ÇILGIN MİLANO MODA HAFTASI

27 Eylül 2016

New York ve Londra’dan sonra nihayet Milano Moda Haftası da bitti. Londra’nın aksine Milano, moda haftasını damarlarında yaşayan bir şehir. Her taksi şöförü moda haftası stratejisini kurmuş. Tam Türk kafası. “Abla şu ileride sağda in, sonra karşıya geç, daha az zaman alır” gibi Avrupa’da duymaya alışık olmadığımız muhabbetler moda haftalarında ortaya çıkıyor.

Hep geç başlayan defileler, arabayla ulaşması imkansız alanlar, her defilede podyumda Gigi Hadid, sokakta ise Chiara Ferragni ile yatıp kalktığımız bir haftaydı.

Hatta kimliğini sonradan The Hollywood Reporteer’a açıklayan Vitalii Sediuk, Max Mara defilesi çıkışında, Gigi Hadid’e arkadan yaklaşarak onu kucağına almaya çalıştı. Ve bu, moda haftasının olayı oldu.

Bunu Kardashian Kardeşler ve onlar gibi, Vogue’un ismine yakışmayan ünlüleri kapağına taşıyan Anna Wintour’a bir uyarı eylemi olarak yaptığını söyleyen Sediuk, sizce haklı mı yoksa haksız mı? Tabii yaptığı hareketten değil, masaya yatırdığı problemden bahsediyorum.

70’ler nostaljisi

Peki Milano Moda Haftası’nda sergilenen koleksiyonlarda neler öne çıktı? Neredeyse önüm arkam sağım solum 70’lerdi. Prada, Cavalli ve Gucci ilk aklıma gelenlerden.

Bu geçmişe dönüşü, insanların samimiyete ve ev yaşamına olan özlemine bağlıyorum.

Teknolojinin alıp başını gittiği, yüz yüze sohbetlerin bittiği, halısız evlerin çoğaldığı, kanepe kumaşlarının incelip, sertleştiği ortamlarda yaşayan, daha da önemlisi yalnız yaşayan insanlar olarak geçmişe büyük özlem duyuyoruz.

Yazının devamı...