Tıkandığımda...

Tıkandığımda...

Sokağa atıyorum kendimi. Düşünceler adımlarla birlikte hareketleniyor. Anılar, yaşlıların bastonudur sözleri, yolun ucuna tutunma çabası veren bizlere çok yakışır.

Okumaktan keyif aldığım Mine Söğüt bir yazısında, “Aklına yatmayan yasaklara aldırma, odalara kapanma, evlerde sıkışma, içine kapanma, dışarı çık” diyor. Evde yalnızlaşma, sokakta çoğalma başlar. Birkaç selamlaşma, iki çift söz ne iyidir.

Tıkandığımda...Hababam Sınıfı’nın büyük yazarı Rıfat Ilgaz, “Tek suçunuz hür insanlar gibi konuşmak. Kitaplar suç ortağınız” diyor ve ekliyor. Yüz yılımı dörde böldüm. Her bölümü bir mevsim. Biri kaldı, üçü gitti. Yaz’ı gitti, Güz’ü gitti. Kar’lı, tipili kışı gitti. Yemyeşil bir bahar kaldı. O baharın son anlarında da bir dosta sesleniyor. Elim, eline değsin. Isıtayım üşüdüyse. Boşa gitmesin son sıcaklığım.

‘Dilini sevenleri sev’

Bu insanlar, bu topraklardan ürediler, geliştiler, ürettiler ve yitip gittiler. “İnsan insana yaşamak giderek güçle-şiyor. İşin kötüsü, yerine koyacak seçenek de kısıtlı. Daha da kötüsü, arayışlara girişecek zaman da hızla tükeniyor.” 8 Haziran 2017 gecesi defterime düştüğüm notlardan kısa bir alıntı...

9 Haziran 2017 günü de Yılmaz Özdil, köşesine konuk etmiş büyük usta Rıfat Ilgaz’ı. “Sınıfın ozanıyım mimli/Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü / kim ne derse desin, çocuklar için yazdım hep” diyerek sürdürüyor. “Bak devrim ne güzel. Barış ne güzel. Dayanışma, özgürlük. Hele bağımsızlık. En güzeli sevgi, sev Türkçe’ni çocuğum. Dilini sevenleri sev”

“İnsanın yaratıcılığı, bir şişede kapalı tutulmayı sevmez” demiş bir filozof. Yaratıcıları bir şişede kapalı tutmaktan haz duyan toplumsal bir yapınız varsa hiç sormayın ne olacağını, yandınız demektir.

Çinli ozan Kuan-Tzu sesleniyor bu kez: “Bir kez ürün verir, eğer ekersen tohum. Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün verir. Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen halkı. Balık verirsen bir kez doyurursun. Öğretirsen balık tutmasını, hep doyar.”

Tohum ekmeyi unutmayın

Ortaokuldan başlayarak lisenin bitimine kadar fizik, matematik, kimya derslerindeki tembelliğime bugün ağıt yakıyorum. Tüm derslerde yaptığım haylazlıklar da bugün canımı acıtıyor.

Hocalarımın büyük özveriyle giriştikleri aydınlatma çabalarına ilgisiz kalma, bugün ciddi bir biçimde canımı sıkıyor. Keşkeler; yaşamın yanlışlarını, eksiklerini gidermiyor. Tersine, sevgili Üstün Dökmen’in deyişiyle zihinsel geviş getirme oluyor.

Cehalet, günümüzü karartan en büyük tehlike. Çocuklara ders çalışmanın bir ödev değil, gelişmenin öncüsü olduğunu anlatmalıyız. “Bir kütüphanesi ile bahçesi olan insan, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz” diyor Cicero.

Yaşama özen gösterin

Kitaplarla ilişkiyi korkuyla değil, sevgiyle boyutlandırmalıyız. Okumak, geçmişin namuslu insanlarıyla sohbet etmektir. Günümüz dijital dünyası elbette önemlidir. Gereklidir de. Lakin kitabın sayfalarındaki kokunun insanı sürüklediği evrenin güzelliği dayanılmazdır. Devam ettiğiniz sürece, ne kadar yavaş gittiğiniz önemli değil. Yani, hani siyah-siyah yavaş yavaş hali var ya, devamlılık varsa yaşam yörüngesine girmiş demektir.

