Zaman tünelinden

4 yıl amatör, 12 profesyonel toplam 16 yıllık futbol yaşamımı şöyle tam donanımlı tesislerde idman yaparak günümüzdeki gibi halıyı andıran sahalarda koşamadan noktalandı.

İlk ciddi antremana genç milli takıma seçildiğimde katıldım. Orası da Fenerbahçe’nin Kuşdili’ndeki eskimiş oyun sahasıydı.

Yıl 1961... Dünya Gençler Şampiyonası için Portekiz’e gittiğimizde sayısız seçenekte yemyeşil çim alanlarıyla insana yaraşır tesislere ağzımız bir karış açık şaşakaldık. Köşemize bugün aldığımız siyah beyaz fotoğraf 1965-66 futbol sezonunda Fenerbahçe’nin bir idmanında çekilmiştir. Antreman yaptığımız alan günümüzdeki Beşiktaş Stadı eski adıyla İnönü Stadı. Peki Fenerbahçe’nin orada idman için ne işi var? Ne kadar ironik değil mi?

Zaman tünelinden

Büyük Fenerbahçe’nin idman yapacak tesisi yoktu. Kuşdili artık yaşlılıktan dökülüp, tutulur yanı kalmayınca yıkıldı ve o büyük Fenerbahçe, kendine Kadıköy’de idman yapacak alan bulamadı. Dolmabahçe’ye taşındık.

Haftanın 4 günü, fotoğrafa bakan biraz dikkatli gözler farkına varacaktır. Hava yağmurlu, zemin çamur bataklık.

Futbol ayakkabıları, giysiler eh idmandır deyip idare eder. Ve o zamanın özellikle kış mevsiminde zemini bataklığı andıran İnönü’de hafta sonu cumartesi- pazar ikişer’den dört maç oynanacak.

Dili olsa seslenir, “insaf edin bana kıymayın” derdi.

***

Yaşamdan ders çıkarabildiği kadar akıllıdır insan. Ertesi yıl Çarli Yılmaz’la (Şen) takas edilip İstanbulspor’a geçtiğimde idmanları Karagümrük-Vefa Stadı’nda yapıyorduk.

Yaz aylarında takır takır beton, berbat bir zemin, kışın çamur. Bir de üstüne yol mesafesi. Şaşkın bakkaldan dört araçla Karagümrük gidiş, dönüş toplam 8 araç.

Yani 90 dakika idman 4 saat yol. Şimdi düşünüyorum da Safiye Abla’mın (Ayla) hani ünlü kült bir şarkısı vardır. ‘Çile Bülbülüm çile’ aynen öyle.

Bakın, bu arada soyunma odaları, duşlar sıcak su akar mı akmaz mı geçelim hiç sözünü dahi etmeyelim.

Kim ne derse desin bizim kuşak o koşullarda iyi yarıştı, çokta iyi kaliteli futbolcular üretti.

Söz gelimi, o zor koşullarda İstanbulspor önce Ahmet Şahin’i Beşiktaş’a, Ercan Aktuna’yı Fenerbahçe’ye onların ardından Cemil Turan ile Alpaslan Eratlı’yı Fenerbahçe’ye ve de milli takıma gönderdi.

Sevgili Kemal Zorlu’nun bir sözü vardır çok severim ve de sık kullanırım. Kemal, uygun kusursuz koşullar için, ‘Su sıcak, sabun komili’ der. Hayıflandığım günümüzü kıskanmak gibi bir derdim yok. İnsan koşullarını yaşar, hayat devam eder. Ama bu bağlamda bir diyeceğim olacak. Günümüzde çağın koşullarına uygun, statlar, tesisler yenileniyor.

***

Futbol topundan, futbol giysilerine kadar çok şey insanları imrendiriyor.

Profesyoneller iyi para kazanıyor. Ama kulüpler batık.

Ve de kendimizden yeterince iyi futbolcu üretemiyoruz.

Süper Lig, yabancıların cenneti. Karmaşık bir konu.

Şimdilik benden bu kadar. Gerisini yeri geldikçe tamamlarız.

İki kahve biri askıdaZaman tünelinden

İtalya’da Napoli’nin kenar mahallerinden birinde bir cafe-bar’da Espressolarımızı içiyoruz. İçeri giren müşterilerden biri barmene, ‘Düye cafe uno sospeso’ (iki kahve biri askıda) diyor. İki kahve parası veriyor, bir kahve içiyor.

Barmende tezgahın üzerinde asılı duran çiviye bir küçük kağıt asıyor.

Biraz sonra iki kişi içeri giriyor, ‘Düe cafe e un sospeso’ (İki kahve ve bir askıda) diyorlar. Üç kahve parası verip, iki kahve içip gidiyorlar. Barmen, gene bir küçük kağıt daha asıyor tezgahın üstündeki çiviye. Bunu gün boyu böyle sürdürdüğü anlaşılıyor.

Derken, üstü başı biraz eski püskü belli ki fakir biri bardan içeri girdi barmene, ‘Un cafe sospeso’ (Askıdan bir kahve) dedi ve barmenin hazırladığı kahveyi içip, para ödemeden çıkıp gitti. Barmen de tezgahın üzerine asmış olduğu kağıtlardan bir tanesini indiriverdi. (Vittorio de Sica)

Aforizmalar

Diplomat, bir kadının doğum gününü hep anımsayan, ama yaşını hiç anımsamayan insandır.

Bugünün işini yarına bırakma, mümkünse ertesi güne bırak. (Mark Tibein)

Zaman tünelinden

Kulağına fısıldarım

Çiçeğe sormuşlar, neden açıyorsun?
Çiçek demiş, “Sap itiyor’
Sen sap, neden itersin?
Sap demiş, ‘Gövdedir iten..”
Gövde neden sapı itiyorsun?
Kök de beni itiyor.
Ey! kök; neden itiyorsun?
Topraktır iten...
Koca toprak, ‘Neden bunları itersin?
Toprak der; ‘Sen de toprak olunca kulağına fısıldarım’
(B. Rahmi Eyüpoğlu)

Ne demişler?

- Verdiğini anımsamayan, ve aldığını unutmayanlar kutsal insanlardır. (Elizabeth Bibesco). (Philip Crosby)

- Aldığınızla hayatınızı kazanırsınız, verdiğinizle hayatı kurarsınız.
(Winston Churchill)

- Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zerafetlede yapmak gerekir. (Diderot)

- Başkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır. Zaman tünelinden
(Dostoyevski)

En uzun ömürlü insan

Arlesli Jean Calment’in yaşı modern belgelerle doğrulanmış en yaşlı insandır. 1875’te doğmuş ve 122 yaşına kadar yaşamıştır. Jean Calment’e 121. doğum gününde uzun yaşamasının sırrı sorulduğunda cevabı, her gün yediği ve cildine sürdüğü zeytinyağı olmuştur. Cilveli bir sesle şöyle demiştir: “Kırışan tek bir yerim var, onun da üzerinde oturuyorum!” (Kaynak Cahillikler Kitabı)