyor. Kısaca bu tablo Avrupa'da başarı getirmez.

Rakiplerinin bu kadar kötü yönetildiği ve sorunlarla boğuştuğu bir dönemde, yeterli parayı cebine koyan Galatasaray 10 sene üst üste şampiyon olur ancak Avrupa'da başarı asla gelmez, gelmeyecektir.

Yazının devamı...