Hayattan sıkılma lüksü, bitirir insanı. Tohumları ekmeyi unutmayın. Sorun şu ki; çok sayıda insan, gemisinin gelmesini otobüs durağında bekliyor. Size armağan edilmiş yaşama özen gösterdiğiniz kadar doğru adrese ulaşırsınız.

Eve kapanmayın

Kabullenmeyen insanı mağlup etmek çok zordur. Hata yapmaktan korkmak, ilerlemenin ölümüdür.

Başarılı insanlar, akşam karar verip sabah hedeflerine ulaşmadılar. Yarışmak, hayatın en heyecanlı yanıdır. Yenilmek, yere düşmek, sonuç değil başlangıçtır; ayağa kalkmak için fırsattır.

Deneyim, başımıza gelenler değil, başınıza gelenlerle ne yaptığınızdır. Eve kapanmayın, sokağa çıkın. Adımlarınızı atmaya başlayın.

Ümit Kayıhan

Futbolun tüm evrelerini yaşamış olmak bir ayrıcalıktır. Oyuncu, teknik adam, yorumcu... Giydiği formanın her defasında hakkını vermek çabası. Hırslı, çalışkan, kazanma isteği yüklü. Terletilmiş bir forma, takım oyununa uyum. Böylesine bir uğraşı uzun yıllar sürdürmek, her futbolcunun üstesinden geldiği bir çaba değildir. Göztepe, Altay, Altınordu formalarına saygı, onun için birincil amaçtı. Futbolculuk sonrası üstlendiği teknik adamlık kariyerinde de yolundan, doğrul-tusundan sapmadan düz bir çizgide yürümüş olmak. Oyunculuk sonrası çalıştırıcılık, edinilen deneyimlerin aktarılması o coşkulu dünyanın içinde olmak... Yorumculuk aktif alandan çıkıp, olan biteni aktarma becerisini kılar. Ümit; dili, anlatımıyla yorumculuk dünyasında da aranılan bir isim oldu. Sevdiği işi böylesine dolu dolu yaşamak, aktarmak, bilgi kadar sevgiyi de gerekli kılar. Işıklar içinde yat sevgili kardeşim...

Tıkandığımda...

Bir vakte erdi ki bizim günümüz

yiğit belli değil, mert belli değil.

herkes yarasına derman arıyor

dava belli değil, dert belli değil.

***

Fark eyledik, ahir vaktin yettiğin

merhamet çekilip, göğe gittiğin

gücü yeten soyar, gücü yettiğin

koyun belli değil, kurt belli değil.

Ruhsati

Size harika bir yönetici olmak için ne gerektiğini anlatayım. Harika bir yönetici, oyuncularına olduklarından daha iyi olduklarını düşündürme becerisine sahiptir. Sizi, kendinizi iyi görmeye zorlar. Size inandığını söyler. Kendinizden daha çok faydalanmanızı sağlar. Ve gerçekten ne kadar iyi olduğunuzu bir kez öğrendikten sonra elinizden gelenin en iyisinden azını yapmaya asla razı olmazsınız. Reggie Jackso

Özdeyişler

- Sana bir kişi eşek diyorsa gül geç. İki kişi eşek diyorsa bir düşün. Üç kişi eşek diyorsa, git kendine bir semer al. (Çin atasözü)

- Madem söylediklerim doğru. Ne diye susayım ki! (Erasmus)

- Yönümüzü şaşırdığımızda, geçmişe dönüp ayak izlerimizi yeniden izlemek zorundayız. (Ricardo Lagos)

- İyi insan, güldüğünü sevdiğimiz kişidir. (Dostoyevski)

- Mizah, eğitim görmüş küstahlıktır. (Aristo)

- Karanlık bir odada siyah bir kediyi bulmak zordur. Hele bir de kedi yoksa. (Konfüçyüs)

- Bir dil, onu konuşan insanlar nasıl yaşıyorsa, öyle yaşar. (Sevgi Özel)

Yengeç ve kızı

Yengecin biri kızına: “Öyle yan yan yürümesene, o ıslak taşlara sürtünmesene” der dururmuş. Bir gün kızı dayanamamış: ‘Anne’ demiş, ‘Hele sen bir doğru yürü de, ben de sana bakıp doğru nasıl yürünür öğreneyim. Ezop