Hadi Karşıyaka olalım

‘Yaşanan zamanlar ancak insanlarla güzelleşiyor. İnsanlarla anlamlanıyor ve insan dolayısıyla anımsanıyor. Ahmet Oktay

Sözü dolandırmadan; Karşıyaka Spor Kulübü büyük çaplı bir yardım kampanyasıyla desteklenip ayağa kaldırılmazsa batıyor! Kulübü, geçen sezon iki insan ayakta tuttu.
Basketbolda Başkan Turgay Büyükkarcı, futbolda Gökhan Şensan... Ve sonunda Gökhan Şensan patladı: “Destek yoksa ben de yokum!” Bu iki insan bu sene kulübü yönetmeseydi, özellikle futbolda Amatör Küme’ye düşmek kaçınılmazdı.
Gökhan Şensan’ın ve de altyapı futbolcularının olağanüstü özverisiyle takım bırakın düşmeyi, Play Off’ta oynama başarısını gösterdi.
Hanımlar, beyler... Gökhan Şensan’ın çığlığına, çağrısına yanıt verin lütfen. Karşıyaka’da yaşamanın, havasını solumanın, güzelliklerinden yararlanmanın bir bedeli, karşılığı olmalı.
Öyle cılız seslerle, bireysel birkaç yaklaşımla çözümlenecek, üstesinden gelinecek bir sorun değil bu.
Öyle bir patlama olmalı ki, bırakın Karşıyaka’yı, tüm ülkeyi ayağa kaldırmalı, ses getirmeli. Bu bağlamda öncüye, öncülere gereksinim var. Sözün bittiği yerdeyiz.
Bir şeyi ta içinizden verirseniz o küçük ya da büyük olmaz, gerçek olur. Bu köşeye haftalar sürecek Karşıyaka tarihini, insanlarını yazabilirim. Ama sözle yitirilecek zaman değil içinde yaşadığımız. Somut, görünen, hissedilen, duyumsanan adımlara gereksinmemiz var.
Bu kampanyanın bir lidere ihtiyacı var. Ya da bu kampanya liderini kendi yaratsın. Lider, çıksın ve öne geçsin. Onun ilk adımlarıyla çoğalsın adımlar.
“Kendilerini başkalarının kurtarmasını bekleyenler sadece kölelerdir...”
Özgür insanlara yakışır, yaraşır tepkiyi gösterin lütfen. “Tırtılın ölüm bellediğine kelebek yeniden doğuş der...”
Açın kanatlarınızı, bu güzelim toprakları, tadına doyulmaz sahil yolunu coşkuya, sevince boğun. Vizyon, görünmez olan şeyleri görebilme sanatıdır.
Karşıyaka’nın içinde barınan vizyonerler olmalı. Çıksınlar ortaya, öne geçsinler, seslerini yükseltsinler, eyleme geçsinler.
Taksınlar arkalarına binler, on binler, yüz binler olsun.
Gelin Karşıyaka olalım...

Yanınızda çalıştırdığınız insanlara güvenmelisiniz

Dönemin teknolojisine göre çok tehlikeli bir iş yapan, vahşi hayvanların fotoğraflarını yakından çeken bir adam vardı. Ünlü Kodak firmasının kurucusu Mr. Eastman’a, 1930’lu yıllarda basit film makineleri kullanarak Afrika’daki vahşi hayvanların fotoğraflarını, yanlarına yaklaşarak çekme cesareti gösteren bu adama, dostları bunu nasıl yapabildiğini sorarlar. Mr. Eastman şöyle açıkladı: “Yanıma güvendiğim bir avcı aldım. Makinemin 10 metre önüne kadar bir çizgi çizdim. Avcıya, ben film çekerken herhangi bir hayvan bu çizgiyi geçme girişiminde bulunursa derhal vurmasını söyledim.” Bu kez dostları, daha da heyecanlanarak “Ya avcı vurmasaydı? Ona söylediklerinizi yerine getireceğinden nasıl bu kadar emin oldunuz, canınızı nasıl bu kadar kolayca tehlikeye atabiliyorsunuz?” diye sorduklarında, Mr. Eastman şöyle cevap verdi: “Dostlarım, hayatta başarılı olmak istiyorsanız, yanınızda çalıştırdığınız insanlara güvenmeyi öğrenmelisiniz!”

Fıkra

Temel, dünya turuna çıkar ve yolu Kanada’ya düşer. Kırk yılda bir Karadeniz’de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde buzu kırıp balık tutmaya özenir ve işe koyulur. Tam buzu kıracakken insanın içini titreten bir ses duyulur. Oğlum, burada balık yok. Temel, az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler: “Burada balık yok dedim sana.” Temel, eli ayağı titreyerek seslenir: “Tanrım, sen misin, yoksa...” Ses yeniden duyulur: “Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim...”

Altın sözler

- Liderler, motivasyonu kendileri yaratmazlar. Yalnızca kilidini açarlar. (Gardner)
- Beynin sol tarafıyla (mantık) yönetin, sağ tarafıyla (hayal) liderlik yapın. (Stevencovey)
- İyi yöneticiler, insanlar için para sağladıkları kadar yaşamları için anlam da sağlar. (Anthony G. Athos)

İçerde

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere;
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip, geldiğim.
Zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş;
karanfil kokuyor cigaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

Ahmet Arif