Küfretmediğimiz tek hakem Kyros Vasseras çünkü maçımızı yönetmemiş

23 Nisan 2010

Hüseyin berbat bir hakem,derbiyi berbat etti ve yatacak yeri yok.
Peki!
Cüneyt, Fırat ,Yunus ,Bünyamin’in de yatacak yerleri yok...
Peki!
Bizim var mı?
***
Euro 2008’de 12 hakem görev almış...
9’u daha önce maçlarımızı yönetmiş ...
***
Howard Webb...(FB-PSV)
Rezil, kepaze, haysiyetsiz ...
Pieter Vink... (BJK-Porto)
Ahlaksız, 5 paralık ...
Massimo Busacca...(galiba FB-Sevilla)
Musakka, aptal, geri zekalı ...
Roberto Rossetti...(GS-Bordeaux)
İtalyan ya önce ‘it’ demişiz,yetmemiş,hırsız, kişiliksiz, şerefsiz ...
Ve...
Frank de Bleeckere , Türk düşmanı, terbiyesiz...
Mejuto Gonzales, satılmış, onun bunun adamı ...
Peter Fröjdfeldt yeteneksiz, kabiliyetsiz, çirkin...
Konrad Plautz ,karaktersiz,ahlaksız,pis,zavallı,hakem müsveddesi ...
Ve Lubos Michel tabii...
Leeds-GS maçıyla ‘Türk dostu Lubos’...
İsviçre maçından sonra ‘Türk düşmanı luboş’...
***
UEFA, 2008’de ilk maçımıza bu 9’un dışından birini,Chelsea maçında FB‘li Marco’yu atmayan Fandel’i verdi...
Marco’yu atmaması hemen unutuldu ve Fandel’den akıllarda sadece Simao’nun ceza sahasında topu elleyişi ile Ronaldo’nun ikinci gol öncesi Emre‘yi engelleyişi kaldı.
Ve o da o gün ,o saat, o dakika itibariyle bir ’satılmış o... çocuğu’ oldu .
Şu ilginç;
İki hakeme hiç bulaşmamışız ...
Birisi Tom Overbo...
Gerçi Gençlerbirliği’nin bir maçını yönetmiş ,herhalde dikkatlerden kaçmış ‘şerefsiz’!
Diğeri Kyros Vasseras...
Yunanlı...
Ve Yunanlı olduğu için talimatlar gereği bizim maçlara veremiyor UEFA...
***
Göçek’e dönersek...
Ona söylenenler ,yazılanlar normal,bu işin kralına, krallarına neler demişiz...
Hüseyin kim?
Dün Ahmet ,Mehmet,Ali ,Veli...
Bugün Hüseyin...
Yarın bir başkası...
Hikayenin özü şu...
Bir beden eğitimi öğretmeninden, sigortacıdan, polis memurundan bu ülkede hakem olmaz,olursa da o hakemden bir şey olmaz.
Bu bir!
İstisnalar kaideyi bozmaz.
Bu iki!
İsveç‘te,İngiltere’de Almanya’da sigortacı, beden eğitimi öğretmeni, polisten hakem olur.
İsveç ,İngiltere,Almanya farklı...
İsveçli,İngiliz,Alman da ...
Bedeni de farklı...
Eğitimi de...
Beden eğitimi öğretmeni de...
Polis memuru da...
Sigortacısı da farklı, sigorta müşterisi de...
Beden eğitimi öğretmenine, sigortacıya, polis memuruna bakış açısı da.
Kulüp başkanı,yöneticisi de ...
Medyası da...
Bu üç!
Kulüpler birliği başkanının ,diğer başkanların hayatlarında beden eğitimi öğretmeninin, sigortacının ,polis memurunun ne kadar değeri varsa sahadaki sigortacının,beden eğitimi öğretmeninin,polis memurunun da o kadar var.
Bu dört!
Kulüpler Birliği Başkanı veya diğerleri,bir sigortacı geldiğinde, bir polis memuru çevirdiğinde ne kadar sallıyorsa onu hakem olarak da o kadar sallıyor.
En acısı da şu...
‘Kötü hakem’in arkasında bile 10 yıl var,10 dakikada yönetici , başkan olan onlarca yönetici ,başkan var.
Bu da beş!
Bir de şu ...
Çakar, Rijkkaard’ın kampa girmemesini, girmek istememesini, genç bir eşi olmasına bağladı.
Veya Toroğlu...
Bobo’nun penaltı kaçırmasını Brezilyalıların aralarında şike yapabilecek olmasına kadar getirdi.
İlgi çekmek için bataklıkta bile yürüyebiliyor bu ülkenin yetiştirdiği en önemli hakemlerden ikisi...
Hakemlik yaparken kafalarında böyle düşünceler var mıydı?
Yoktu bence!
Hakem hakemken,5 para etmiyor ki gözümüzde , ‘5’ kazanıyor.
Sonra emekli oluyor.
Başlıyor hakemi,hakemliği anlatmaya...
Yıldız oluyor...
Reklam yıldızı oluyor...
‘5000’ kazanıyor...
Anlat anlat haftalarca,aylarca yıllarca?
Ne anlatablir ki?
İşte bunları!
“Hakem hakem hakem” dendikçe hakem de kendini maçın ana unsuru zannediyor , altı üstü maçın hakemi o , bir maçın yan unsuru hatta son unsuru ...
Filan falan!
***
Son bir şey ...
Her evde bir emekli vardır ve ne zaman iki bardak içse başlar bildiği en iyi işi anlatmaya...
Eski işini...
Lafı hep bir şekilde işine getirir!
Anlatır da anlatır...
Hafif hafif uzar herkes...
***
İşte bu durumdayız!
Nokta!

HAYATTA DAHA ÖNEMLİ ŞEYLER DE VAR...

Sıktı, farkındayım!

Son kez!

***

Konu yine TFF’nin dergisindeki Arda röportajının kuş olup uçması, pencereden Seten’in odasına girmesi, masasına konması ve dergide yayınlanmadan önce Vatan’da yayınlanması...

Yine İbrahim Seten yani...

Alınmış son yazıma...

Yazının devamı...