Arkadaş...

Eski Türkler’de cengaverler savaşırken, arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtını bir ağaca, kayaya ya da taşa vererek ok atarlarmış.
Atalarımız, genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ‘Arka-taş’dan ‘Arkadaş’ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isim olmuştur.
Aşk ve arkadaşlık birgün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendinden emin bir biçimde sorar, “Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım. Sen niye varsın ki bu dünyada?” demiş. Arkadaşlık cevap verir, “Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için” der. (Teşekkürler Altan Yalaz)

Ayakkabı kutusunda siyah-beyaz fotoğrafları bayağı birikmiş olanın ihtiyarlık çağı başlamış demektir. İleri dönük planlar yoktur. Geriye dönük anımsamalar başlamıştır artık. Yanımdaki yakışıklı Şükrü Birand. Fenerbahçe’nin altın çocuk lakaplı iki numarası. Sağ bek. 1965-66 futbol sezonu Uludağ Büyük Hotel’de kamptayız. Şükrü, bir yıl kıdemli benden. 64-65 sezonunda Ankara PTT’den, Fenerbahçe’ye transfer oldu. Aynı yıl şampiyonluk yaşadı sarı lacivert forma altında. Konumu savunmacı ama o hücumcu bir sağ bekti. Önündeki koridoru müthiş etkili, üretken kullanırdı. Hızlıydı ve tutulması zordu. Bir biçimde zamanının ötesindeydi. Haliyle ulusal takım formasını da üstüne geçirmesi de gecikmedi.
Futbol yaşamında Fenerbahçe sonrası yok. Sarı lacivert renklerle birbirlerine çok yakıştılar ve Şükrü’nün futbol yaşamının bitimine kadar hiç kopmadılar. Şükrü Birand, geçtiğimiz yıla kadar Fenerbahçe TV’de seçkin konuklarıyla doyumsuz söyleşiler yaptı.
İstanbul’da 5 yıl kaldım. Bir yılı Fenerbahçe’de 4 yılı İstanbulspor’da. Ali İhsan Okçuoğlu, Ercan Aktuna, Yaşar Mumcu, Şükrü ve de ben 5 kişilik bekar evimiz vardı. 1 yıl sonra İstanbulspor’a geçmeme karşın Fenerbahçe yöneticilerinin isteğiyle bekar evimizde kalmayı sürdürdüm. 3 ev değiştirdik. Önce Kuşdili, sonra Bahariye Caddesi en sonunda da Şaşkınbakkal. Şaşkınbakkal’a geldiğimizde Ali İhsan ile Ercan evlenip ayrılmışlardı. Yaşar, Şükrü ve de ben. Kitap olacak anılar birikti 5 yılda.
Müzik kalitesi yüksek bir sesi vardı Şükrü’nün, Klasik Türk Müziği’nde çok iyiydi. O nedenle futbol sonrası artık sahnelerdeydi ‘Altın Çocuk’. Yıllar sonra İzmir’e dönmüştüm. Küçük çaplı hazır giyim satım işindeydim. Bir keresinde İstanbul’a mal almak için gittiğimde Yaşar’ı aradım o da bana “Şükrü seni arıyor” dedi. İzmir’de fuar mevsimiydi. Ekici Över’de söyleyecekmiş. İşleri bitirdim. Buluştuk onun arabasıyla İzmir’e birlikte döndük. Elbette bizim eve. Alsancak Spor Salonu’nun karşısında oturuyordum. Fuar çok yakın. Şükrü için çok iyi. Sahnede ışıldıyordu adeta. Ne güzel günlerdi. Her şey başladığı gibi dostluk, arkadaşlık, dayanışma. Yaşama anlam katan çıkarsız dostluklardır. “İnsan ta içinden bir şey verirse o küçük ya da büyük olmaz gerçek olur” demiş şair.
Biz öyle yaşadık. Çok şanslıydık...
İyi pazarlar esen kalın...

Dostluk

Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
Yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar
Elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler
Alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider
Dostluk sen yanıbaşımızda kalırsın.

Nazım Hikmet

Akıllı termos

Camide dini bir konuşma yapan hocaya dinleyicilerden arasından biri “Hocam, çok merak ettim, siz okumuş bir adamsınız, bilirsiniz. Termosa soğuk su koyduğumuzda suyu soğuk tutuyor. Sıcak su koyduğumuzda da suyu sıcak tutuyor. Termos suyun sıcak ya da soğuk olduğunu nasıl anlıyor?” diye sormuş. Din hocasının, din dışı soruya canı sıkılmış ama belli etmemiş. “Çok basit evladım. Sen elini suya soktuğunda onun sıcak veya soğuk olduğunu anlamaz mısın?” demiş. “Anlarım ama benim aklım var” yanıtına ise hoca “Eee, o kadarcık akıl termosta da var evladım” diye karşılık vermiş.

İyi bir yönetici nasıl olmalıdır?

1. İyi yöneticiler inanılmaza inanırlar.
2. Kaos ve istikrarsızlıkta, denge ve düzeni görürler.
3. İyi yöneticiler duygularını göstermekte sakınca duymazlar.
4. İyi bir yönetici çalışanlarını olası çıkmazlardan korur.
5. “Ben oldum” havalarına girmezler.
6. Ünvan ile değil yetki ile yönetirler.
7. İyi yöneticiler insani amaçlar da benimser.
8. Popülizm ile değil risk alarak ön plana çıkarlar.

Aman dikkat

Bir Amerikalı ve bir Japon safariye gitmişler. Bir aslanla aniden karşılaşmışlar. Japon sakince yere oturmuş, çantasını açmış en son model Adidas koşu ayakkabılarını giymiş. Amerikalı acı acı gülmüş. Aslandan daha hızlı mı koşacağını sanıyorsun demiş. Japon gülümsemiş hayır demiş. Niyetim senden daha hızlı koşmak.

Bugün dünya bu...
Ya rakibinden hızlı koşacaksın, ya da aslana yem olacaksın...

Altın sözler

- Gençlik arkadaşlığı ilk aşk gibidir, unutulmaz. (Mark Shelley)
- Arkadaşımda ikinci bir benlik buluyorum. (İsabel Nortn)
- Gerçek arkadaşlık konuşmadan bir saat birlikte olmak ve sıkılmamaktır. (Dinah Maria)
- Herşeyin tazesi, sadece arkadaşın bayatı makbuldür. (Mektupçu Agah)
- Dost, sizin hakkınızda her şeyi bilen ve hala sizi seven kişidir. (Anonim)