İyiler-Kötüler...

İğneyle, ilaçla oynayıp üstüne milyonlar kazanıp, buna fedakarlık diyor...

Öğretmenin, işçinin, sanatçının karın tokluğuna talim ettiği ülkede...

Ulusal takım formasını giymek onurdur. Fedakarlık değil. Bellekler unutmuyor.

Anımsayalım...

1- 16 Kasım 2005’te Türkiye-İsviçre maçı sonrası konuk futbolculara vur emrini veren...

2- 9 Eylül 2006’da Türkiye-Belçika maçı sonrası gazeteci Osman Tamburacı’ya telefonda uzun bıyıklarını ve de ailesini içine alan mafya biçimi pis bir seslenişle ayar çeken kültürün günümüzdeki izdüşümüdür Arda Turan...

Ve de Arda Turan tek değil çoktur!

***

“Lider kurumun omuzlarında taşınan kişi değil, kurumu omuzlarında taşıyan kişidir”

W.Edish

Hep kötü şeyler olmuyor güzel ülkemde. Görmesini bilenler için güzel şeyler de oluyor...

Göztepeliler şanslı. Mehmet Sepil gibi bir liderleri var...

Değerini bildiklerini biliyorum. Hiç kuşkum yok. Sevgili başkanın aşırı abartıdan da hoşlanmadığını biliyorum. O zaman teşekkürler sevgili Sepil. İyi ki varsınız...

***

Bir biçimde tabela mezarlığıdır sevgili ülkem. İşlevsiz, maksat namın yürüsün niyetine...

Dernekler, lokaller daha bir çok isim. Körler sağırlar birbirini ağırlar misali...

Altay Sosyal Dayanışma Derneği harika etkinliklere imzasını koyuyor şu günlerde. Özlemini çektiğimiz eylemler, güzellikler...

Dernek başkanı sevgili Aybars Akoğlu ile arkadaşlarını kutluyorum. Yaşadığımız günlerin ayırdına varmak, farkındalığı kitlelere yaymak, geleceğe ilişkin umutlarımızı yeşertiyor.

Şair’in dediği olacak. “Güzel günler göreceğiz çocuklar”...

***

Fatih Tanfer-Sedat Yılmaz-Hasan Ercazip-Mehmet Demirtaş-Bülent Buda beşlisi Altay-Göztepe’nin Antalya final maçlarını stadyumda birlikte izledi. Bildiğiniz gibi iki şampiyonluk kazandık. Kendimizle ne kadar övünsek azdır. (Not: Tevazuyu birgünlüğüne izine yolladı.)